• Hastalık Düşman  Değil, Mesajdır

    Hastalık Düşman Değil, Mesajdır

    Hastalık Düşman Değil, MesajdırHastalık, artık ihtiyaç kalmadığında gider.Bu cümle ilk başta sert gelebilir ama…Gerçekten neden hastalanıyoruz?Çünkü bazen, başka türlü elde edemeyeceğimiz şeyleri ancak hastalık sayesinde elde edebiliyoruz.Bilinçaltımız, bastırılmış ihtiyaçlarımızı bedene yükleyerek onları görünür kılıyor.İlaçlarla değil, farkındalıkla iyileşen hastalıklar da var. Ve bu, sandığımızdan çok daha yaygın.Peki hastalık bize ne sağlar?Ve neden beden acıya razı olur?1. Kendine özen göstermenin suçluluk duymadan yoluİlaçlar, testler, vitaminler, bakımlar, terapiler… Hasta olduğunda hepsi “hak edilmiş” olur.Aynı parayı bir stiliste ya da masaja harcamayı dene… İçinde bir suçluluk duygusu beliriyor mu?Ama hastaysan — bu, izinlidir.2. Dinlenme hakkıBirçok kadının bilinçaltında yazılı:“Yalnızca hamileyken ya da hastayken dinlenebilirsin.”Esnek saat, freelance iş? Hayır. Ancak beden düşerse dinlenme izni gelir.3. Yakınlardan ilgi ve şefkatGüçlü, zeki, kendine yeten kadınlara kimse kolayca şefkat göstermiyor.Ancak hastalanırsan, sistem “izin veriyor”: Artık sana bakabilirler.Ve eğer hâlâ görmezden geliniyorsan — beden sinyali büyütür.Ta ki duyulana kadar.4. Dikkat çekmekHastalık bazen görünür olmanın yolu olur.Hakkında konuşulursun. İnsanlar merak eder.Ve ne kadar “nadir” ya da “karmaşık” bir hastalıksa, o kadar “özel” hissedebilirsin.5. Saygı kazanmakAğır acılar çeken biri, hem acıma hem de derin bir saygı uyandırır:“Allah kimseye vermesin…”Ama bir yandan da, insanlar şöyle der: “Nasıl da güçlü, dayanıklı biri!”Eğer kendine ya da başkalarına karşı uzun zamandır saygı hissetmiyorsan — hastalık bu saygıyı almanın bir yoluna dönüşebilir.6. Ertelemek istediğin kararları ertelemenin bahanesiÇocuğun ağır hastaysa, boşanma konusu bekler.Kendin hastaysan, iş değişikliği ertelenir.Bir yakınla ilgileniyorsan, özel hayatını sorgulamaya gerek kalmaz.Beden, o kararı senin yerine erteler.7. Yavaşlamak ve içini duymakHastalık seni yavaşlatır.Ve bu yavaşlıkta, bastırılmış sesler duyulur hale gelir.Bir nefes, bir adım… her şey anlam kazanır.8. “Hasta ne isterse olur” hakkıHastaya saygı gösterilir.Yıllardır eşinden rica ettiğin şeyi bir anda yaptırabilirsin.Kırık kulp bile onarılır, çünkü artık önemlidir.9. Dünyaya başka bir yerden bakmakSadece tavandaki çatlağa bakabildiğin saatler oldu mu?Bir perde kıvrımında hayal gördün mü?Hastalık, seni başka bir algıya taşır.Ayrıntılar büyür, zaman durur.Ve dünya farklı görünmeye başlar.10. Hayatını yeniden değerlendirmekAğır hastalıklar, sahte gerçeklikleri siler.Bir anda yalnızca sen ve çıplak gerçeğin kalırsınız.Ve orada, hayat yeniden yazılır.Bilinçaltınin ihtiyaçlar yok olmaz.Sadece başka yollardan kendini gösterir.Eğer ihtiyaçlarını açıkça ifade etmeyi öğrenememişsen, beden devreye girer.Ve bu ihtiyaçları hastalık aracılığıyla almaya başlarsın.Çocuklarda ya da doğuştan hastalıklarda bile — annenin bilinçaltı ihtiyacı etkili olabilir.İşe gitmemek, ilgi görmek, anlam bulmak…Tüm bunlar bazen “hastalık” kimliğiyle karşılanır.Bunu doğrudan kabul etmek kolay değil.Ama farkındalık adım adım gelişir.O zaman ne yapmalı?1. Kendine sor: Bu hastalık bana ne kazandırıyor?       Gerçekten dürüst bir liste yap.2. Her maddeyi hisset.         Kendini suçlama. Kendine şefkatle bak.         Bu, hayatta kalma yöntemindi. Şimdi       farkına varıyorsun.3. Aynı ihtiyaçları başka yollarla karşılama izni ver kendine.       Dile getir. Talep et. Kendini duy ve ifade et.        Hastalık, artık ona ihtiyacın kalmadığında gider.Ama önce… onu duyman gerekir.

    Devamını Oku
  • İlişkide Nezaket

    İlişkide Nezaket

    Diyorlar ki, nezaketi öğrenemezsin. Gerçekten de öyle, bu beceri otomatik olarak zihinle, bilimçsizce öğrenilmiyor.Bu beceri kalbinden geçerek, ruhunun dikkati ile karıştırılarak ve farkındalık sürecin sayesinde ve Ben – öğrenciyim pozisyonundan oluşur.Doğru şeklinde çatal bıçak tutmaya öğrenebiliriz, insanlar arasında nezaketli davranabiliriz, doğru zamanda teşekkür ederek ve rica ederek… ama kendine şu soruları sormaya öğrenemeyebiliriz: Benim söylediklerim başka insanın tarafından nasıl algılanıyor? Benim şakalarım, sözlerim, sorularım, benim katılığım, benim prensiplerim onu acıtıyor mı?Nezaketsizlik birkaç örnekte göstermek istiyorum:1.      Değerler seviyesinde nezaketsizlikBir kişi için onun projesi, onun fikri ne kadar önemli olduğunu bildiğimiz halde değersizleştirmeyi çalışıyoruz, dalga geçiyoruz, eğleniyoruz… bizim için onun işi eğlence alanı Ya da anlıyoruz ki kişi için onun inancı, onun meditasyonları, onun pratık ettiği şeyler önemli, ama arada bir ona takılıyoruz, çünkü o takıntılı olduğunu, fanatik olduğunu, garip olduğunu, geride kalmış olduğunu, tuhaf olduğunu, olması gereken gibi olmadığını düşünüyoruz. Ya da eşimiz için onun hobi çok önemli olduğunu görüyoruz ve eşimiz aile aynı zamanda hiçbir şeklinde ihmal de etmiyor. Ama belki inattan dolayı, belki kıskançlıktan, belki de onun dünyasının merkezine kendimizi koymak istediğimizden dolayı… onun hobi hakkında olumsuz yorumları yapıyoruz, eksikleri buluyoruz, dalga geçiyoruz. Nezaketsizlik insanları uzaklaştırıyor. Başkası için değerli olana değer vermediğimizde kendimize karşı nasıl yaklaşımı bekliyoruz ki? O kişinin kalbinin bahçesine girip çiçekleri koparmaya, dalları kırmaya, canlı olan her şeyi yok etmeyi, güzel şeyleri yok etmeyi başlamak ve ‘Sadece ben senin kalbinde yaşayacağım, geri kalanları yok edeceğim’ diyerek gibi bir şeydir bu… Sevdiklerimizin kalplerinde kocaman dünya var, evren var. Orada her şeye ve herkes için bolca yer var. Sevdiği her şey için, başardığı her şey için, beğendiği her şey için… Hiç kimse bizim yerimizi kapamaz, alamaz. Sadece biz kendimiz sevdiklerimizi kendimizden uzaklaştırabiliriz. Ve bunun temelinde nezaketsizlik yatıyor. 2.      Nezaketsiz sorular, istenmeyen dersler ve tavsiyeler. İnsanı kalbinin en derinliklerinden yaralayan sorular bu. Kilolu kızı sormak gibi: ‘Ne zaman kilo vereceksin?’Yalnız kişiye geçmiş yaşamların karmaların ödemesi yapıyorsun söylemesi gibi…Seninle dünyaya bakış açısı farklı olan kişi deli olarak adlandırmak gibi…Neden hala: evlenmedin/ boşanmadın/ bunu anlamıyorsun/ çocuk doğuramıyorsun/papatya içmiyorsun / vitamin kullanmıyorsun / iyileşemedin / zengin olmadın/ bahçe ekmedin/ temizlik yapmadın...?Bu sorular nezaketsizlikten sorulduğunda yarar getiremez ki. Bu sorular acıtmak, dokunmak için, yardım etmek için değil. Bu sorular kendi üstünlüğü göstermek, daha iyi olduğunu ön plana çıkartmak için, başkasını aşağı indirerek… 3.      Nezaketsizlik ve kişisel sınırlar o   Sen meşgul olduğunu benim için önemli olmadığını, beni dinle, benim söylediğini yapo   Sen yalnız kalmak istediğini benim için önemli değil, ben seninle olmak istiyorumo   Sen yorgun olduğunu benim için önemli değil, ben enerji doluyum ve bu enerji harcamak istiyorumo   Senin planların bugün için ne olduğunu önemli değil, benim planlarıma uyum sağlao   Senin sabah ritüelleri benim için önemli değil, sen bugün ne yapacaksın ben dün karar verdimo   Senin ruh halin ne olduğunu önemli değil, benimki gibi olmalıo   Senin bakış açısı benim için önemli değil, benim gibi düşünmeni istiyorumNe yapacağız, nerede başlayacağız bu, belki bizim için yepyeni beceri, öğrenebilmemiz için? Nezaketi nasıl öğreneceğiz?1.      Kendimizden başlayacağız Kendinizi izlemeye başlayın:-         Benim davranışlarım, benim sözlerim başka insanların kalplerinde ne uyandırıyor?-         Bugün ben hangi durumlarda nezaketsiz davrandım?-         Gelecek için nasıl sonuç çıkartabilirim bunlardan?-         Bu kişi ile iletişim kurduğumda hangi konuları hiçbir zaman dokunmayacağım?-         Aynı düşünce ama daha şefkatli, dalga geçmeden nasıl paylaşabilirim?Kendi bakış açısında kalarak dikkatli olmak ve şefkatli davranmak her zaman mümkündür. Bu nezaketin bilgiliğidir. Ve birini uyarmamız gerekiyor ise, hoşlanmadığımız bir durum olduğunu ifade etmemiz gerekiyor ise duygusal yıpranma olmadan, psikolojik şiddet olmadan bunu yapabilmeliyiz. 2.      Uzaklaşma Size karşı nezaketsizlik uygulanıyor ise ve konuşmalar bir fayda etmiyorsa o zaman uzaklaşma tekniği kullanabilirsiniz.Bu teknik terapi yerine geçebilir, eğer geçici ise... eğer biz kırgın değilsek, öfkeli değilsek, intikam almıyorsak ve manipüle etmeye çalışmıyorsak. Yani iyi niyetliyiz, ama yaşadığımız acı artık başka yolumuz kalmıyor, bizi dumuyorlar.Hatırlayın ki, herkese ve her zaman bizim canımız acıyor söylemek gerekmiyor, çünkü:o   İlerleyen zamanlarda bizi manipüle edebilmesi için kullanabilirler (ben senin hassas noktasını biliyorum ve onu bundan sonra kullanırım)o   Olumsuz duyguları bizim üzerinde boşaltması neden olabilir (benim canım acıyor seninki de acısın)o   İsteğimiz hiç anlaşılmayabilir, çünkü bizim değerlerimiz başka kişinin değerlerinden çok çok uzak olabilir ve karşımızdaki kişi şaşkınlık yaşayabilir: ben ne dedim ki?Ama eğer bir şans bile olsa bizi duyabilecek, bizi anlayacak değer verdiğimiz kişi, o zaman konuşma imkanımızı kullanıp daha sonra kişiye bunu üzerinde düşünme fırsatı tanımalıyız.Bu önemli. Çünkü anlamak için ve farklı bakış açısına sahip olabilmek için kişi buna doğru giden tüm basamakları geçmeli:-         Reddetme basamağı (ne oldu ki? Hiçbir şey olmadı ki… neden kavga çıkarttı ki?)-         Suçlu bulma basamağı (sen bunu yapmasaydın, bu böyle olmasaydı, ben sana söylemiştim, senin yüzünden…)-         Hızlıca her şeyi çözmek çabası, psikolojik konfor alanına dönebilmek için (ben çok endişe ediyorum, ben ağlıyorum, kendimi kötü hissediyorum, herkese affedelim artık, çabuk çözelim de gezmeye gidelim)-         Kendini suçlama basamağı (benim suçum, benim yüzünden, keşke söylemeseydim, yapmasaydım)-          Söyleyene karşı öfke basamağı (değişim acıtıyor, bundan dolayı sorun bende değil, sende)-         Kendini koruyabilmek için kırgın olma basamağı (kırgın olana kırılmıyorlar, siz beni acıttınız, kırgın olmak için bahane bulurum, siz daha benden özür dileyeceksiniz)-         Hüzün basamağı (her şeyi kaybettim, iyi şeyler gitti bitti, artık her şey kötüye gidecek)-         Hayal kırıklığı basamağı (hiç arkadaş olmasaydım keşke, uğraşmamam gerekiyordu)-         Umursanmaz olma basamağı (yoruldum, ne yaparsınız yapın umurumda değilim)Neden önemli çünkü kişi anlamalı onun söylediği sözler, gerçekleştiği eylemler kendileri arkasında sonuçları getirecek.Nezaketsizliği hakkında konuştuk, daha çok konuşabiliriz, daha çok şeyler yazılabilir, örnek verilebilir. Nezaket hakkında konuşulacak az şeyler var, ama konuştuğumuzda ruhumuz konuşur.Kalbimizin dilinde nezaketli olmak:o   Sen benim için önemlisin, seni seviyorumo   Evet, benim kendime ait bakış açım var, her şey kaderlerimizde ve düşüncelerimizde aynı olmayabilir, ama duygularda olur… bundan dolayı kendim kalarak çok istiyorum ki, sen de benim yanında kendin olo   Farklı olan ol, inançlı ol, ilişkileri değer veren ol, profesyonel ol, sanatsal ol, ilginç ol, benden farklı ol…Ama önemli olan sevildiğim kişi ol, yumuşacık ol, benim için değerli ol. Seni seviyorum ve bu şeklinde kabul ediyorum, saygı duyurum senin bakış açısına, senin dünyaya…Yapabildiğim kadar,Becerebildiğim kadar,Öğrenebildiğim kadar,Tüm kalbimle…  Sevgi ile olun

    Devamını Oku
  • Kıskançlıktan özgürleşme yolları

    Kıskançlıktan özgürleşme yolları

        Kıskançlık toplumun tarafından kabul edilmeyen ve yargı ile karşılanan duygu. Bundan dolayı yetişkinler bu duyguyu  hep saklamaya çalışırlar, ama çocuklar bunu beceremiyorlar. Çok sıkça çocuk parklarında ağlama ve bağırma sesleri duyabiliriz: Bende onunki gibi oyuncak istiyorummm!!!Gerçekte kıskançlık bir şeyin eksik olduğunu göstergesidir, başkasında var olanın ve onda olmayanın. Bu duygu hiç konforlu değil, özellikle onu tatmin etmek için bir imkân yoksa. Kıskançlığı gizlemek için  o kadar çok yöntem geliştirdik ki biz…Kıskançlık aslında bu başkasının başarısının karşısında oluşan yas duygusu. Herkes kıskanır! Eğer kişi diyorsa Ben kimseye kıskanmıyorum çok da dürüst değil kendisi ile. Kıskançlık insanoğlunun gelişin sürecinin içerisinde ortaya çıkan bir duygu. Ve bir zamanlar pozitif amaçla kullanılıyordu: kısıtlı kaynakların olduğu zamanlarda hayatta kalmaya sağlıyordu.Kıskançlığının çeşitleri:·       Zehirli kıskançlık: bende bu yoksa onda da bu olmasın·       Bencillik kıskaçlığı: bende bu var, ama o olmamalı·       Kara kıskançlık: onunki benim olmalı·       Beyaz kıskançlık: onda varsa bende de olmalı·       Kurtarıcı kıskançlık: bende varsa onda da olmalı·       Fedakârlık kıskaçlık: bende yoksa onda olmalı·       Kurban kıskançlık: onda yok, bende de olmasın Toplulukta hiç kimse açık açık söylemiyor Ben seni kıskandım. Genellikle farklı şeklinde kıskançlığı tespit edebilme imkânımız var. Bu duyguya kapılan insanların en sık kullandığı davranış modellerinden birkaç tanesi paylaşıyorum1.      Kaçma.Kıskandığı kişi ile aynı ortamda bulunmamaya özen gösterme2.      Küçümseme Kıskandığı kişinin başarıları küçümsemeye yönelik sözlerinde, eylemlerinde bulunma3.      Başkasını kıskandırmaElde ettiği başarısından daha aşağıda olan kişilerle temasta olma çabası. Yani başkası beni kıskansın. Ama seçtiği bu yol eksik olanı sadece kompanse ediyor.4.      İntikamÇok güzel saklanmış, kapatılmış genellikle olur intikam. Kişi bilerek kıskandığı kişi ile iletişimde kalıyor, sık görüşüyor ki başkasının yanında onunla dalga geçebilmek için, küçük düşürmek için.Kıskançlıktan özgürleşmek için ilk adım önce o olabileceğini ihtimal verebilmektir. Olabilir diyebilmektir. Çünkü kabul etmediğimiz hiçbir şeyi değiştirmemiz imkânımız yoktur.Bugün kıskançlıktan nasıl özgürleşebiliriz birkaç tane ip uçları vermek istiyorum1.      Öz değeri ile çalışınBinlerce araştırma yapıldı psikologlar tarafından, bilim adamlar tarafından öz değer hakkında. Ve şöyle bir bağlantı keşfedildi: öz değer ne kadar yüksek ise kıskançlık seviyesi o kadar azdır. Bunun nedeni çok basit aslında. Kişi onunla her şey yolunda olduğunu emin ise, onun hayatında en iyisi olduğunu emin ise başkasını kıskanmak, başkasını ne yaptığını bakmak gerek yoktur. Bundan dolayı sahip olduğumuz olanları değer vermeye öğrenmek önemlidir.  2.      Sahip olduğunuz imkanlara göre hedef belirleyinÇoğu zaman kıskançlığının ve tatminsizliğin çocukluk döneminde oluşur. Eğer anne ve baba bize ikna etti ise başarılı kişide bir çuval para var, yurt dışında tatil yapıyor ve birkaç tane üniversite bitirdi, o zaman öylesine mutlu olmak çok zordur. Mutluluk çok geniş bir kavram ve herkes için farklıdır. Şehir dışında küçük evinde de mutlu olunur, çocukla gezmeye çıktığında da. Önemli olan bunu kabul etmek ve anlamak. Kıskançlık kendiliğinden kaybolur. 3.      Başkasının hayatını yaşamak yerine kendi hayatınızı yaşayınGerçekten ilginizi çeken, sizi neşelendiren, sizi mutlu eden bir şey yapınız. Moda olanı, başkasının yaptığını olanı değil. O zaman başkasını ne yaptığını bakma zamanınız olmaz ve kendinizi başkası ile kıyaslamazsınız. 4.      Kendinize karşı acıma duygusundan vazgeçin.Yazık bana, ben şansızım, kaderim bu diyen veya düşünen kişiler genellikle hiçbir şeye ulaşamazlar. Sahip oldukları enerjileri acıma duygusuna dönüştürerek başkasının hayatlara özenerek zaman geçiriyorlar. Eminim hepimizde elde ettiğimiz yetenekler, becereler var ve onları nasıl kullanabilirim sorusuna yönelmek çok daha verimli sonuçları getir. 5.      Derinlere bakınızGerçekte güzel kaplamanın arkasında ilginç şeyler saklanıyor. Bu problemler olabilir, dinlenmeden çalışma olabilir, kişinin geçmesi gerektiğini problemler olabilir sahip olduğu şeylere kavuşabilmek için. Kendinizi sorunuz: neyden vazgeçmeye hazırsınız ve neyi daha sonraya erteleyebilirsiniz istediğinizi ulaşmak için. Belki o zaman başkasında gördüğünüz olan o kadar cazip gelmeyecektir ve duruma farklı bir şeklinde bakabilirsiniz 6.      Kıskançlık her zaman kötü bir şey değildir. Kıskançlık yıkıcı olabilir, ancak yeni bir şeyi yapmamızı de motive edebilir, zafere ulaşmamızı sağlayabilir. Çok sağlıklı bir motivasyon aracı olmasa da bazı kişiler için belirli bir süre iş görür. ThetaHealing tekniğine ilk başladım zamanlarında analitik zihninde yaşamaya çok alışıktım, kimyager ve ekonomi alt yapım ister istemez etki ediyordu o dönemde. Yapamamak, görememek, anlam verememek o dönemlerde en sık yaşadığım duygulardı. Ama benim ilerlememi sağlayan bir düşünce vardı: Biri yapabildiyse ben de yaparım. Çok sağlıklı değil. Ama belirli bir seviyeye ulaşana kadar çok faydalı oldu.Sadece siz karar verebilirsiniz kıskançlık enerjisi nasıl kullanırsınız. 7.      Biri sizi de kıskanıyorEğer tamamen dürüst olursak sizi da kıskanan insanı görebiliriz. Küçük bir su serpme olsa, ama sahip olduğunuz şeyleri, hayatı, pozisyonunuzu yeniden değerlendirebilme fırsatı sunar. Belki de aslında bir zamanlar hayal ettiğiniz şeyler şimdi zaten hayatınızda sadece rutine dönüştü için artık göremiyorsunuzdur 8.      Farklı eylemleri gerçekleştirinHiçbir zaman unutmayın, aynı şeyleri yaparak farklı bir şeyi beklemek umutsuzdur. Belki yürüdüğünüz yolunun yönü biraz değiştirmek gerekiyor ve çok istediğiniz şey zaten kendinden gelir. Değiştirmeye, değişmeye korkmayın.  Hayat değişimlerden oluşuyor. 9.      Çevrenizi değerlendirinNe kadar desek de çevremden etkilenmiyorum, bu tam olarak doğru değil. İnsanlar sahip oldukları yaşam bakış açılarla, düşüncelerle bizi etkiliyorlar. Fark etmeden bile şikayetler ve kıskançlığının bataklığının içinde sıkışıp kalabilirsiniz 10.  Düşüncelerinizi ve sözlerinizi kontrol altına alınKullanıldığınız kelimeler arasında: Ben yapamam, Ben kaybettim, Bu çok zor, Çok çabalıyorum kaldırın tamamen. Birisinde hoşunuza giden bir şey gördüğünüzde Şok oldum demek yerine Hayranlık duyurum demesi o kişiyi mutlu eder. Çünkü gönderdiğimiz enerji bize geri dönme alışkanlığa sahiptir. Size ne geri dönmesi istersiniz?   Sevgi ile olun

    Devamını Oku
Tüm Yazılar
Kişisel Sınırlarınızı Koruyabiliyormusunuz?

Kişisel Sınırlarınızı Koruyabiliyormusunuz?

Bağımsız ve kendi hayatının yaratıcısı olmak her bir bireyin en önemli hedeflerinden bir tanesi hayat yolculuğun boyunca. Ve kendi kişisel sınırları belirleme becerisi, eşsiz birey olarak kendini yansıtmak bu sürece en etkin yoludur. Birçok kişisel problemlerin sebebi net şeklinde belirlenmemiş sınırlarla bağlantılıdır. Bundan dolayı psikolojik sınırları belirleme süreci çok önemlidir. Kişisel sınırlar nedir?Kişisel sınırlar bu dünyada kişiyi ayrı bir Ben olarak belirlenen sınırlardır. Kişinin psikolojik alanı oluşturan ve başka insanlarla uygun etkileşimi sağlamaya destekleyen, kişisel ilgi alanı, hedefleri ve istekleri belirleyen sınırlardır.Kişisel sınırlar nasıl oluşur?İnsanın kendi etrafında oluşturduğu kişisel sınırlar çok esnek alandır. Kişisel sınırlarının yapısı çevremizde olan insanlardan kaynaklanan değişkenliği gösterebilir. Kendi kişisel sınırları net bilen insan ona karşı nasıl davranış sergilenmesi gerektiğini kendisi karar veriyor. Ne zaman ve hangi durumlarda Hayır denmesi gerekiyor.Kişisel sınırlar hayat boyunca devamlı oluşan, gelişen ve değişkenliği gösteren bir şeydir. Doğumdan sonra kişinin psikolojik alanına yetersiz özen illerdeki zamanlarda büyük sorun yaratabiliyor. Hayır diyememek, kolay şeklinde etkilenmek, kendi isteklerinden vazgeçmek, değerlerinden ve düşüncelerinden vazgeçmek onlardan bazıları. Başka insanlar etkileşim süreci içerisinde kişi ne kadar sıklıkla kendi benliği unutuyor, başkasının eylemlerinden dolayı rahatsızlık duyuyor? Kişisel sınırların eksikliği göstergesi nedir?·       Başka insanlarla zor etkileşim içine giriyorsunuz, kenarda kalarak kendine göstermemeye tercih ediyorsunuz, kendi bakış açısı dile getirmemeye çalışıyorsunuz. Kapanmanız düşük öz değer ve yüksek endişe seviyesi göstergesidir.·       İstemeye sevmiyorsunuz ve ‘’her şeyi kendim halletmeliyim’’ prensiple yaşıyorsunuz. Asıl sebebi sizin isteğiniz reddedilmesinden korkuyorsunuz, kendinizi bu isteğe/hediyelere/desteğe bilinçsizce layık görmeye bilirsiniz. Bunun sebebi çoğu zaman çocukluk döneminde saklıdır. ·       Sürekli endişe ve tedirginlik içerisindesiniz. Kendi kararları ile şüphe duyurusunuz. Ve bu ne olduğunu hiç önemli değil: akşam saatlerinde yediniz kek ya da 20 yıl önce yaptınız meslek seçimi, düşünce içinde sürekli – ‘’yapmasaydım mı?’’ soru dolaşıyor. ·       İlişkiler içerisinde kaybolmaya alıştınız ve her zaman partner ilk sıraya yerleştiriyorsunuz. Onun istediği yerde tatil yapıyorsunuz, onun istediği arabaya biniyorsunuz, akşam yemeğinde onun sevdiği köfte yiyorsunuz.·       Başkası için yaşıyorsunuz. Öz değeri düşük insanlar kendini aslında tanımıyorlar, kendi istekleri ve ihtiyaçları bilmiyorlar, nereye gittikleri anlamıyorlar. Her şeyde başkasına bakarak hareket ediyorlar, başkasının hayatı yaşıyorlar.·       Kendinizi sürekli başkası ile kıyaslıyorsunuz ve sürekli yetersiz olarak kendinizi görüyorsunuz. Her bir kişinin güçlü yanları vardır ve onları eğer göremiyorsanız kendinizi değersizleştiriyorsunuz, kabul etmiyorsunuz. ·       Tam olarak ne istediğinizi bilmediğinizden dolayı aldığınız kararları sürekli sorguluyorsunuz. Başkasından tavsiye alıyorsunuz ve hala şüphe duyurusunuz. Bu içsel değerleriniz hala netleşmediğini göstergesidir. Kişisel sınırların çeşitleri Kişisel sınırlar kavramı birçok faktörlerden oluşuyor, bundan dolayı bu konu birkaç çeşite yarılıyor. 1.       Fiziksel sınırlar.Çocuğunun daha bu dünyaya gelmeden oluşan temel kavramdır. Kendi bedeni hissetmesi ve kısıtlı kişisel alan.Kendi bedenini yönlendirebilme, kendi kabul edilme, çevreyle etkileşim içerisinde olabilme, güvenli alana sahip olma gibi faktörlerden oluşuyor. Sağlıklı fiziksel sınırlar kişiye bedenini kontrol edebilme hissiyatı veriyor, kendini güvende hissetmesi sağlıyor, saldırıya karşı geçirmez olduğunu becerisi kazandırıyor. Doğru şeklinde inşa edilmiş fiziksel sınırlar çocuğa çevreyle sağlıklı etkileşim sağlanması yardımcı oluyor.2.       Sosyal sınırlar.Hayat boyunca kişi birçok sosyal rol üstleniyor, zaman içerisinde farklı mevkilere ve topluluğun içerisinde farklı statüleri elde ediyor. Ve sosyal sınırlar kavramı sorumlulukla bağlıdır. Sosyal sınırları inşa ettikçe kişi özel alan, önemli ve önemsiz kişiler, kendini ilişkiler içerisinde keşfediyor. Çevremizdeki her bireyle ayrı ayrı sınırları oluşturmamız gerekiyor. Eğer bu sınırlar net değilse, kişi sağlıksız etkileşim modeline gelebilir: uzakta kalma isteği, başkasını kontrol isteği ya da kurban olma modeli.3.       Ruhsal sınırlarRuhsal alan duyguları, hisleri, değerleri, istekleri, hedefleri ve düşünceleri kapsıyor. Bütün bu faktörler hayat stratejimizi direk etkileyen faktörlerdir. Bu sınırları üzerinde genellikle televizyonda konuşulan, birinin yargıları, yakın kişinin ona uygun olması beklentisi etki ediyor. Kişinin değerleri yok saydıkça, kişi kendine inancını, yaşam amacını ve özgür olma hissini kaybediyor. Sağlıklı kişisel sınırlar – sağlıklı iletişim kurabilme becerisinin temelidir. Eğer sınırlar ihlal ediliyorsa bu olumsuz duyguların yaşanması, yakın insanlarla ilişkilerin bozulması sebep oluyor. Sadece sağlıklı benlik algılanması kendine ve başkasına şefkatle yaklaşması sebebiyet veriyor.  Kişisel sınırlarınız ne kadar ihlal ediliyor?Aşağıdaki testi yaparak sizin kişisel sınırlar ne durumda olduğunu kendi kendiniz kontrol edebilirsiniz.  TEST ‘’ SİZİN KİŞİSEL SINIRLARI’’Başkası ile uyun içerisinde yaşayabilmek için kendinizin kişisel alanınızınız sınırları bilmek yetmeyebilir, onları belirtmemiz gerekiyor. Sizin için hazırladığım test kendinizin kişisel alanınızın sınırları ne kadar iyi koruyabiliyorsunuz anlamanızı sağlar. Farklı durumları okuyunuz ve cevap olarak sizin genellikle sergilediğiniz davranışına göre cevabı seçiniz. Bu test sadece kendinizi tanımak için hazırlanmıştır.1.       Sizin partneriniz belli ki yorgun: onu hiçbir şey mutlu etmiyor ve çok isteksiza)       Siz sessizce endişe ediyorsunuz. Ne yapalım. Yapılacak bir şey yokb)      Ona vitaminleri alıyorsunuz ve daha sık dışarıya çıkartmaya çalışıyorsunuzc)       Ne olduğunu anlamak için onunla konuşmaya çalışıyorsunuzd)      Onu silkelemeye çalışıyorsunuz: bu şeklinde devam ederse ben giderim 2.       Arkadaşınızın doğum günü kutlaması için ona akşam yemeye davet ediyorsunuz. Arkadaşınız aşırı pahalı restoran seçiyor.a)       Hemen kabul ediyorsunuz. Cimri olduğunuzu düşünmesin diyeb)      İtiraz ediyorsunuz:’’ cebimde milyarlar mı var düşünüyorsun?’’c)       Para ile olan sıkıntısı anlatıyorsunuz, o anlard)      Restoran seçimi bana ait olacağını söylüyorsunuz, çünkü sürpriz olmasını tercih ediyorsunuz 3.       İş arkadaşınız çok iyi durumda değil. Ona yardımcı olabilmek için baya emek harcıyorsunuz. Patron çok mutlu olup sonucu ile ona teşekkür ediyor ve prim veriyor.a)       ‘’Umut ediyorum ki, en azından bana minnettar’’b)      ‘’Umut ediyorum ki şimdi kendini daha iyi hissediyor’’c)       ‘’Tüm işini ben yaptım söylemem gerekiyor’’d)      ‘’Ne olursa olsun yaptığım şeyle gurur duyurum’’ 4.       İkinci kez partneriniz planlarınızı değiştiriyor, çok işim var diyerek. Sizin tepkiniz a)       Ne kadar bencil! Üçüncü kez bunu yapmasına izin vermem!b)      İlişkileriniz hakkında konuşma zamanı geldiğini düşünüyorsunuzc)       Ona yardımcı olabilmek için ısrarlı davranıyorsunuz. d)      Partneriniz gerçekten çok yoğun olduğunu anlıyorsunuz 5.       Çocukluğunda kumdan kale yaptınız ve başka bir çocuk onu hemen yıktı…a)       Ona tepki göstererek hemen yeni bir tane yapmaya başladınızb)      Kalenizi bozan çocuğunun kendi kalesini yapmasını beklediniz sonra onu yıktınızc)       Çok üzülerek, çaresiz hissederek her şey olduğu gibi bıraktınızd)      Çok öfkelendiniz, çocuğu dövmek istediniz 6.       Sizin yeni komşunuz nerdeyse her akşam size çay içmek ve sohbet etmek için geliyorlar. Bugün de geldilera)       Yorgun olduğunuzu ifade ediyorsunuz: aşırı yapışkan oldukları belki anlarlarb)      Dikkatli kelimeleri seçerek akşamları sessizlik içinde ve dinlenerek geçirmeye tercih ettiğinizi dile getiriyorsunuzc)       Durumundan hiç mutlu değilim ama komşularımla iyi olmak zorundayımd)      Çay demlemeye gidiyorsunuz: komşularımı daha iyi tanıma fırsatım var 7.       Sizin en iyi arkadaşınızın kocasını başka bir kadınla el ele tutunduğunu gördünüz. Daha sonra onunla karşılaştığınızda:a)       Onu görünce pozitif ve neşeli kalmaya başaramıyorsunuzb)      Gördüklerinizin hakkında hiç kimseye hiçbir şey söylemiyorsunuz. Bu durum sadece onları ilgilendiriyorc)       Arkadaşınıza her şey anlatıp kocasını terk etmesini gerektiğini soyluyorsunuzd)      Arkadaşınızın kocasının yanında kendinizi çok rahatsız hissediyorsunuz 8.       Anneniz siz hala bekar olduğunuz için çok endişe ediyor ve sizi ‘’harika’’ biri ile tanıştırmaya ısrar ediyor a)       ‘’Bekar hayatımı çok seviyorum!’’b)      ‘’Tamamdır’’ – yeter ki beni rahat bıraksınc)       ‘’Kendi partnerimi kendim seçebilecek yaşındayım’’d)      ‘’Zevklerimiz aynı olduğumu düşünmüyorum!’’ 9.       Gece. Saat 1.00. Yeni uyudunuz ve yakın arkadaşınız telefonda arıyor. Durumu hiç iyi değil.a)       Onu sabırla dinliyorsunuz. Arkadaşlar bunun içinb)      Ona destek olmak için arabaya atlayıp yanına gidiyorsunuzc)       Birkaç tane işi yarar tavsiyesinde bulunuyorsunuz ve sabah tekrardan görüşelim diyorsunuzd)      Çok geç olduğunu söylüyorsunuz. ‘’Sabah olan, hayır olan’’ 10.    Cuma akşamı ve partnerle plan yaptınız. Patronunuz iş yerinde kalıp bitmemiş işleri tamamlanmasını sizden istiyor.a)       Hayır, yoksa bu alışkanlık hale gelirb)      Tamamdır, ancak pazartesi izinli olacağımc)       Siz olmadan işler yürümediğini hissetmek gurur vericid)      Mecbur iş yerinde kalıp işinizi tamamlıyorsunuz ve patronunuza çok kızgınsınız 11.   Arkadaşınız düzenli olarak onun iki çocuğu bakması için size bırakıyor dışarı çıkabilmek içina)       Kendinizi iyi hissettiniz zaman kabul ediyorsunuzb)      Onun da eğlenme hakkı varc)       Beni kullanıyor! Bir sonraki kez kesinlikle kabul etmeyeceğimd)      Harika bakıcı buluyorsunuz arkadaşınız için 12.   İş yerinde en az etkin çalışanı sizinle proje üzerinde ortak çalışmada olmak zorundasınıza)       ‘’Ben ona her şeyi öğretirim, böylece harika sonuç ortaya çıkar!’’b)      ‘’Farklı biri ile çalışma talep ederim!’’c)       ‘’Anlaşılan iki kat fazla çalışmak zorunda kalacağım’’d)      ‘’Bana ait bölümünü sadece bitireceğim’’  TEST SONUCUEn çok hangi cevaplardan verdiğinizi hesaplayınızEN ÇOK CEVABINIZ ‘’A’’Alanınıza girilmesi karşı koymaya başaramıyorsunuz. Aşırı hassas insansınız. Sizin arkadaşlarınız, akrabalarınız sizden günün her saatinde sizden destek alabileceklerini iyi biliyorlar. Ve genellikle bunu yapıyorlar, size rahatsızlık verebileceklerini hiç düşünmeden. Bundan dolayı sizin alanınıza bu kadar sık bir şeklinde müdahale yapılıyor, kişisel sınırlarınızı belirtmeye hiç denemediniz bile. Sabrınız son noktaya gelince kızgınlık ve kırgınlık duygular ortaya çıkmaya başlıyor, ve çevrenizdeki insanlar size karşı tamamen düşüncesiz davrandıkları onları suçluyorsunuz. EN ÇOK CEVABINIZ ‘’B’’Kendinizin alanızın dışında başkasının alanı da ilginizi çekiyor. Aşırı derece enerji harcıyorsunuz. Yakınlara destek vererek. Bazen yakınların yaşadıkları durumları sizinkilerden daha önemli olduğunu düşünerek yaşıyorsunuz. Biri zor durumda olduğunu görünce anında ona ısrarla yardım etmeye çalışıyorsunuz. Mutlaka ve mutlaka o destek vermek zorundasınız. Arada bir başkasının sorumlukları üzerine alıyorsunuz.  Hükümdar olmak hiç niyetinizde yok, sadece sevdiklerinizi korumaya çalışıyorsunuz.  Peki kurtarıcı olmak sizin için neden bu kadar önemli? Belki bu kahramanlık yakınlarınızdan onay almanızı sağlıyor? Onların söylediği sözler size güç mu veriyor? Daha iyi hissetmenizi sağlıyor?  Sadece hatırlayın ki, bazen bu şeklinde davranarak başkasına kendi bakış açıları dayatabiliyoruz. Ve onlar farklı şeklinde durumu değerlendiriyor olabilir. EN ÇOK CEVABINIZ ‘’C’’Kişisel alanınızı çok güzel koruyorsunuz. Kendinizin değeri bilen ve aynı zamanda kendinin zayıf yanları tanıyan bir kişi gibi tanımlıyorsunuz. Kişisel sınırlarınızı çok net bir şeklinde belirliyorsunuz. Daha doğrusu kendi duygularınızın ve hislerinizin farkındasınız ve onları ifade etmeye biliyorsunuz. Ne istediğinizi biliyorsunuz ve rahatlıkla dile getiriyorsunuz. Hoşunuza gitmeyen bir şey varsa soyluyorsunuz. Kısacası kişisel sınırlarınıza saygı duyulması sağlayabiliyorsunuz. Yakınlarınız bunu çok net hissediyorlar ve sizi rahatsız etmiyorlar. Dengeli yaşama giden yol kendine ve başkalarına saygı gösterilmesi ile başlar temelini çocukluğunda almış olabilirsiniz. Ya da kendi sınırlarınızı fark edebilme becerisi çok büyük içsel çalışması ile kazandınız. EN ÇOK CEVABINIZ ‘’D’’Alanınızı koruyorsunuz. Hayatınızın her anı kişisel sınırları korumaya çalışıyorsunuz. Başkasının etkisinde kalmaya sevenlerden değilsiniz. Eğer biri size zor durumunda yardım etmeye çalışıyor ise, bunu sınırların ihlali gibi algılıyorsunuz ve destek almaktan kaçınıyorsunuz. İç gücünüz ve karakteriniz hayranlık uyandırıcı, kararlılığınız sizinle tartışma isteği tamamen ortadan kaldırıyor.  Tehlikeli durumlarda böyle bir yaklaşım çok doğal. Ancak aşırı tedbirli olmak güven duygunuzu yok edebilir. Bazen etrafınızda sadece düşmanlar olduğunu hissediyorsunuz. Sizin alanınıza girebilecek ve işgal edecek yabancıları anında sezgisel olarak fark ediyorsunuz. Onları yolunuzdan kaldırmaktan büyük keyif alıyorsunuz.  Kendi kişisel sınırları onarmak için neler yapabiliriz.Kişisel sınırlar ile ilgili problemler üzerinde çalışma çok önemli ve profesyonelden destek almanızı tavsiye edilir. Aşağıdaki sorulara vereceğiniz cevaplar aslında sizin kendiniz için kişisel sınırlarınızı belirlemesi yardımcı olacaktır. Bazen zihnimiz bilmediği şeyleri öğrenebilmek için çeşitli olasılıkları yaratır. Ve bu olasılıkları deneyimleyerek keşif içinde olur. Vereceğiniz cevaplar sizin bedeninize karşı nasıl davranılması gerektiğini, sizin istekleriniz ve ihtiyaçları nasıl algılanmalı keşfetmiş olursunuz.·       Hangi insanlar sizi dokunabilir? Kimi kendi evinizde görmek istemezsiniz? Bu insanlar evinize geliyor mu?·       Sizin kişisel alanınızın sınırları nedir? Hangi durumlarda ve hangi insanlara bu sınırları gevşetmesi izin veriyorsunuz? Evinizin içinde yalnız kalabileceğiniz bir alan var mı?·       Hangi size ait eşya başkasına hediye edebilirsiniz veya ödünç verebilirsiniz? Hangi insanlar sizin özel eşyaları kullanabilirler? (Elbise, para, araba)·       Tavsiye istemediğiniz halde size verilen tavsiye sizi etkiliyor mu? Ne kadar sıklıkla başkasına tavsiyelerde bulunuyorsunuz?·       Kendi yaşam değerleri biliyor musunuz? Başkasının etkisi altında kalarak kendi değerleri hiç değiştirdiniz mı? EGZERSİZLERKendinizin kişisel alanınızı yapılandırmak için bu egzersizleri yapabilirsiniz 1.       SİZE AİT ZAMAN Hafta içinde kendinize zaman ayırınız. Ev işleri halletmek için bu zamanı harcamayınız. Yada başkalarına yardımcı olabilmek için de harcamayınız. Bir yere gitmeden, bir şey çözmeye çalışmadan zamanı değerlendirin. 10 dakika olsun, ama sizin olsun. En ideal şeklinde sizin zamanınız görevsiz, işsiz ve iletişimsiz – günde 5 dakika ama bulunmalı. Aşağıdaki bölüme kendinize ayırdınız zaman içerisinde ne hissetinizi yazınız. Düşünceler içerisinde neler değişti?        2.       KONFOR KÖŞENİZ Evinizin içinde en çok kendinizi rahat ve konforlu hissettiğiniz yer bulunuz. Bu bir oda mı yoksa köşe mı? Kendinize göre bu alanı nasıl düzenleyebilirsiniz? Belki sevdiğiniz fotoğrafları yerleştirerek? Sevdiğiniz koku, çiçekle? Belki büyük ağaç alabilirsiniz, koltuk koyabilirsiniz? Renkli battaniye ve yastıklar işinize yarar mı? Ya da sadece yalnız kalıp derin düşüncelerinize dalabilirsiniz. Bu sizin kişisel alanınız olsun, dönüşümler başladığı alan. Kendinize ait alana sahip olmak sizi nasıl hissettiriyor? Orada zaman geçirmek hoşunuza gitti mı?         3.       ‘’HAYIR’’ DİYEBİLMEK Unutmayın ki, başkalarına hayır diyebilmek, yakınlarınıza bile önemlidir. ‘’Hayır’’ kelimesi otomatik olarak seçim yapabilme hakkınıza sahip olduğunuza, neyi kabul etmek neyi reddetmek kararı sizin elinizde olduğunu belirtmektir. Bu sizin kişisel alanınızın sınırları psikolojik açısından belirler. Bu hafta sizin hoşunuza gitmeyen şeylerden uzaklaşmaya deneyin. Hislerinizi paylaşır mısınız? Çok zor oldu mu? Çevreniz nasıl tepki verdi?           ÖnemliEğer sizin sınırları ihlal ediliyorsa önemli olan kendinizi duymaktır. Duygularınızı bastırmayın, rahatsız olduğunuz noktaya gözlerinizi kapatmayın. Eğer duygularınızı ve hissettiklerinizi yansıtamıyorsanız ve dile getiremiyorsanız, hayır diyemiyorsanız bireysel danışmanlık sürecini başlatabilirsiniz. Kişisel sınırlar hem kendi benlikle bağlantıda kalmak için hem de çevrenizde olan insanlarla iletişim kurmak için çok önemlidir.  

06.07.2023
Bize Neden İhanet Ederler?

Bize Neden İhanet Ederler?

Bize neden ihanet ederler?. Size hiç ihanet ettiler mi? Bana? Evet, defalarca. O kadar sık ki en çok çalışmam gereken konu oldu.Rişelye’ye ait bir söz vardır. "İhanet, sadece zaman meselesidir." İlk bakışta bu söz çok sert, acımasız ve keskin görünüyor ama derine inince sadece gerçeği ifade ediyor.Küçükken bana en yakın arkadaşım ihanet etti. Onu çok seviyordum ama o ailesi ile başka bir şehre taşınmak zorunda kaldı. Gençlikte de arkadaşım ihanet etti. Onunla olan paylaşımımız çok özeldi, onu çok seviyordum ama o evlendi. İş arkadaşlarım da bana ihanet etti. Patronumuzun gözünde iyi görünmek için verdiğim emekleri üstlendiler.İnsanlara inanmamamız gerektiğini, güvenmememiz gerektiğini çocukluğumdan beri çevremdekiler hep söylediler. Biliyorum ki, bu gerçeği yansıtmıyor. İnsanlara güvenmeliyiz, belirsiz olan gelecektir.Yarın, asıl bize ihanet eden odur. Yarın bugüne ihanet ediyor çünkü yarın bugün verilen sözlerimizi hesaba katmayı reddediyor. Zamanla anladım ki benim ihanet olarak değerlendirdiğim durumlarda kendime yakın hissettiğim insanlar sadece kendi istekleri, hayalleri, hedefleri doğrultusunda hareket ettiler, benim beklentime göre değil. En sık yakınlarımızın bize ihanet ettiğini hissederiz, çünkü onlara çok beklenti yüklüyoruz…Gerçek ihanet dış dünyada gerçekleşmiyor, iç dünyamızda gerçekleşiyor. İnsanlar benim beklentilerimi karşılamadıkları zaman değil, ben bu beklentileri onların üzerinde yüklendiğim anda oluyor.Hayatımın büyük bir kısmını şu inanışla yaşadım: Benim iyi davrandığım insanlar bu iyi davranışa karşılık vermek zorundalar. Destek olduğum için, onları sevdiğim için, onlara kalbimi açtığım için… Vermek zorunda oldukları ne? Yaptığım iyiliğe iyilikle cevap verecekler, sevgime karşılık sevgi verecekler. Yani benim isteklerimi kendi istekleri yanlarına koymalılar, kendi hayatlarını önemsedikleri kadar benim hayatıma da önem verecekler. Evet, bu şekilde yaşadım. Çoğumuz gibi. Bir şeyi anlayana kadar: beklentiler zamanla ihanete dönüşüyor.İhanet edilmekten kurtulmak için tek etkin yol var. Çok basit bir gerçeği kabul etmek: "İnsanlar yapılan iyiliğe iyilik olarak cevap vermek zorunda değiller."Bana söz veren kişi yarın bu sözü tutabilir, tutamayabilir de ona ne kadar iyi davransam da. Ömrünün sonuna kadar beni sevmeye söz veren kişi sonsuza kadar beni sevebilir, sevmeyebilir de. Ben onu ne kadar sevsem de. İnandığım kişi bana yalan söyleyebilir, ben ona ne kadar güvensem de. Karşımdaki kişinin dürüstlük erdemi yoksa ne olacak? Elinde olmayan ekmeği talep etmek gibi olur.Çok basit aslında, değil mi? Sevgiye karşılık sevgi beklememek, anlayışa karşı anlayış beklememek, saygıya karşı saygı beklememek lazım. Çünkü sevgi için seviyorsan, saygı için saygı duyuyorsan, güven için inanıyorsan ihanet sadece zaman meselesidir. Sevgi ile olun.

16.04.2023
Neden Theta Healing?

Neden Theta Healing?

Tercih edilen ve değerli hissetmek istiyorlar. İnsanın en büyük ihtiyaçlardan biri – başkasına yardımcı olabilmek ve faydalı olduğunu görebilmek.Kendi sorunları çözmek. Biri parasal sıkıntısı ile, diğeri sağlık sıkıntısı, başkası da ilişkilerde sıkıntısı ile geliyorlar (partneriyle, çocuklarla ya da anne-babalarla)Hayatından istediğini alabilmek. Yaratım tekniği kullanarak uzun zaman hayal ettiğimiz şeyleri kolaylıkla hayatımıza çekebiliyoruz.Para kazanabilmek. Danışanlarla çalıştığınız zaman sizin gelirinize ilave kaynak olacaktır.Kendinizi sevgiyle, hayatı mutlulukla doldurmaktır. Her bir inanç çalışması, her yaptığınız meditasyon bedeninizi ve ruhunuzu besleyecektir.NE ÖĞRENİRSİNİZ?Kendi potansiyelinizi  en etkili şekilde kullanabilmeyi.Kendinize koydunuz "cam tavanı" nihayetinde aşıp yeni seviyeye geçebilirsiniz.Yaşadığınız her olaydan  ve durumdan pozitif öğreteler alıp kabul etmeyi öğrenin.Yaşadığınız duyguların siyah-beyaz görüntüsünden kurtulup renkli dünyasına girmiş olacaksınız.Bolluk ve bereket akımının hayatınıza girmesini izin verirsiniz.Geçmişten gelen ve sizi durduran bağlantılardan özgürleşeceksiniz.Hayatınıza ruh eşinizi davet edebilirsiniz.Çevrenizi kendinize göre ayarlarsınız.Sağlıklı olma hissini geri kazanabilirsiniz.Hücresel yapınızda değişiklik yaratarak DNA nızı başarıya kodlayabilirsiniz.Korkulardan, endişelerden, bağımlılıklardan özgürleşebilirsiniz.Eski kızgınlıklardan, dargınlıklardan, pişmanlıklardan özgürleşip içinizde bulunan enerji kaynağınıza ulaşabilirsiniz.Yaşam amacınızı bulmanızın ve onu gerçekleştirmenizin,en kolay ve sevgi dolu yolunu bulacaksınız.Zamanı yönetmeye öğreneceksiniz.En doğru kararları almaya ve en etkili çözümleri bulmaya öğreneceksiniz.Bedeninizde kilitlenen acıları çözmeye ve hayat enerjinin akışını açmayı.Sevginin, neşenin mıknatısı olmaya.Kendini hayatınızın Efendisi olmaya.

16.04.2023
Başarı Sessizliği Sever

Başarı Sessizliği Sever

Bu cümleyi hayatim boyunca binlerce kez duydum, zeki kitaplardan ya da televizyon ekranlarından değil.  Büyüdüğüm aile içerisinde çok kullanılan bir değimdi. Benim için o kadar sıradan ve alışılmış bir hale geldi ki, kısıtlayıcı inançları bulmaya yönelik antrenmanlı zihnim için de çok sıradan bir söz oldu ve uzun zaman bunun ne anlama geldiğini fark etmedi.İlk bakışta çok masum gözükse de aslında kısıtlayıcı bir inanç. Kısıtlayıcı bir inanç fark ettiğimiz anda, iki farklı yol seçebiliriz onu değiştirmek için.Birincisi direk değiştirmektir. Ama bu defa bu inancın altında yatan duyguları ve asıl hikâyeyi görmeden ve zihin için anlamını bulmadan çıkarmış oluruz.Ve ikincisi "Başarı sessizliği sever" inancının başlangıç noktasına gitmek. Derin çalışmaları sevdiğim için ve aynı konuya tekrar dönmemek için ben daima ikinci seçiyorum.Ailemde çok kullanıldığına göre, bu kayıt, benden çok öncesinden başladığı ve bana genetik yolu ile aktarıldığı hemen anlaşılıyor.Yaptığım çalışmalar her zaman bende hayranlık uyandırıyor. Kendimi, soyumu anlamak için, Yaradan’ın bizim için tasarladığı planın nasıl işlediğini görebilmek, pazılın parçalarının nasıl yerine oturduğunu hissetmek ve görebilmek, Yaradan’ın bizim için nasıl şefkat ve sevgi dolu bir yol oluşturduğunu ve ruhumuzun eksik parçalarını nasıl tamamladığını görebilmek gerçekten muhteşem.İşte atalarımın hikayesi;Küçük bir köy ve küçük evler. Bir evinin etrafında sevgi ile büyütülmüş meyve ağaçları. Ufak bir çiftlik ve dört tane tavşan, birkaç tane tavuk ve iki benekli inek. Bolluktan çok uzak, ancak göz alıcı.Köyün tüm İnekleri otlamaya gidiyorlar. Bakımlı benekli inekler, besili, parlayan deriyle, zayıf, kirli, her tarafları otlarla kaplanmış köyün diğer inekleri arasında çok farklı görünüyor ve fark ediliyordu. Tüm köy halkında gelir seviyesinin aynı olmasına karşın İnekler arasındaki farkı yaratan, sevgi dolu bakım ve sevilen olmaları. Sahipleri için bu iki can aile bireyleri gibi.Bazen kıskançlık insani değerleri kaybettirir. Bu hikâyede maalesef durum aynı şekilde gelişti. Yürekten sevilen inekler komşular tarafından zehirlendi.Sadece sevdiklerini kaybetmekle kalmadılar, aynı zamanda süt, peynir besin kaynağı da ellerinden alındı atalarımın.İnsanoğlunun yaşadığı hayal kırıklığı, ihanet, çaresizlik, açlık ve ümitsizlik hisleri…  Atalarım için şok ve yıkıcı durum.Peki, atalarımın hikayesi benim hayatımla nasıl bağlantılı?Bilinçaltımız daima bize güvende tutmaya yönelik eylem yaratır. Güvenli bir şeklinde gelişebilmek için, bolluğu ve bereketi yaratabilmek için bilinçaltım genetik kodlarıma bakarak ilginç bir çözüm üretmiş.Önce çevremdeki herkesi mutlu etmek, onların rahatlığını, bolluğunu ve bereketini oluşturmak ondan sonra kendim için bir şey yapabilmek… Kıskançlığa maruz kalmamak, sevdiklerimi kaybetmemek, üzüntü ve hayal kırıklığı yaşamamak için.Bunu başarabilmek adına bilinçaltı bazen çevremi kısıtladı, bazen kendi küçük dünyama beni kapattı, bazen de mutlu olamayacak insanları hayatımdan uzaklaştırdı.Sevdiklerimle birlikte olabilmem için, onların güvende oldukları emin olmam için, başkasının başarısını görüp onların adına gerçekten mutlu olmak için. Çünkü bilinçaltım için; ancak herkes mutlu olursa benim sevdiklerim güvende olur, herkes başarılı olursa ancak ben kendim için bir şeyler yapabilirim.  Çünkü bilinçaltım için benim emeğim, benim başarım ve elde ettiklerim, bolluğum kıskanılmayacak, güvende olacak, kayıplar yaşanmayacak.‘’Başarı sessizliği sever’’ inancı beni şu anda olduğum yola getirdi. Nasıl mutlu olacağımı, nasıl hayatımda bolluk, bereket ve neşe oluşturacağımı öğrendiğim yola. Theta Healing tekniğini öğrendiğim ve öğrettiğim yola. Kendimin ve başkalarının hayatında, gerçekliği nasıl değiştirebileceğini öğreten tekniği.Atalarıma sonsuz şükran içerisindeyim bana aktardıkları deneyimler ve tecrübeler için.Yaratana sonsuz şükran içindeyim. Onun benim için yarattığı ilahi planı sevgi ve şefkatle yarattı için.Evet, alanıma giren her insanın başarısına sevinmeye devam edeceğim, onlara destek olmaya devam edeceğim, bu zamana kadar edindiğim bilgileri paylaşacağım, hayatların daha neşeli, daha eğlenceli, huzur ve sevgi dolu gerçekliğine nasıl dönüştüreceğini ışık olmaya devam edeceğim. Ama artık atalarımın hayal kırıklığı ve çaresizliği, kederi taşımadan bunu yapacağım.Sizce hangi Atasal kayıtlar sizin gelişmenizi, bolluk ve bereket içinde yaşamanıza engel oluyor?Atalarınızın hangi inançlarını yaşamınızda değiştirme yolundasınız?Yaratan sizin için hangi mucizeler hazırladı?

16.04.2023
Kendinden Vazgeçme

Kendinden Vazgeçme

Kişisel gelişim, ruhsal gelişim, farkındalıkla yaşam, enerji çalışmaları…. Ne derseniz deyin. Hepsi insanlar tarafından yapılan çalışmalardır. Ve bu insanlar belirli bir sebepten dolayı bu alana girmiştir.Kimi bedenindeki rahatsızlıktan kimi içindeki hiç bitmeyen acı hissiyatından kurtulmak amaçlı… İnanın öyle hikayeler var ki… Ama her birinin amacı kendini bulmak, huzur, sevgi, rahatlık ve yaşamında fark yaratmaktır…Çevresi genellikle sormaz neden girdiğini, ilginç olduğunu, tuhaf olduğunu söylemeseler de bu alanda çalışan kişiler sezgilerini kullandıkları için, bunu net ve açık hissederler.Başta kendini açıklamaya çalışırsın, bununla birlikte daha iyi olduğunu söylersin, tüm varlığınla bunu gösterirsin. Yalan mı? Kesinlikle hayır. Yaşadığın her farkındalıkla, çözdüğün her problemle hafifliyorsun, rahatlıyorsun, o istediğin huzur var ya… Ona kavuşuyorsun. Anlıyorsun ki yaşadığın her deney çok kıymetli ve değerli.Hayatının sana ait olduğunu, kimsenin seni kırmadığını, üzmediğini, aslında kendi kırgınlığın, üzüntün olduğunu ve bunun sebebini rahatlıkla bulabiliyorsun.Ama insanız ve hayat devam ediyor… Çoğu zaman artık güzel sürprizlerle, bazen de acı haberlerle yüzleşiyoruz. Sevdiğimiz, değer verdiğimiz kişiler bu boyuttan ayrılıp gidiyorlar… Bazen de hayal ettiğimiz şeyler uçup gidiyor.Evet sebebini anlıyorsun ama hala bırakamıyorsun bu üzüntüyü ve yası. Yaşayamıyorsun da…. Bastırıp, gününü geçiriyorsun. Duygularından vazgeçiyorsun. Hissetmekten vazgeçiyorsun. İnsan olmaktan vazgeçiyorsun.  Neden mi?İşte geldik nedenine. Çünkü sen bu kadar emek verip, kendinle yüzleşip kendinin en gölge yanlarını görüp iyi olma yolundayken kötü olabileceğini, kendine yediremiyorsun. Sanki hiç görmesem, anlamasam, tanımasam olmayacak gibi, anında geçecek. Acı da üzüntü de yas da...Bir de çevremiz var. Hani iyi olmak için bu alana girmiştin? Kendini çözüver, bitsin. Kabul et ve hayata devam et. Hep gül, hep destek ol, hep neşeli ol.Yüzümüze gülücük takıp, içimizdeki duygularımızı görmezden gelmeye devam ediyoruz. Ne kadar ertelesek de onları gizlemeye çalışsak da onlar orada. Onların fark edilmesini senden bekliyorlar. Kimse fark etmesin diye dış dünya ile bağlantını kesiyorsun zamanla, saklanıyorsun, gizleniyorsun. Çünkü depresyonda olabileceğini kendine bile itiraf edemedin, kimseden destek isteyemiyorsun, kimsenin görmesini de istemiyorsun. Tam tersine herkes senden bekliyor bu desteği…. İyi olacaksın ya…Bunu neden yazıyorum dersiniz? Çünkü bu benim gerçeğim.Annemle ilişkim hayatım boyunca çok ilginçti. Hep onunla güçlü bir bağ kurma çabasındaydım. Zihnimiz işte. Çocukluğunda eksik olanı mutlaka tamamlamaya odaklanır. Annemin vefatıyla umudum kalmadı. Ve işte burada kendimle savaş başladı. Sürekli meditasyon, sürekli kazma, sürekli çalışma…İşe yaradı mı? Kısmen. Hepsi geçici çözümdü. Dipte, en derinlerde, beni içten içten yiyen bir nokta vardı. Ve o noktayı bulana kadar, onu kabul edene kadar devam ettim. Anlamak, tanımak çözümün en büyük kısmı. Ancak öyle serbest bırakabiliriz. Ancak bu şekilde iyi olabiliriz. Zihnimiz o şeklinde çalışıyor, ancak anlayınca serbest bırakıyor.“Umudumu kaybettim.” inancını bulana kadar başaramayacağımı, tüm emeklerimin boşa gittiğine inanıyordum.Yazım size ışık olsun. Yaşadığınız durumun asıl duygusunu fark edebilmeniz için önce bu duyguyu fark etmeniz gerekiyor. İnsan olduğumuzu hatırlamamız gerekiyor.Size kocaman sarıldım. Sevgi ile olun Huzur bulma yoluna çıktığımdaİnsan olduğumu unuttum.Etrafımda baktığımdaGeçmişe tutundum.Umudumu yaşatmak adına, kendi hayatımdan vazgeçtim,Yaşamın devam ettiğini unuttum, senin hatrına.Ruhum uyan dediğinde görmezden geldim,Çocuğumun gözlerine dalana kadar….

16.04.2023
Bizim Enerjimizi Tüketenler Nelerdir?

Bizim Enerjimizi Tüketenler Nelerdir?

Günün sonunda eve gelince tek isteğiniz uyumak mı? Sabah saatlerinde bedende olan enerji nereye harcanıyor?Enerji harcamaları, para harcamaları, sağlıklı beslenme ve fiziksel durumu stabil tutma eylemleri kadar önemlidir. Yaşam enerjinizi boşa harcamamak için, yani kendi zararınıza, ilk önce enerjimizi ne için harcadığımızı tespit etmemiz ve sonrası bu harcamaların planını yapmamız ve bu planı takip etmemiz gerekmekte. Neden bu kadar önem taşıyor? Çünkü enerjimiz yetersiz olursa fiziksel bedenimizde çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkmaya başlar.Yaşam enerjimizi hangi durumlarda boşa harcanıyor:Son bulmayan işler: Bazen tembellik yaparak bazen de sadece isteksizlikten dolayı yapmaya başladığımız ama yarıda bıraktığımız işlerimiz oluyor. Ve enerjimiz fark etmesek de o işleri tamamlamamız için harcanır. Bazı insanlar tamamlanmamış işleri rüyalarında bile görürler, sürekli bir yere yetişmeleri gerektiği hissine kapılırlar. Bitirmek için vakit bulamayacağınız ya da yapmak istemeyeceğiniz bir işe başlamayın. Bitirilmeyen işler arasında verilmiş ve yerine getirilmemiş sözler ve aldığınız ama hala geri vermediğimiz ya da zamanında ödeme yapamadığınız borçlar da giriyorKorku, kızgınlık ve güvensizlik: Korku çok fazla enerji harcar. Endişe ya da birine karşı hissettiğiniz güvensizlik duygusu, ona karşı kendinizi koruma isteğiniz bizim bedenimizi stres durumunda çalışmasına yol açar. Sonuç olarak bedeniniz için yıpratıcı bir durum oluşur. Unutmayın ki sizin bütün duygularınız tamamen sizin belli bir olaya bakış açınızla alakalı. Kendiniz üzerinde çalışın ve yaşam enerjinizi verimli kullanmaya başlarsınızYetersiz uyuma:  Eğer ne ruhunuzu ne de bedeninizi dinlendirmiyorsanız yaşam enerjiniz tükenmiş olacaktır.  Uyku düzeni bozulduğunda bedenimiz şoka giriyor ve biyolojik ritminden çıkıyorYalanlar: Bir yalan söyleyebilmek ve bu yalanın ortaya çıkmaması için zihnimizin yarattığı detaylar inanılmaz enerji tüketimine yol açar. Taş ocağında fiziksel çalışan bir kişinin harcadığı enerjiye eş değerdir. Çevrenizdekilere karşı maksimum seviyede dürüst olun. Bu sizin hayatınızı kolaylaştırırEndişeler ve aşırı yüklemeler. Bedenimizin endişelerden etkilenmeyen hiçbir sistem kalmıyor. Sürekli stres altında kaldığımızda ilk olarak ortaya çıkacak problem uykusuzlukturAnlamsız sohbetler: Ne size ne de karşınızdaki insana hiçbir fayda sağlayamayan sohbeti sürdürmenin anlamı nedir? Böyle durumlarda sadece enerjiniz değil aynı zamanda zamanınız da harcanıyor. Boşa zaman harcamak bilincimizin bazı seviyelerinde suçluluk duygusu yaratabilir. Unutmayın ki hayatınızda yapabileceğiniz daha farklı şeyler olabilirAffedememe: Tüm kızgınlıkları, kırgınlıkları içimizde taşıma alışkanlığı insan bedenine uygulanabilecek en ağır cezalardan biridir. Olumsuz duygularımız bizden yaşam enerjimizi alıp, onunla besleniyor ve kocaman boyutlara kendilerini büyütüyorlar. Birini eğer affedemiyorsanız, unutmayın ki o kişi sizin hissettiğiniz duygulardan etkilenmiyor. Bu duygular sizin enerjinizi bitiriyor ve bedeninize zarar veriyorOlumsuz alışkanlıklar: Bedenimize sadece alkol, uyuşturucu ve sigara zarar vermiyor. Bizim fark etmediğimiz ama sürekli yaptığımız alışkanlıklarımız var: Aşırı yemek yeme, zararlı gıdalar tüketmek, olayları olumsuz yorumlama, tüm dünyayı suçlama vs. Ne kadar düzensiz besleniyorsanız beden için toksinleri atmak o kadar zorlayıcı oluyor. Ve genellikle olumsuz yeme alışkanlıkları böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına yol açar. Olumsuz düşünme alışkanlığı sinir sistemi bozukluklarına sebep oluyorTavsiyem, eğer yaşam enerjinizi nereye harcadığınız takip etmekte zorlanıyorsanız zaman ve para  harcamaları gibi liste ya da plan oluşturun ve nerede daha az harcama yapabilirsiniz veya pozitif eylemler için nerede enerji akımını arttırabilirsiniz bir bakın.  Böylece kendi hayatınızı dengelemeyi öğrenirsiniz ve hayallerinizi gerçekleştirmek için imkan yaratırsınız.

16.04.2023

Güncel Yazılar

Hastalık Düşman Değil, Mesajdır

Hastalık Düşman Değil, MesajdırHastalık, artık ihtiyaç kalmadığında gider.Bu cümle ilk başta sert gelebilir ama…Gerçekten neden hastalanıyoruz?Çünkü bazen, başka türlü elde edemeyeceğimiz şeyleri ancak hastalık sayesinde elde edebiliyoruz.Bilinçaltımız, bastırılmış ihtiyaçlarımızı bedene yükleyerek onları görünür kılıyor.İlaçlarla değil, farkındalıkla iyileşen hastalıklar da var. Ve bu, sandığımızdan çok daha yaygın.Peki hastalık bize ne sağlar?Ve neden beden acıya razı olur?1. Kendine özen göstermenin suçluluk duymadan yoluİlaçlar, testler, vitaminler, bakımlar, terapiler… Hasta olduğunda hepsi “hak edilmiş” olur.Aynı parayı bir stiliste ya da masaja harcamayı dene… İçinde bir suçluluk duygusu beliriyor mu?Ama hastaysan — bu, izinlidir.2. Dinlenme hakkıBirçok kadının bilinçaltında yazılı:“Yalnızca hamileyken ya da hastayken dinlenebilirsin.”Esnek saat, freelance iş? Hayır. Ancak beden düşerse dinlenme izni gelir.3. Yakınlardan ilgi ve şefkatGüçlü, zeki, kendine yeten kadınlara kimse kolayca şefkat göstermiyor.Ancak hastalanırsan, sistem “izin veriyor”: Artık sana bakabilirler.Ve eğer hâlâ görmezden geliniyorsan — beden sinyali büyütür.Ta ki duyulana kadar.4. Dikkat çekmekHastalık bazen görünür olmanın yolu olur.Hakkında konuşulursun. İnsanlar merak eder.Ve ne kadar “nadir” ya da “karmaşık” bir hastalıksa, o kadar “özel” hissedebilirsin.5. Saygı kazanmakAğır acılar çeken biri, hem acıma hem de derin bir saygı uyandırır:“Allah kimseye vermesin…”Ama bir yandan da, insanlar şöyle der: “Nasıl da güçlü, dayanıklı biri!”Eğer kendine ya da başkalarına karşı uzun zamandır saygı hissetmiyorsan — hastalık bu saygıyı almanın bir yoluna dönüşebilir.6. Ertelemek istediğin kararları ertelemenin bahanesiÇocuğun ağır hastaysa, boşanma konusu bekler.Kendin hastaysan, iş değişikliği ertelenir.Bir yakınla ilgileniyorsan, özel hayatını sorgulamaya gerek kalmaz.Beden, o kararı senin yerine erteler.7. Yavaşlamak ve içini duymakHastalık seni yavaşlatır.Ve bu yavaşlıkta, bastırılmış sesler duyulur hale gelir.Bir nefes, bir adım… her şey anlam kazanır.8. “Hasta ne isterse olur” hakkıHastaya saygı gösterilir.Yıllardır eşinden rica ettiğin şeyi bir anda yaptırabilirsin.Kırık kulp bile onarılır, çünkü artık önemlidir.9. Dünyaya başka bir yerden bakmakSadece tavandaki çatlağa bakabildiğin saatler oldu mu?Bir perde kıvrımında hayal gördün mü?Hastalık, seni başka bir algıya taşır.Ayrıntılar büyür, zaman durur.Ve dünya farklı görünmeye başlar.10. Hayatını yeniden değerlendirmekAğır hastalıklar, sahte gerçeklikleri siler.Bir anda yalnızca sen ve çıplak gerçeğin kalırsınız.Ve orada, hayat yeniden yazılır.Bilinçaltınin ihtiyaçlar yok olmaz.Sadece başka yollardan kendini gösterir.Eğer ihtiyaçlarını açıkça ifade etmeyi öğrenememişsen, beden devreye girer.Ve bu ihtiyaçları hastalık aracılığıyla almaya başlarsın.Çocuklarda ya da doğuştan hastalıklarda bile — annenin bilinçaltı ihtiyacı etkili olabilir.İşe gitmemek, ilgi görmek, anlam bulmak…Tüm bunlar bazen “hastalık” kimliğiyle karşılanır.Bunu doğrudan kabul etmek kolay değil.Ama farkındalık adım adım gelişir.O zaman ne yapmalı?1. Kendine sor: Bu hastalık bana ne kazandırıyor?       Gerçekten dürüst bir liste yap.2. Her maddeyi hisset.         Kendini suçlama. Kendine şefkatle bak.         Bu, hayatta kalma yöntemindi. Şimdi       farkına varıyorsun.3. Aynı ihtiyaçları başka yollarla karşılama izni ver kendine.       Dile getir. Talep et. Kendini duy ve ifade et.        Hastalık, artık ona ihtiyacın kalmadığında gider.Ama önce… onu duyman gerekir.

12.08.2025 Devamını Oku

İlişkide Nezaket

Diyorlar ki, nezaketi öğrenemezsin. Gerçekten de öyle, bu beceri otomatik olarak zihinle, bilimçsizce öğrenilmiyor.Bu beceri kalbinden geçerek, ruhunun dikkati ile karıştırılarak ve farkındalık sürecin sayesinde ve Ben – öğrenciyim pozisyonundan oluşur.Doğru şeklinde çatal bıçak tutmaya öğrenebiliriz, insanlar arasında nezaketli davranabiliriz, doğru zamanda teşekkür ederek ve rica ederek… ama kendine şu soruları sormaya öğrenemeyebiliriz: Benim söylediklerim başka insanın tarafından nasıl algılanıyor? Benim şakalarım, sözlerim, sorularım, benim katılığım, benim prensiplerim onu acıtıyor mı?Nezaketsizlik birkaç örnekte göstermek istiyorum:1.      Değerler seviyesinde nezaketsizlikBir kişi için onun projesi, onun fikri ne kadar önemli olduğunu bildiğimiz halde değersizleştirmeyi çalışıyoruz, dalga geçiyoruz, eğleniyoruz… bizim için onun işi eğlence alanı Ya da anlıyoruz ki kişi için onun inancı, onun meditasyonları, onun pratık ettiği şeyler önemli, ama arada bir ona takılıyoruz, çünkü o takıntılı olduğunu, fanatik olduğunu, garip olduğunu, geride kalmış olduğunu, tuhaf olduğunu, olması gereken gibi olmadığını düşünüyoruz. Ya da eşimiz için onun hobi çok önemli olduğunu görüyoruz ve eşimiz aile aynı zamanda hiçbir şeklinde ihmal de etmiyor. Ama belki inattan dolayı, belki kıskançlıktan, belki de onun dünyasının merkezine kendimizi koymak istediğimizden dolayı… onun hobi hakkında olumsuz yorumları yapıyoruz, eksikleri buluyoruz, dalga geçiyoruz. Nezaketsizlik insanları uzaklaştırıyor. Başkası için değerli olana değer vermediğimizde kendimize karşı nasıl yaklaşımı bekliyoruz ki? O kişinin kalbinin bahçesine girip çiçekleri koparmaya, dalları kırmaya, canlı olan her şeyi yok etmeyi, güzel şeyleri yok etmeyi başlamak ve ‘Sadece ben senin kalbinde yaşayacağım, geri kalanları yok edeceğim’ diyerek gibi bir şeydir bu… Sevdiklerimizin kalplerinde kocaman dünya var, evren var. Orada her şeye ve herkes için bolca yer var. Sevdiği her şey için, başardığı her şey için, beğendiği her şey için… Hiç kimse bizim yerimizi kapamaz, alamaz. Sadece biz kendimiz sevdiklerimizi kendimizden uzaklaştırabiliriz. Ve bunun temelinde nezaketsizlik yatıyor. 2.      Nezaketsiz sorular, istenmeyen dersler ve tavsiyeler. İnsanı kalbinin en derinliklerinden yaralayan sorular bu. Kilolu kızı sormak gibi: ‘Ne zaman kilo vereceksin?’Yalnız kişiye geçmiş yaşamların karmaların ödemesi yapıyorsun söylemesi gibi…Seninle dünyaya bakış açısı farklı olan kişi deli olarak adlandırmak gibi…Neden hala: evlenmedin/ boşanmadın/ bunu anlamıyorsun/ çocuk doğuramıyorsun/papatya içmiyorsun / vitamin kullanmıyorsun / iyileşemedin / zengin olmadın/ bahçe ekmedin/ temizlik yapmadın...?Bu sorular nezaketsizlikten sorulduğunda yarar getiremez ki. Bu sorular acıtmak, dokunmak için, yardım etmek için değil. Bu sorular kendi üstünlüğü göstermek, daha iyi olduğunu ön plana çıkartmak için, başkasını aşağı indirerek… 3.      Nezaketsizlik ve kişisel sınırlar o   Sen meşgul olduğunu benim için önemli olmadığını, beni dinle, benim söylediğini yapo   Sen yalnız kalmak istediğini benim için önemli değil, ben seninle olmak istiyorumo   Sen yorgun olduğunu benim için önemli değil, ben enerji doluyum ve bu enerji harcamak istiyorumo   Senin planların bugün için ne olduğunu önemli değil, benim planlarıma uyum sağlao   Senin sabah ritüelleri benim için önemli değil, sen bugün ne yapacaksın ben dün karar verdimo   Senin ruh halin ne olduğunu önemli değil, benimki gibi olmalıo   Senin bakış açısı benim için önemli değil, benim gibi düşünmeni istiyorumNe yapacağız, nerede başlayacağız bu, belki bizim için yepyeni beceri, öğrenebilmemiz için? Nezaketi nasıl öğreneceğiz?1.      Kendimizden başlayacağız Kendinizi izlemeye başlayın:-         Benim davranışlarım, benim sözlerim başka insanların kalplerinde ne uyandırıyor?-         Bugün ben hangi durumlarda nezaketsiz davrandım?-         Gelecek için nasıl sonuç çıkartabilirim bunlardan?-         Bu kişi ile iletişim kurduğumda hangi konuları hiçbir zaman dokunmayacağım?-         Aynı düşünce ama daha şefkatli, dalga geçmeden nasıl paylaşabilirim?Kendi bakış açısında kalarak dikkatli olmak ve şefkatli davranmak her zaman mümkündür. Bu nezaketin bilgiliğidir. Ve birini uyarmamız gerekiyor ise, hoşlanmadığımız bir durum olduğunu ifade etmemiz gerekiyor ise duygusal yıpranma olmadan, psikolojik şiddet olmadan bunu yapabilmeliyiz. 2.      Uzaklaşma Size karşı nezaketsizlik uygulanıyor ise ve konuşmalar bir fayda etmiyorsa o zaman uzaklaşma tekniği kullanabilirsiniz.Bu teknik terapi yerine geçebilir, eğer geçici ise... eğer biz kırgın değilsek, öfkeli değilsek, intikam almıyorsak ve manipüle etmeye çalışmıyorsak. Yani iyi niyetliyiz, ama yaşadığımız acı artık başka yolumuz kalmıyor, bizi dumuyorlar.Hatırlayın ki, herkese ve her zaman bizim canımız acıyor söylemek gerekmiyor, çünkü:o   İlerleyen zamanlarda bizi manipüle edebilmesi için kullanabilirler (ben senin hassas noktasını biliyorum ve onu bundan sonra kullanırım)o   Olumsuz duyguları bizim üzerinde boşaltması neden olabilir (benim canım acıyor seninki de acısın)o   İsteğimiz hiç anlaşılmayabilir, çünkü bizim değerlerimiz başka kişinin değerlerinden çok çok uzak olabilir ve karşımızdaki kişi şaşkınlık yaşayabilir: ben ne dedim ki?Ama eğer bir şans bile olsa bizi duyabilecek, bizi anlayacak değer verdiğimiz kişi, o zaman konuşma imkanımızı kullanıp daha sonra kişiye bunu üzerinde düşünme fırsatı tanımalıyız.Bu önemli. Çünkü anlamak için ve farklı bakış açısına sahip olabilmek için kişi buna doğru giden tüm basamakları geçmeli:-         Reddetme basamağı (ne oldu ki? Hiçbir şey olmadı ki… neden kavga çıkarttı ki?)-         Suçlu bulma basamağı (sen bunu yapmasaydın, bu böyle olmasaydı, ben sana söylemiştim, senin yüzünden…)-         Hızlıca her şeyi çözmek çabası, psikolojik konfor alanına dönebilmek için (ben çok endişe ediyorum, ben ağlıyorum, kendimi kötü hissediyorum, herkese affedelim artık, çabuk çözelim de gezmeye gidelim)-         Kendini suçlama basamağı (benim suçum, benim yüzünden, keşke söylemeseydim, yapmasaydım)-          Söyleyene karşı öfke basamağı (değişim acıtıyor, bundan dolayı sorun bende değil, sende)-         Kendini koruyabilmek için kırgın olma basamağı (kırgın olana kırılmıyorlar, siz beni acıttınız, kırgın olmak için bahane bulurum, siz daha benden özür dileyeceksiniz)-         Hüzün basamağı (her şeyi kaybettim, iyi şeyler gitti bitti, artık her şey kötüye gidecek)-         Hayal kırıklığı basamağı (hiç arkadaş olmasaydım keşke, uğraşmamam gerekiyordu)-         Umursanmaz olma basamağı (yoruldum, ne yaparsınız yapın umurumda değilim)Neden önemli çünkü kişi anlamalı onun söylediği sözler, gerçekleştiği eylemler kendileri arkasında sonuçları getirecek.Nezaketsizliği hakkında konuştuk, daha çok konuşabiliriz, daha çok şeyler yazılabilir, örnek verilebilir. Nezaket hakkında konuşulacak az şeyler var, ama konuştuğumuzda ruhumuz konuşur.Kalbimizin dilinde nezaketli olmak:o   Sen benim için önemlisin, seni seviyorumo   Evet, benim kendime ait bakış açım var, her şey kaderlerimizde ve düşüncelerimizde aynı olmayabilir, ama duygularda olur… bundan dolayı kendim kalarak çok istiyorum ki, sen de benim yanında kendin olo   Farklı olan ol, inançlı ol, ilişkileri değer veren ol, profesyonel ol, sanatsal ol, ilginç ol, benden farklı ol…Ama önemli olan sevildiğim kişi ol, yumuşacık ol, benim için değerli ol. Seni seviyorum ve bu şeklinde kabul ediyorum, saygı duyurum senin bakış açısına, senin dünyaya…Yapabildiğim kadar,Becerebildiğim kadar,Öğrenebildiğim kadar,Tüm kalbimle…  Sevgi ile olun

31.01.2025 Devamını Oku

Kıskançlıktan özgürleşme yolları

    Kıskançlık toplumun tarafından kabul edilmeyen ve yargı ile karşılanan duygu. Bundan dolayı yetişkinler bu duyguyu  hep saklamaya çalışırlar, ama çocuklar bunu beceremiyorlar. Çok sıkça çocuk parklarında ağlama ve bağırma sesleri duyabiliriz: Bende onunki gibi oyuncak istiyorummm!!!Gerçekte kıskançlık bir şeyin eksik olduğunu göstergesidir, başkasında var olanın ve onda olmayanın. Bu duygu hiç konforlu değil, özellikle onu tatmin etmek için bir imkân yoksa. Kıskançlığı gizlemek için  o kadar çok yöntem geliştirdik ki biz…Kıskançlık aslında bu başkasının başarısının karşısında oluşan yas duygusu. Herkes kıskanır! Eğer kişi diyorsa Ben kimseye kıskanmıyorum çok da dürüst değil kendisi ile. Kıskançlık insanoğlunun gelişin sürecinin içerisinde ortaya çıkan bir duygu. Ve bir zamanlar pozitif amaçla kullanılıyordu: kısıtlı kaynakların olduğu zamanlarda hayatta kalmaya sağlıyordu.Kıskançlığının çeşitleri:·       Zehirli kıskançlık: bende bu yoksa onda da bu olmasın·       Bencillik kıskaçlığı: bende bu var, ama o olmamalı·       Kara kıskançlık: onunki benim olmalı·       Beyaz kıskançlık: onda varsa bende de olmalı·       Kurtarıcı kıskançlık: bende varsa onda da olmalı·       Fedakârlık kıskaçlık: bende yoksa onda olmalı·       Kurban kıskançlık: onda yok, bende de olmasın Toplulukta hiç kimse açık açık söylemiyor Ben seni kıskandım. Genellikle farklı şeklinde kıskançlığı tespit edebilme imkânımız var. Bu duyguya kapılan insanların en sık kullandığı davranış modellerinden birkaç tanesi paylaşıyorum1.      Kaçma.Kıskandığı kişi ile aynı ortamda bulunmamaya özen gösterme2.      Küçümseme Kıskandığı kişinin başarıları küçümsemeye yönelik sözlerinde, eylemlerinde bulunma3.      Başkasını kıskandırmaElde ettiği başarısından daha aşağıda olan kişilerle temasta olma çabası. Yani başkası beni kıskansın. Ama seçtiği bu yol eksik olanı sadece kompanse ediyor.4.      İntikamÇok güzel saklanmış, kapatılmış genellikle olur intikam. Kişi bilerek kıskandığı kişi ile iletişimde kalıyor, sık görüşüyor ki başkasının yanında onunla dalga geçebilmek için, küçük düşürmek için.Kıskançlıktan özgürleşmek için ilk adım önce o olabileceğini ihtimal verebilmektir. Olabilir diyebilmektir. Çünkü kabul etmediğimiz hiçbir şeyi değiştirmemiz imkânımız yoktur.Bugün kıskançlıktan nasıl özgürleşebiliriz birkaç tane ip uçları vermek istiyorum1.      Öz değeri ile çalışınBinlerce araştırma yapıldı psikologlar tarafından, bilim adamlar tarafından öz değer hakkında. Ve şöyle bir bağlantı keşfedildi: öz değer ne kadar yüksek ise kıskançlık seviyesi o kadar azdır. Bunun nedeni çok basit aslında. Kişi onunla her şey yolunda olduğunu emin ise, onun hayatında en iyisi olduğunu emin ise başkasını kıskanmak, başkasını ne yaptığını bakmak gerek yoktur. Bundan dolayı sahip olduğumuz olanları değer vermeye öğrenmek önemlidir.  2.      Sahip olduğunuz imkanlara göre hedef belirleyinÇoğu zaman kıskançlığının ve tatminsizliğin çocukluk döneminde oluşur. Eğer anne ve baba bize ikna etti ise başarılı kişide bir çuval para var, yurt dışında tatil yapıyor ve birkaç tane üniversite bitirdi, o zaman öylesine mutlu olmak çok zordur. Mutluluk çok geniş bir kavram ve herkes için farklıdır. Şehir dışında küçük evinde de mutlu olunur, çocukla gezmeye çıktığında da. Önemli olan bunu kabul etmek ve anlamak. Kıskançlık kendiliğinden kaybolur. 3.      Başkasının hayatını yaşamak yerine kendi hayatınızı yaşayınGerçekten ilginizi çeken, sizi neşelendiren, sizi mutlu eden bir şey yapınız. Moda olanı, başkasının yaptığını olanı değil. O zaman başkasını ne yaptığını bakma zamanınız olmaz ve kendinizi başkası ile kıyaslamazsınız. 4.      Kendinize karşı acıma duygusundan vazgeçin.Yazık bana, ben şansızım, kaderim bu diyen veya düşünen kişiler genellikle hiçbir şeye ulaşamazlar. Sahip oldukları enerjileri acıma duygusuna dönüştürerek başkasının hayatlara özenerek zaman geçiriyorlar. Eminim hepimizde elde ettiğimiz yetenekler, becereler var ve onları nasıl kullanabilirim sorusuna yönelmek çok daha verimli sonuçları getir. 5.      Derinlere bakınızGerçekte güzel kaplamanın arkasında ilginç şeyler saklanıyor. Bu problemler olabilir, dinlenmeden çalışma olabilir, kişinin geçmesi gerektiğini problemler olabilir sahip olduğu şeylere kavuşabilmek için. Kendinizi sorunuz: neyden vazgeçmeye hazırsınız ve neyi daha sonraya erteleyebilirsiniz istediğinizi ulaşmak için. Belki o zaman başkasında gördüğünüz olan o kadar cazip gelmeyecektir ve duruma farklı bir şeklinde bakabilirsiniz 6.      Kıskançlık her zaman kötü bir şey değildir. Kıskançlık yıkıcı olabilir, ancak yeni bir şeyi yapmamızı de motive edebilir, zafere ulaşmamızı sağlayabilir. Çok sağlıklı bir motivasyon aracı olmasa da bazı kişiler için belirli bir süre iş görür. ThetaHealing tekniğine ilk başladım zamanlarında analitik zihninde yaşamaya çok alışıktım, kimyager ve ekonomi alt yapım ister istemez etki ediyordu o dönemde. Yapamamak, görememek, anlam verememek o dönemlerde en sık yaşadığım duygulardı. Ama benim ilerlememi sağlayan bir düşünce vardı: Biri yapabildiyse ben de yaparım. Çok sağlıklı değil. Ama belirli bir seviyeye ulaşana kadar çok faydalı oldu.Sadece siz karar verebilirsiniz kıskançlık enerjisi nasıl kullanırsınız. 7.      Biri sizi de kıskanıyorEğer tamamen dürüst olursak sizi da kıskanan insanı görebiliriz. Küçük bir su serpme olsa, ama sahip olduğunuz şeyleri, hayatı, pozisyonunuzu yeniden değerlendirebilme fırsatı sunar. Belki de aslında bir zamanlar hayal ettiğiniz şeyler şimdi zaten hayatınızda sadece rutine dönüştü için artık göremiyorsunuzdur 8.      Farklı eylemleri gerçekleştirinHiçbir zaman unutmayın, aynı şeyleri yaparak farklı bir şeyi beklemek umutsuzdur. Belki yürüdüğünüz yolunun yönü biraz değiştirmek gerekiyor ve çok istediğiniz şey zaten kendinden gelir. Değiştirmeye, değişmeye korkmayın.  Hayat değişimlerden oluşuyor. 9.      Çevrenizi değerlendirinNe kadar desek de çevremden etkilenmiyorum, bu tam olarak doğru değil. İnsanlar sahip oldukları yaşam bakış açılarla, düşüncelerle bizi etkiliyorlar. Fark etmeden bile şikayetler ve kıskançlığının bataklığının içinde sıkışıp kalabilirsiniz 10.  Düşüncelerinizi ve sözlerinizi kontrol altına alınKullanıldığınız kelimeler arasında: Ben yapamam, Ben kaybettim, Bu çok zor, Çok çabalıyorum kaldırın tamamen. Birisinde hoşunuza giden bir şey gördüğünüzde Şok oldum demek yerine Hayranlık duyurum demesi o kişiyi mutlu eder. Çünkü gönderdiğimiz enerji bize geri dönme alışkanlığa sahiptir. Size ne geri dönmesi istersiniz?   Sevgi ile olun

20.04.2024 Devamını Oku

Seminerler & Yazılar

ThetaHealing, hakkında verdiğimiz seminerlere katılmak ister misiniz?

Seminerlerimiz hakkında e-posta alın

Yeni bir blog oluşturduğumuzda mail göndermemizi isterseniz

İletişim Hesaplarım

Beni sosyal medya hesaplarımdan takip etmek ister misiniz?

hello@tetyanacelebi.com

Bana Mail adresimden mail yoluyla ulaşabilirsiniz

+90 541 457 01 42

Beni arayarak seminerlerim hakkında bilgi edinebilirsiniz