Hastalık Düşman Değil, Mesajdır
Hastalık Düşman Değil, MesajdırHastalık, artık ihtiyaç kalmadığında gider.Bu cümle ilk başta sert gelebilir ama…Gerçekten neden hastalanıyoruz?Çünkü bazen, başka türlü elde edemeyeceğimiz şeyleri ancak hastalık sayesinde elde edebiliyoruz.Bilinçaltımız, bastırılmış ihtiyaçlarımızı bedene yükleyerek onları görünür kılıyor.İlaçlarla değil, farkındalıkla iyileşen hastalıklar da var. Ve bu, sandığımızdan çok daha yaygın.Peki hastalık bize ne sağlar?Ve neden beden acıya razı olur?1. Kendine özen göstermenin suçluluk duymadan yoluİlaçlar, testler, vitaminler, bakımlar, terapiler… Hasta olduğunda hepsi “hak edilmiş” olur.Aynı parayı bir stiliste ya da masaja harcamayı dene… İçinde bir suçluluk duygusu beliriyor mu?Ama hastaysan — bu, izinlidir.2. Dinlenme hakkıBirçok kadının bilinçaltında yazılı:“Yalnızca hamileyken ya da hastayken dinlenebilirsin.”Esnek saat, freelance iş? Hayır. Ancak beden düşerse dinlenme izni gelir.3. Yakınlardan ilgi ve şefkatGüçlü, zeki, kendine yeten kadınlara kimse kolayca şefkat göstermiyor.Ancak hastalanırsan, sistem “izin veriyor”: Artık sana bakabilirler.Ve eğer hâlâ görmezden geliniyorsan — beden sinyali büyütür.Ta ki duyulana kadar.4. Dikkat çekmekHastalık bazen görünür olmanın yolu olur.Hakkında konuşulursun. İnsanlar merak eder.Ve ne kadar “nadir” ya da “karmaşık” bir hastalıksa, o kadar “özel” hissedebilirsin.5. Saygı kazanmakAğır acılar çeken biri, hem acıma hem de derin bir saygı uyandırır:“Allah kimseye vermesin…”Ama bir yandan da, insanlar şöyle der: “Nasıl da güçlü, dayanıklı biri!”Eğer kendine ya da başkalarına karşı uzun zamandır saygı hissetmiyorsan — hastalık bu saygıyı almanın bir yoluna dönüşebilir.6. Ertelemek istediğin kararları ertelemenin bahanesiÇocuğun ağır hastaysa, boşanma konusu bekler.Kendin hastaysan, iş değişikliği ertelenir.Bir yakınla ilgileniyorsan, özel hayatını sorgulamaya gerek kalmaz.Beden, o kararı senin yerine erteler.7. Yavaşlamak ve içini duymakHastalık seni yavaşlatır.Ve bu yavaşlıkta, bastırılmış sesler duyulur hale gelir.Bir nefes, bir adım… her şey anlam kazanır.8. “Hasta ne isterse olur” hakkıHastaya saygı gösterilir.Yıllardır eşinden rica ettiğin şeyi bir anda yaptırabilirsin.Kırık kulp bile onarılır, çünkü artık önemlidir.9. Dünyaya başka bir yerden bakmakSadece tavandaki çatlağa bakabildiğin saatler oldu mu?Bir perde kıvrımında hayal gördün mü?Hastalık, seni başka bir algıya taşır.Ayrıntılar büyür, zaman durur.Ve dünya farklı görünmeye başlar.10. Hayatını yeniden değerlendirmekAğır hastalıklar, sahte gerçeklikleri siler.Bir anda yalnızca sen ve çıplak gerçeğin kalırsınız.Ve orada, hayat yeniden yazılır.Bilinçaltınin ihtiyaçlar yok olmaz.Sadece başka yollardan kendini gösterir.Eğer ihtiyaçlarını açıkça ifade etmeyi öğrenememişsen, beden devreye girer.Ve bu ihtiyaçları hastalık aracılığıyla almaya başlarsın.Çocuklarda ya da doğuştan hastalıklarda bile — annenin bilinçaltı ihtiyacı etkili olabilir.İşe gitmemek, ilgi görmek, anlam bulmak…Tüm bunlar bazen “hastalık” kimliğiyle karşılanır.Bunu doğrudan kabul etmek kolay değil.Ama farkındalık adım adım gelişir.O zaman ne yapmalı?1. Kendine sor: Bu hastalık bana ne kazandırıyor? Gerçekten dürüst bir liste yap.2. Her maddeyi hisset. Kendini suçlama. Kendine şefkatle bak. Bu, hayatta kalma yöntemindi. Şimdi farkına varıyorsun.3. Aynı ihtiyaçları başka yollarla karşılama izni ver kendine. Dile getir. Talep et. Kendini duy ve ifade et. Hastalık, artık ona ihtiyacın kalmadığında gider.Ama önce… onu duyman gerekir.
İlişkide Nezaket
Diyorlar ki, nezaketi öğrenemezsin. Gerçekten de öyle, bu beceri otomatik olarak zihinle, bilimçsizce öğrenilmiyor.Bu beceri kalbinden geçerek, ruhunun dikkati ile karıştırılarak ve farkındalık sürecin sayesinde ve Ben – öğrenciyim pozisyonundan oluşur.Doğru şeklinde çatal bıçak tutmaya öğrenebiliriz, insanlar arasında nezaketli davranabiliriz, doğru zamanda teşekkür ederek ve rica ederek… ama kendine şu soruları sormaya öğrenemeyebiliriz: Benim söylediklerim başka insanın tarafından nasıl algılanıyor? Benim şakalarım, sözlerim, sorularım, benim katılığım, benim prensiplerim onu acıtıyor mı?Nezaketsizlik birkaç örnekte göstermek istiyorum:1. Değerler seviyesinde nezaketsizlikBir kişi için onun projesi, onun fikri ne kadar önemli olduğunu bildiğimiz halde değersizleştirmeyi çalışıyoruz, dalga geçiyoruz, eğleniyoruz… bizim için onun işi eğlence alanı Ya da anlıyoruz ki kişi için onun inancı, onun meditasyonları, onun pratık ettiği şeyler önemli, ama arada bir ona takılıyoruz, çünkü o takıntılı olduğunu, fanatik olduğunu, garip olduğunu, geride kalmış olduğunu, tuhaf olduğunu, olması gereken gibi olmadığını düşünüyoruz. Ya da eşimiz için onun hobi çok önemli olduğunu görüyoruz ve eşimiz aile aynı zamanda hiçbir şeklinde ihmal de etmiyor. Ama belki inattan dolayı, belki kıskançlıktan, belki de onun dünyasının merkezine kendimizi koymak istediğimizden dolayı… onun hobi hakkında olumsuz yorumları yapıyoruz, eksikleri buluyoruz, dalga geçiyoruz. Nezaketsizlik insanları uzaklaştırıyor. Başkası için değerli olana değer vermediğimizde kendimize karşı nasıl yaklaşımı bekliyoruz ki? O kişinin kalbinin bahçesine girip çiçekleri koparmaya, dalları kırmaya, canlı olan her şeyi yok etmeyi, güzel şeyleri yok etmeyi başlamak ve ‘Sadece ben senin kalbinde yaşayacağım, geri kalanları yok edeceğim’ diyerek gibi bir şeydir bu… Sevdiklerimizin kalplerinde kocaman dünya var, evren var. Orada her şeye ve herkes için bolca yer var. Sevdiği her şey için, başardığı her şey için, beğendiği her şey için… Hiç kimse bizim yerimizi kapamaz, alamaz. Sadece biz kendimiz sevdiklerimizi kendimizden uzaklaştırabiliriz. Ve bunun temelinde nezaketsizlik yatıyor. 2. Nezaketsiz sorular, istenmeyen dersler ve tavsiyeler. İnsanı kalbinin en derinliklerinden yaralayan sorular bu. Kilolu kızı sormak gibi: ‘Ne zaman kilo vereceksin?’Yalnız kişiye geçmiş yaşamların karmaların ödemesi yapıyorsun söylemesi gibi…Seninle dünyaya bakış açısı farklı olan kişi deli olarak adlandırmak gibi…Neden hala: evlenmedin/ boşanmadın/ bunu anlamıyorsun/ çocuk doğuramıyorsun/papatya içmiyorsun / vitamin kullanmıyorsun / iyileşemedin / zengin olmadın/ bahçe ekmedin/ temizlik yapmadın...?Bu sorular nezaketsizlikten sorulduğunda yarar getiremez ki. Bu sorular acıtmak, dokunmak için, yardım etmek için değil. Bu sorular kendi üstünlüğü göstermek, daha iyi olduğunu ön plana çıkartmak için, başkasını aşağı indirerek… 3. Nezaketsizlik ve kişisel sınırlar o Sen meşgul olduğunu benim için önemli olmadığını, beni dinle, benim söylediğini yapo Sen yalnız kalmak istediğini benim için önemli değil, ben seninle olmak istiyorumo Sen yorgun olduğunu benim için önemli değil, ben enerji doluyum ve bu enerji harcamak istiyorumo Senin planların bugün için ne olduğunu önemli değil, benim planlarıma uyum sağlao Senin sabah ritüelleri benim için önemli değil, sen bugün ne yapacaksın ben dün karar verdimo Senin ruh halin ne olduğunu önemli değil, benimki gibi olmalıo Senin bakış açısı benim için önemli değil, benim gibi düşünmeni istiyorumNe yapacağız, nerede başlayacağız bu, belki bizim için yepyeni beceri, öğrenebilmemiz için? Nezaketi nasıl öğreneceğiz?1. Kendimizden başlayacağız Kendinizi izlemeye başlayın:- Benim davranışlarım, benim sözlerim başka insanların kalplerinde ne uyandırıyor?- Bugün ben hangi durumlarda nezaketsiz davrandım?- Gelecek için nasıl sonuç çıkartabilirim bunlardan?- Bu kişi ile iletişim kurduğumda hangi konuları hiçbir zaman dokunmayacağım?- Aynı düşünce ama daha şefkatli, dalga geçmeden nasıl paylaşabilirim?Kendi bakış açısında kalarak dikkatli olmak ve şefkatli davranmak her zaman mümkündür. Bu nezaketin bilgiliğidir. Ve birini uyarmamız gerekiyor ise, hoşlanmadığımız bir durum olduğunu ifade etmemiz gerekiyor ise duygusal yıpranma olmadan, psikolojik şiddet olmadan bunu yapabilmeliyiz. 2. Uzaklaşma Size karşı nezaketsizlik uygulanıyor ise ve konuşmalar bir fayda etmiyorsa o zaman uzaklaşma tekniği kullanabilirsiniz.Bu teknik terapi yerine geçebilir, eğer geçici ise... eğer biz kırgın değilsek, öfkeli değilsek, intikam almıyorsak ve manipüle etmeye çalışmıyorsak. Yani iyi niyetliyiz, ama yaşadığımız acı artık başka yolumuz kalmıyor, bizi dumuyorlar.Hatırlayın ki, herkese ve her zaman bizim canımız acıyor söylemek gerekmiyor, çünkü:o İlerleyen zamanlarda bizi manipüle edebilmesi için kullanabilirler (ben senin hassas noktasını biliyorum ve onu bundan sonra kullanırım)o Olumsuz duyguları bizim üzerinde boşaltması neden olabilir (benim canım acıyor seninki de acısın)o İsteğimiz hiç anlaşılmayabilir, çünkü bizim değerlerimiz başka kişinin değerlerinden çok çok uzak olabilir ve karşımızdaki kişi şaşkınlık yaşayabilir: ben ne dedim ki?Ama eğer bir şans bile olsa bizi duyabilecek, bizi anlayacak değer verdiğimiz kişi, o zaman konuşma imkanımızı kullanıp daha sonra kişiye bunu üzerinde düşünme fırsatı tanımalıyız.Bu önemli. Çünkü anlamak için ve farklı bakış açısına sahip olabilmek için kişi buna doğru giden tüm basamakları geçmeli:- Reddetme basamağı (ne oldu ki? Hiçbir şey olmadı ki… neden kavga çıkarttı ki?)- Suçlu bulma basamağı (sen bunu yapmasaydın, bu böyle olmasaydı, ben sana söylemiştim, senin yüzünden…)- Hızlıca her şeyi çözmek çabası, psikolojik konfor alanına dönebilmek için (ben çok endişe ediyorum, ben ağlıyorum, kendimi kötü hissediyorum, herkese affedelim artık, çabuk çözelim de gezmeye gidelim)- Kendini suçlama basamağı (benim suçum, benim yüzünden, keşke söylemeseydim, yapmasaydım)- Söyleyene karşı öfke basamağı (değişim acıtıyor, bundan dolayı sorun bende değil, sende)- Kendini koruyabilmek için kırgın olma basamağı (kırgın olana kırılmıyorlar, siz beni acıttınız, kırgın olmak için bahane bulurum, siz daha benden özür dileyeceksiniz)- Hüzün basamağı (her şeyi kaybettim, iyi şeyler gitti bitti, artık her şey kötüye gidecek)- Hayal kırıklığı basamağı (hiç arkadaş olmasaydım keşke, uğraşmamam gerekiyordu)- Umursanmaz olma basamağı (yoruldum, ne yaparsınız yapın umurumda değilim)Neden önemli çünkü kişi anlamalı onun söylediği sözler, gerçekleştiği eylemler kendileri arkasında sonuçları getirecek.Nezaketsizliği hakkında konuştuk, daha çok konuşabiliriz, daha çok şeyler yazılabilir, örnek verilebilir. Nezaket hakkında konuşulacak az şeyler var, ama konuştuğumuzda ruhumuz konuşur.Kalbimizin dilinde nezaketli olmak:o Sen benim için önemlisin, seni seviyorumo Evet, benim kendime ait bakış açım var, her şey kaderlerimizde ve düşüncelerimizde aynı olmayabilir, ama duygularda olur… bundan dolayı kendim kalarak çok istiyorum ki, sen de benim yanında kendin olo Farklı olan ol, inançlı ol, ilişkileri değer veren ol, profesyonel ol, sanatsal ol, ilginç ol, benden farklı ol…Ama önemli olan sevildiğim kişi ol, yumuşacık ol, benim için değerli ol. Seni seviyorum ve bu şeklinde kabul ediyorum, saygı duyurum senin bakış açısına, senin dünyaya…Yapabildiğim kadar,Becerebildiğim kadar,Öğrenebildiğim kadar,Tüm kalbimle… Sevgi ile olun
Kıskançlıktan özgürleşme yolları
Kıskançlık toplumun tarafından kabul edilmeyen ve yargı ile karşılanan duygu. Bundan dolayı yetişkinler bu duyguyu hep saklamaya çalışırlar, ama çocuklar bunu beceremiyorlar. Çok sıkça çocuk parklarında ağlama ve bağırma sesleri duyabiliriz: Bende onunki gibi oyuncak istiyorummm!!!Gerçekte kıskançlık bir şeyin eksik olduğunu göstergesidir, başkasında var olanın ve onda olmayanın. Bu duygu hiç konforlu değil, özellikle onu tatmin etmek için bir imkân yoksa. Kıskançlığı gizlemek için o kadar çok yöntem geliştirdik ki biz…Kıskançlık aslında bu başkasının başarısının karşısında oluşan yas duygusu. Herkes kıskanır! Eğer kişi diyorsa Ben kimseye kıskanmıyorum çok da dürüst değil kendisi ile. Kıskançlık insanoğlunun gelişin sürecinin içerisinde ortaya çıkan bir duygu. Ve bir zamanlar pozitif amaçla kullanılıyordu: kısıtlı kaynakların olduğu zamanlarda hayatta kalmaya sağlıyordu.Kıskançlığının çeşitleri:· Zehirli kıskançlık: bende bu yoksa onda da bu olmasın· Bencillik kıskaçlığı: bende bu var, ama o olmamalı· Kara kıskançlık: onunki benim olmalı· Beyaz kıskançlık: onda varsa bende de olmalı· Kurtarıcı kıskançlık: bende varsa onda da olmalı· Fedakârlık kıskaçlık: bende yoksa onda olmalı· Kurban kıskançlık: onda yok, bende de olmasın Toplulukta hiç kimse açık açık söylemiyor Ben seni kıskandım. Genellikle farklı şeklinde kıskançlığı tespit edebilme imkânımız var. Bu duyguya kapılan insanların en sık kullandığı davranış modellerinden birkaç tanesi paylaşıyorum1. Kaçma.Kıskandığı kişi ile aynı ortamda bulunmamaya özen gösterme2. Küçümseme Kıskandığı kişinin başarıları küçümsemeye yönelik sözlerinde, eylemlerinde bulunma3. Başkasını kıskandırmaElde ettiği başarısından daha aşağıda olan kişilerle temasta olma çabası. Yani başkası beni kıskansın. Ama seçtiği bu yol eksik olanı sadece kompanse ediyor.4. İntikamÇok güzel saklanmış, kapatılmış genellikle olur intikam. Kişi bilerek kıskandığı kişi ile iletişimde kalıyor, sık görüşüyor ki başkasının yanında onunla dalga geçebilmek için, küçük düşürmek için.Kıskançlıktan özgürleşmek için ilk adım önce o olabileceğini ihtimal verebilmektir. Olabilir diyebilmektir. Çünkü kabul etmediğimiz hiçbir şeyi değiştirmemiz imkânımız yoktur.Bugün kıskançlıktan nasıl özgürleşebiliriz birkaç tane ip uçları vermek istiyorum1. Öz değeri ile çalışınBinlerce araştırma yapıldı psikologlar tarafından, bilim adamlar tarafından öz değer hakkında. Ve şöyle bir bağlantı keşfedildi: öz değer ne kadar yüksek ise kıskançlık seviyesi o kadar azdır. Bunun nedeni çok basit aslında. Kişi onunla her şey yolunda olduğunu emin ise, onun hayatında en iyisi olduğunu emin ise başkasını kıskanmak, başkasını ne yaptığını bakmak gerek yoktur. Bundan dolayı sahip olduğumuz olanları değer vermeye öğrenmek önemlidir. 2. Sahip olduğunuz imkanlara göre hedef belirleyinÇoğu zaman kıskançlığının ve tatminsizliğin çocukluk döneminde oluşur. Eğer anne ve baba bize ikna etti ise başarılı kişide bir çuval para var, yurt dışında tatil yapıyor ve birkaç tane üniversite bitirdi, o zaman öylesine mutlu olmak çok zordur. Mutluluk çok geniş bir kavram ve herkes için farklıdır. Şehir dışında küçük evinde de mutlu olunur, çocukla gezmeye çıktığında da. Önemli olan bunu kabul etmek ve anlamak. Kıskançlık kendiliğinden kaybolur. 3. Başkasının hayatını yaşamak yerine kendi hayatınızı yaşayınGerçekten ilginizi çeken, sizi neşelendiren, sizi mutlu eden bir şey yapınız. Moda olanı, başkasının yaptığını olanı değil. O zaman başkasını ne yaptığını bakma zamanınız olmaz ve kendinizi başkası ile kıyaslamazsınız. 4. Kendinize karşı acıma duygusundan vazgeçin.Yazık bana, ben şansızım, kaderim bu diyen veya düşünen kişiler genellikle hiçbir şeye ulaşamazlar. Sahip oldukları enerjileri acıma duygusuna dönüştürerek başkasının hayatlara özenerek zaman geçiriyorlar. Eminim hepimizde elde ettiğimiz yetenekler, becereler var ve onları nasıl kullanabilirim sorusuna yönelmek çok daha verimli sonuçları getir. 5. Derinlere bakınızGerçekte güzel kaplamanın arkasında ilginç şeyler saklanıyor. Bu problemler olabilir, dinlenmeden çalışma olabilir, kişinin geçmesi gerektiğini problemler olabilir sahip olduğu şeylere kavuşabilmek için. Kendinizi sorunuz: neyden vazgeçmeye hazırsınız ve neyi daha sonraya erteleyebilirsiniz istediğinizi ulaşmak için. Belki o zaman başkasında gördüğünüz olan o kadar cazip gelmeyecektir ve duruma farklı bir şeklinde bakabilirsiniz 6. Kıskançlık her zaman kötü bir şey değildir. Kıskançlık yıkıcı olabilir, ancak yeni bir şeyi yapmamızı de motive edebilir, zafere ulaşmamızı sağlayabilir. Çok sağlıklı bir motivasyon aracı olmasa da bazı kişiler için belirli bir süre iş görür. ThetaHealing tekniğine ilk başladım zamanlarında analitik zihninde yaşamaya çok alışıktım, kimyager ve ekonomi alt yapım ister istemez etki ediyordu o dönemde. Yapamamak, görememek, anlam verememek o dönemlerde en sık yaşadığım duygulardı. Ama benim ilerlememi sağlayan bir düşünce vardı: Biri yapabildiyse ben de yaparım. Çok sağlıklı değil. Ama belirli bir seviyeye ulaşana kadar çok faydalı oldu.Sadece siz karar verebilirsiniz kıskançlık enerjisi nasıl kullanırsınız. 7. Biri sizi de kıskanıyorEğer tamamen dürüst olursak sizi da kıskanan insanı görebiliriz. Küçük bir su serpme olsa, ama sahip olduğunuz şeyleri, hayatı, pozisyonunuzu yeniden değerlendirebilme fırsatı sunar. Belki de aslında bir zamanlar hayal ettiğiniz şeyler şimdi zaten hayatınızda sadece rutine dönüştü için artık göremiyorsunuzdur 8. Farklı eylemleri gerçekleştirinHiçbir zaman unutmayın, aynı şeyleri yaparak farklı bir şeyi beklemek umutsuzdur. Belki yürüdüğünüz yolunun yönü biraz değiştirmek gerekiyor ve çok istediğiniz şey zaten kendinden gelir. Değiştirmeye, değişmeye korkmayın. Hayat değişimlerden oluşuyor. 9. Çevrenizi değerlendirinNe kadar desek de çevremden etkilenmiyorum, bu tam olarak doğru değil. İnsanlar sahip oldukları yaşam bakış açılarla, düşüncelerle bizi etkiliyorlar. Fark etmeden bile şikayetler ve kıskançlığının bataklığının içinde sıkışıp kalabilirsiniz 10. Düşüncelerinizi ve sözlerinizi kontrol altına alınKullanıldığınız kelimeler arasında: Ben yapamam, Ben kaybettim, Bu çok zor, Çok çabalıyorum kaldırın tamamen. Birisinde hoşunuza giden bir şey gördüğünüzde Şok oldum demek yerine Hayranlık duyurum demesi o kişiyi mutlu eder. Çünkü gönderdiğimiz enerji bize geri dönme alışkanlığa sahiptir. Size ne geri dönmesi istersiniz? Sevgi ile olun
Bilinçaltımızdan SMS
Hayatımızda olan her şey iyi veya kötü, hiç fark etmez bilinçaltımızdan gelen SMS. Neden o bizimle o kadar iletişime geçmeye çalıştığını ve onunla olan iletişimimizi daha keyifli hale nasıl getirebiliriz bunu sizinle konuşalım.Bilinçaltımız sarmalın içindeBilinçaltımız ne olduğunu anlayabilmemiz için kendimizi bir sihirli sarmalın içinde olduğumuzu hayal edelim. Ve bu sarmalın sizi dış dünyadan tamamen koruduğunu hayal edin. Bu sarmal; ışığa, seslere ve geri kalan her şeye saniyeler içerisinde geçmesine izin verse de bu kısa süre içerisinde gelenleri istediği gibi değiştiriyor. Tam olarak:· Daha başarılı şekilde hayatta kalmamız için gerçeği düzeltiyor.Gözlerimizden aldığımız görüntüleri terse eviriyor, optik yapısına rağmen dünyayı düz şeklinde görmemizi sağlıyor. Acılarımızı azaltıyor, algımızı başka alanlara çekiyor ve birçok şeyler daha· Yaşam senaryomuzu (bireysel veya soyumuzun) takip edebilmemiz için gerçeğinin algısını değiştiriyor Gerekli zamanda olgunlaşmamızı sağlıyor, öğretileri, derslerimizi hayatımıza çekiyor. Ve bunları düzenlemek için tesadüfler, olaylar, duygular kullanılıyor.· Öylesine iletişime geçiyor. Sizinle iş birliği içinde olması onu canlı tutuyor. Çok kanallı iletişim yollarıBizimle iletişim kurmak için bilinçaltımız 5 farklı kanal kullanıyor. Eğer seçtiği kanaldan bize ulaşamıyorsa o zaman bize doğru açılan kapıya daha güçlü vurmaya başlıyor. Çok sıkça tüm kanallardan bilgi aktarmaya çalışıyor: kanallardan bir tanesinden mutlaka aktarır. Eğer sizde iletişim için açık bir kanal bulunmuyorsa o zaman hayat kalitenizin çok yüksek seviyede olması biraz zor. Hem sağlık durumumuz hem de bolluk durumumuz zarar görebilir, çünkü bilinçaltımızın çok sesli bir şekilde kapıya vurması gerekiyor.Mantıklı olarak bilinçaltımız iyi haberleri iyi yollardan gönderir, olumsuz olanları zorlaştırıcı, acı verici ve üzücü olanları olumsuz yolları ile gönderir. Çoğu zaman bu şekilde gerçekleşiyor, ancak eğer kişi kendini duymayı ve düşünmeyi sadece olumsuz durumlarda gerçekleştiriyor ise belirli zaman sonrası güzel haberleri, bilgileri bu yoldan, sert şekilde almaya başlar. Bilinçaltımızın 5 diliBilinçaltımızın sahip olduğu iletişim kanallarına bakalım. En basit ve en kolay olanlarla, en güvenilir olanlara bugün dokunalım ve onları nasıl geliştirebiliriz bakalım.Rüyalar – bilinçaltımıza giden en temel yol olduğunu boşuna demiyorlar. Uykuda olan kişi neredeyse tamamen gerçekliğinden kopmuş oluyor. Gerçekliği değiştirmek ve bu gerçekliğe göndermek istediği mesajı dahil etmek zorunda değil bilinçaltı. Yapay bir gerçekliği oluşturarak göndermek istediği mesajın en uygun ortamını yaratarak bilgi aktarabilir. Rüyanın gerçekliği. Maalesef çoğu zaman gördüğümüz rüyaları değersizleştiriyoruz, görmemezlikten geliyoruz, anlamıyoruz ve unutuyoruz. Bundan dolayı bu kanalı kullanabilmek için öğrenip gördüğümüz rüyaları daha bilinçli hale getirmek gerekiyor. Gündüz olan rüyalar – meditasyon, hipnoz sırasında bir anda uyanan hatıralar. Kişi tamamen gerçekliğinden kopmuyor, uykudaki gibi, ama gerçekliğinden uzaklaşıyor, sanki arka fonda oynayan müzik gibi algılamaya başlıyor. Böyle anlarda ön plana çıkan bilinçaltımız mikrofonu alıyor ve anlatmak istediği her şeyi anlatıyor. Bu kanalı geliştirmek (ve sadece bu kanalı da değil) birkaç tane teknik yardımcı olabilir. Mindfullness, ThetaHealing, yoga gibi… Bedenin sinyalleri – bedende hissettiğimiz (oradan burada kaşınıyor dan başlayan ve birçok hastalığım varana kadar) durumlar ve duygular (sıkılmaktan heyecana kadar olan yelpazesi). Bu kanal çok rahat ve birçok bilgi bize verebilir eğer onu kullanmaya biliyorsak. Maalesef çoğu kişi yaşadığımız duygular ve bedende olan hisler dışarıdan gelen etkilerden oluştuğunu düşündüğü için bu kanalı kullanamıyor. Bu gerçeğin sadece yarısıdır ve bazen gerçeğin yarısı düz yalandan daha tehlikeli olabilir. Örneğin soğuk algınlığı. Tabi ki soğuk algınlığı klimanın altında kaldığınız için başlayabilir, ancak sadece bilinçaltı karar veriyor ne kadar kötü hastalanacağınıza ya da hiç mı hasta olmayacağınıza. Bu durum bilinçaltımızın ne kadar fazla bilgi aktarması gerektiğine bağlı, bilgiyi hastalığın içine yerleştirerek. Yani bu kanalını geliştirerek bedende hissettiğimiz hisleri ve yaşadığımız duyguları bilinçaltımızdan gelen sinyalleri olarak algılamamız gerekiyor ve duyguların lideri bu şeklinde olabiliriz. İnsanlar – başka insanlarla iletişim, kendi kendimizle yaptığımız konuşmalarda bilinçaltı projeksiyon mekanizması kullanarak iletişim kuruyor. Karşımızdaki kişi bize ne söylediği, hangi amaçla söylediği, nasıl bir karaktere sahip olduğunu anladığımızı düşünüyoruz. Ancak çoğu zaman bu sadece illüzyon. Bilinçaltımız algılama mekanizması filtreleyerek, belirli insanları üzerine belirli kalıpları, duyguları ve hisleri yansıtmaları yapıyor ki, göndermek istediği bilgileri daha rahat gönderebilmesi için ve bizi belirli eylemlere yapması sağlanması için.Örneğin, bir kadının psikolojik olarak olgunlaşması için belirli zaman dilimin içerisinde içsel olan anne modeline karşı gelmesi gerekiyor. Gerçek anne uzakta olabilir veya ona karşı bu duyguları gösteremiyor olabilir. O zaman bilinçaltımız yansıtma mekanizması bu rol için en uygun kişiyi seçiyor ve gerçeği bükmeye başlıyor. Yanında olan patron kadında baskıcı ve otoriter kişiliği görmeye başlıyor ve onu baskıladığını, azarladığını hissetmeye başlıyor. Bu yansıtma mekanizmasından çıkmak mümkün eğer hangi gelişim seviyesinde olduğunu bilirsek. Dış dünyadaki durumlar – bizden en uzak kanal ve bu kanalı anlayabilmek için gerçekten bilgeliğe ve sabır ihtiyacı duyarız. Bu kanalı bilinçaltı en son olarak kullanmaya başlar, artık diğer kanalların kullanılmasından umudu kesince. Çok sesli ve gürültülü gelir bu kanaldan bilgi. Bu kanaldan gelen tüm bilgiler filtrelerden geçer. Bu alanı kullanırken hatırlamamız gereken tesadüf diye bir şey yoktur. Şemsiyen bozulduysa veya kaybolduysa, bilinçaltımız bu durumun içine göndermek istediği mesajı çoktan yerleştirmiştir. Bize bunu kabul etmek ve anlamak kaldı. Eğer diğer kanalları kullanmayı biliyorsanız o zaman her durumun içinde gizli bir şey aramanız gerekmiyor. Bazen muz sadece muzdur. Siz kendi bilinçaltınız ile nasıl iletişim kuruyorsunuz?
Çocukların Öfkesi ile ilgili Bilmemiz Gerekenler
Çocuklarımızı hep güler yüzlü, tatlı tatlı konuşan, sarılan, neşeli görmek isteriz. Hatta onlar farlı davrandıkları zaman bizim kafamız çok karışır. Nasıl yani… kendimizi sorgulamaya başlarız, neyi yanlış yaptığımı, nerede hata yaptığımı…Çoğu zaman öfke doğal bir duygu olduğunu unutuyoruz ve çocuklarımız onu kullanmaya başlayınca her yolu ile onu yok etmeye çalışırız. Öfke kendi kişisel sınırlarımızı korumaya yardımcı olan bir duygu ve bu duyguyla gelen enerjisi doğru yöne göndermeye öğrenmemiz gerekiyor, onu yok etmek yerine. Kolay bir süreç değildir, özellikle bize verilen öğretiler doğrultusunda öfke kötü bir şey olduğunu. Çocuklar yetişkinlerden çok farklı yapılara sahiptir ve duygularla yaşarlar. Mantıksal yaklaşımlar onlarda daha gelişmedi. Kızlarda ön lobunda bulunan sebep sonuç mekanizması 22 – 23 yaş, erkeklerde 23-24 yaş aralarında tamamlanır. Bu fiziksel özelliktir. Ve bu zamana kadar bu bilgi göz önünde bulundurarak anne baba olarak onları değerlendirmemiz gerekiyor. · Aynı zamanda çocuk ve yetişkin farkı, yetişkinlerde kendi kontrol ve durdurma mekanizması artık gelişmiştir. Çocuk için, Kendini toparla, sakin ol, dur, kendine hâkim ol… hiçbir anlam taşımıyor, çünkü tam olarak ne olduğunu ve nasıl çalıştığını bilemezler. Onlar daha yeni öğreniyorlar bu nasıl bir şey olduğunu. · Her zaman anne ve babanın güç kaynakları ne durumda olduğunu farkında olmak gerekiyor. Eğer anne ve baba yorgunsa, tükenmiş ise mantıklı yetişkin tepkileri verebilmesi için gücü yetmeyebilir. Çocuğunuza Ben çok yoruldum bugün ve biraz tek başıma zaman geçirmem gerekiyor söylemlerinde yanlış bir şey olmadığını hatırlayın. Çocuk bizimle 7/24 geçirmesi gerekmiyor, bunu da istemiyor da. Anne ve baba kendimizle ilgilenmeye bildiğimiz zaman çocuk bizden bunu öğrenecek ve onun geleceğine en güzel yatırımlardan bir tanesi olacak. Annenin gücü yoksa, enerjisi yoksa geri kalanlar tamamen anlamsızdır. · Çocuklar sandığımızdan çok daha güçlüler, eğer onların yanında zamanın çoğu sakin ve mantıklı ebeveyn, bizim ufak tefek kaymalarımızı rahatlıkla görmemezlikten gelirler. Soru şu: zamanın çoğu siz ne durumdasınız? · Kendini gösteren, tam anlamıyla yaşanan tüm süreçler gizlenmiş olanlarından daha güvenlidir. Gizlenmiş olanlar genellikle fiziki boyutunda kendini göstermeye başlarlar, kendine karşı öfkesi olarak ortaya çıkar. Kendine karşı öfke çocukta başarının azalması ile, kendini kurban modunda hissetmesiyle, eşya kaybetmesiyle ortaya çıkabilir. Bu eylemlerle kendi cezalandırma yolu oluşturuyor bilinçsizce. Çocuk size rahatlıkla Hayır diyebiliyor mu, ailenizde tartışmalara açık alanlar oluşuyor mu? Seçim yapma hakkı var mı? Bu hayatta benim de sözüm geçerli hissediyor mu sizce? · Bazen çocuk onun hayatında otoriteye sahip olan insanların öfkesini aynalıyor, birinin yerine öfkeleniyor. Bu durumda yetişkin olarak verdiğimiz tepkileri değerlendirmemiz gerekiyor. Bu öfkeli olun anlamına gelmiyor, bu ihtiyacınız olanı dile getirme yolunu bulmamız gerekiyor. Çalışmalarım sırasında çok efendi, çok sakin ve mütevazi anne ve babaların çok agresif şeklinde davranan çocukları olduğunu karşılaştım. Burada örnek almıyordu ebeveynleri, onların kendisine yaşanması izin verilmeyen duyguları ortaya koyuyordu çocuk. Çoğu zaman bu duygular ve hisler o kadar derinlerde saklıydı ki onları fark etmesi bile neredeyse imkansızdı anne ve baba için. · En sık rastladığım durum çocukta ortaya çıkan öfke kendini güvende hissetmemesinden kaynaklanıyordu. Bazen kırgınlık ve üzüntü yerinde kullanılıyordu. Okulda yaşadığı sıkıntısı öfke olarak küçük kardeşinin veya annenin üzerinde boşaltabilir. Durumu her yönde incelemek gerekiyor ve sadece ortaya çıkan öfkenin üzerinde takılmadan incelemek. · Öfke aktif ve pasif olabiliyor. Pasif olan, örneğin kişinin arkasında dil çıkartmak, öfkesi açık şeklinde gösteren arkadaşları ile izleyici olarak yanında bulunmak. Aktif öfke sözel veya kinestetik olabilir. Sözel, başkasına takma ad uydurmak, dalga geçmek, bağırmak. Kinestetik – vurmak, kırmak, bozmak. · Aktif veya pasif öfke çıkışına göre tepkilerimiz de değişmeli. Sözel öfkeyi yansıtan çocukla konuşmak daha iyi sonuç verir, kinestetik öfkesi ortaya çıkınca kolunu durdurmak, kendini fiziksel olarak korumak çok daha hızlı sonuçları veriyor. · Konuşmaya tam öğrenemeyen çocuklar beden dili kullanarak bağ kurarlar. Kum dökerek başkasının kafasına, oyuncak atarak tanışmaya çalışıyorlar, sanki o kişiye uzanmaya çalışıyorlar. Kürekle kafasına çarpıyorlar. Bu çocuk deli veya bozuk olduğunu anlamına gelmiyor. Bizim amacımız oyun yöntemi kullanarak iletişim nasıl sağlanır öğretmemiz. · Eğer çocuk anneyi, babayı, anneanneyi vuruyor ve gülüyor, büyük ihtimalle onun için bu oyundur. Bu durumda aşırı tepki vermeden kalabilmek, onun algısında Benim oyunum destekleniyor algısı oluşmaması için. · Okul öncesi ve ilk okul yaş grubunu çocukların öfke korkuları gizlenmesi için kullanılan duygusu · Üç yaşında olan çocuklarda ve ergenlik döneminde olan çocuklarda hatırlanması gereken en önemli nokta şu: bu yaştaki çocuklar kendi kişiliği keşfetme sürecindeler, ayrılma sürecinde. Ve anneden ve babadan daha kolay ayrılabilmesi için bilinçsizce kendileri hedef koyuyorlar, anne ve babaya değersizleştirmesi. Burada bizim yetişkin olarak kendinde emin olmak, kendinin değerini bilmek ve ben iyi anne babayım, yapabildiğimden maksimum seviyesinde yapıyorum kendine hatırlatması. Çocuk tuhaf sözleri kullanabilir, ilginç şeklinde davranabilir ama bu bizim sevgimizi ona karşı azaltmayacağı net şeklinde ortaya koymamız gerekiyor ve aynı zamanda onun da sevgisine inandığımızı göstermemiz gerekiyor. Çocuklarımızın o anda kullandıkları kelimeler çoğu zaman duygular kontrolün dışında çıktığı anda söyleniyor. Bir dakika sonra kendi söyledikleri onu korkutuyor zaten. · Çocuğumuz hangi duygu yaşadığını farkında olması onun için çok iyileştirici olabiliyor. Çoğu zaman çocuklar duygu fırtınası yaşıyorlar ve adını tam bilmedikleri için onlarla nasıl başa çıkacağını da bilmiyorlar. Üzgün müsün? Soru şeklinde sorduğumuzda ilk baştan ortaya tepki konulabilir onun tarafından ancak birkaç dakika sonra rahatlar. Çünkü çocuk için sen hangi duyguları yaşarsa yaşasın senin yanındayım bilmesi çok önemlidir. · Öfke çoğu zaman belirli ihtiyaç karşılanmadığını göstergesi çocuklarda ya da kişisel sınırlarım ihlal edildiğini. Anne baba olarak çocuğumuza ancak örnek olabiliriz ve kendi ihtiyaçlarımız nedir, kendi kişisel sınırlarımızı nasıl korunur, ihtiyaçları dile getirmek yaparak onu öğretebiliriz. · Çocuklar kendi duyguları tam olarak ne olduğunu anlamadıkları için çözümü sözsüz olarak anne ve babadan talep ederler. Nasıl mı? Onlar kendini nasıl hissettikleri bizim içimizde aynı duyguları uyandırılması için çok çalışırlar. Siz kendi çocuğunun karşısında, onun öfkesine, üzüntüsüne karşılaştığınızda hangi duygu hissediyorsunuz? İşte sizin çocuğunuzun hissettiği asıl duygu o.Öfke – kendimizi korumamız için verilen güç. Ben iyi biriyim, ama bende sağlıklı kızgınlığım var kendimi korumam için – hem çocuklar hem ebeveynler için en önemli cümlesidir. Sevgi ile olun
Yeni Yıl Kararları
Kendimize yaptığımız ve yeni yılda artık yapmamamız gereken 30 şeyler1.Yanlış kişilerle zaman geçirmeyi bırakın. Sizi tamamen tüketen insanlarla zaman geçirmek için hayat fazlası ile kısa. Biri sizin onun hayatında olmanızı isterse sizin için konforlu alanı oluşturmaya çalışır. Kendi alanınız için onunla savaşmak zorunda kalmazsınız. Sizin değerinize soru işareti yapıştıranlarına yapışmayın. Gerçek arkadaşlar sizin yanınızda ihtiyacınız olduğunda da olur, siz başarılı olduğunuzda sizinle sevinir ve mutlu olur 2.Problemlerden kaçmayı bırakın. Sorunlarınızın yüzüne bakın, dik duruş ile onları karşılayın. Kolay olamayacak, bu dünyada rahatlıkla vuruşları karşılayan varlık yoktur. Bizden anında tüm sorunları çözmemizi hiç kimse talep etmiyor. Hepimizin farklı yapıları vardır. Düşmeye, kalkmaya, bazen acı hissetmeye dayanıklı şekilde yaratıldık. Belki de bu hayatın anlamı, sorunu görmek, onu çözmek, öğrenmek, fark etmek ve en sonunda uyum sağlamaktır yeni duruma . Belki de bu bizi insan yapıyor. 3.Kendinize yalan söylemeyi bırakın. Başkasına olabilir ama kendinize asla yapmayın (yalan söylemeye davet etmiyorum). Hayatımız ancak risk alma cesareti bulunduğumuz zaman pozitif yönde değişmeye başlar. Ve ilk, en büyük risk, en zor olan da kendimizle dürüst olmaktır. 4.İhtiyaçlarınızı en arka plana itmeyi bırakın. En korkutucu olan kendini kaybetmektir, başkasını çok fazla severek ve kendi özel, önemli olduğunu unutarak. Hayır, kesinlikle sevmeyi bırakmayın, destek olmaya bırakmayın, ama kendinize de destek olun, kendinizi de sevin. Eğer uygun an var ise kendini duyabilmek, kendine şefkat göstermek belki de o an bugündür. 5.Başkası ile başka şekillere girmeye çalışmayın. Belki en zor yapılacak olan kendi olmak bu dünyada, herkesi kendine benzetmeye çalışan dünyada. Her zaman biri daha güzel, daha akıllı, daha genç olacak, ama hiçbir zaman siz olmayacaklardır. Kendiniz olun ve sizi gerçekten sevenler sizi olduğu gibi severler ve yanınızda olurlar. 6. Geçmişe tutunmayı bırakın. Hayatınızın yeni bölümüne eski bölümü tekrar ve tekrar okuyarak geçemeyeceğinizi biliyorsunuz dimi? 7.Yanlış yapmaktan korkmayı bırakın. Bir şey yapmak ve hata yapmak en az on kat daha verimli hiçbir şey yapmamaktan. Her başarı kendinin içinde yaşadığı denemelerin başarısızlıkların izleri taşıyor, her başarısızlık başarıya bir adım daha yaklaştırıyor. En sonunda yaptıkları için değil, yapmadıklarınız için üzüleceksiniz. 8.Eskiden yaptığınız hatalar için kendinize kızmaya bırakın. Yanlış kişiyi sevmiş olabiliriz ve bu sevgi için üzülebiliriz, ancak çok net şu ki, yanlış kişilerin varlıkları doğru kişileri ve durumları bulmaya yardımcı oluyorlar. Hepimiz yanlışları yapıyoruz, mücadele ediyoruz ve üzülerek geriye bakıyoruz. Ama siz sizin yaptığınız yanlışlar değilsiniz, ettiğiniz mücadele de değilsiniz. Siz bugün ve şimdi farklı geleceği inşa etme fırsatı sahipsiniz. Gün içinde ne olursa olsun geleceğe doğru atacağımız adımına bizi hazırlıyor. 9.Mutluluğu satın almaya çalışmaları bırakın. İstediğimiz çok şeyler gerçekten pahalı olabiliyor. Ama gerçek şu ki bizi gerçekten mutlu eden, sevgi, neşe, gülümseme, kahkaha atma ve kendi duygularla çalışmak,ücretsizdir. 10.Mutlu olabilmek için birini aramaya bırakın. Eğer kendinizle memnun değilseniz, kişiliğiniz sizi tatmin etmiyorsa uzun vadede yaşanan ilişkiler de sizi mutlu etmez. İlk önce kendi hayatınıza düzen getirmek gerekiyor ki, ondan sonra onu biri ile paylaşmak gerekiyor. 11.Tembellik yapmayı bırakın. Uzun uzun düşünmeyin, yoksa olmayan yerde problem yaratabilirsiniz. Durumunu değerlendirin ve kararlı şeklinde eyleme geçin. Karşıya gelmeye cesareti olmayınca hiçbir şey değiştiremeyiz. Her eylem aslında risk içerir, diş fırçalamak bile. Ve burada sıralama önemli. Harfleri öğrenmeden kitap okuyamazsanız. 12.Hazır olmadığınızı düşünmeyi bırakın. Hiç kimse hiçbir zaman kendini 100% hazır hissetmiyor. Sunulan muhteşem fırsatlar her zaman konfor alanımızdan bizi çıkartır. Bu demek oluyor ki biz bu fırsatlarla rahat ve konforlu olmayacağız. 13.Tuhaf yada istemediğiniz nedenlerden dolayı ilişkiye başlamayı bırakın. İlişki akıllıca kurulmalı. Tuhaf ortamda bulunmaktansa yalnız olmak daha iyidir. Bir şey olması gerekiyorsa o zaten gerçekleşir ,doğru zamanda, doğru kişiyle ve en iyi şeklinde. O doğru zaman gelince sevgiye dalın, yalnız hissettiğiniz için değil. 14.Eski ilişkiler çalışmadı için yeni ilişkilerden vazgeçmeye bırakın. Karşılaşacağınız her kişinin kendine ait hedefleri var. Biri sizi denetler, biri kullanmaya çalışır, biri de sizi öğretmeye kalkışır. Ama önemli olan bazıları sizin içinizde en iyi yanları uyandırır. 15.Herkesle rekabet etmeye bırakın. Başkası bir alanında sizden daha başarılı olduğunda endişe etmeyin, size ait olan başarı üzerinde odaklanın. Kendinizle yarışın. 16. Kıskanmaya bırakın. Kıskançlık, başkasının elde ettiği güzel şeyleri hesaplama sanatı, ama kendininki değil. Kendinizi sormayı deneyin: Bende başkasının isteyebileceği ne var? 17.Kendinize acımaya ve şikâyet etmeye bırakın. Sizi başka önemli yere yerleştirmesi için zarlar atılır hayat oyununda. Belki acı verici olabilir, belki tam olarak ne olduğunu göremeyebilirsiniz, anlamayabilirsiniz. Ancak geriye dönüp baktığınızda kötü zarların düşüşlerine sizi başarıya, önemli kişiye, ruh haline getirdikleri görürsünüz. Gülümseyin. Siz bugün dünden daha güçlü olduğunuzu herkes bilsin. 18. Kırgınlıkları sürekli uyandırmayı ve büyütmeyi bırakın. Hayatınızı da nefreti kalbinizde taşıyarak yaşamayın. Eninde sonunda nefret ettiğiniz kişilere değil, kendinize daha fazla zarar verirsiniz. Affetmek,bana yapılan her şeyi kabul ediyorum değildir, affetmek ,bana yaptıklarınızla mutluluğumu ve hayatımı yok etmesini izin vermiyorum demektir. Affetmek- bırakabilme ve kendini özgür kılma teklifi. Ve sadece başkasını değil, arada sırada kendimizi de affetmemiz gerekiyor. Gerekiyorsa kendinizi affedin ve yolunuzu devam edin, bir sonraki kez daha iyi yapabilmek için 19.Başkasını sizi aşağı indirmesi izin vermeyi bırakın. Biri yükselmeye, gelişmeye istemiyorsa size ait olan değerlerinden vazgeçmeyin. 20.Açıklamalara zaman harcamayı bırakın. Arkadaşlar açıklamalara ihtiyaç duymazlar, düşmanlar zaten inanmazlar. Doğru olduğunu düşündünüz şeyleri yapmaya devam edin. 21.Döngülerin içinde koşuşturmayı bırakın. Derin nefes alma zamanı ne zaman biliyor musunuz? Zamanınız hiç olmadığı anda. Yaptığınızı yapmaya devam ettikçe, aldığınızı almaya devam edeceksiniz. Bazen net şekilde görebilmek için uzaklaşmak gerekiyor. 22.Ufak tefek şeylerinden vazgeçmeyi bırakın. Ufak şeylerden keyif alın, çünkü belki bir gün geriye baktığınızda bu ufak şeyler aslında büyük şeyler olduğunu görürsünüz. Hayat bu isimsiz anlardan oluşur. Sevdiğiniz kişiye verebilmek için kullandığınız anlardan. 23.Her şeyi mükemmel yapmaya çalışmayın. Hayat mükemmel yapanları değil, kendi hedefine doğru giden insanları ödüllendirir. 24.En az dirençli yoldan gitmeyi bırakın. Hayat çok basit değildir, özellikle büyük olanını başarmaya istediğiniz zaman. Kolay yolu seçmeye çalışmayın. Olağanüstü olanı yapın. 25.İşler yolunda değilse, her şey yolunda gibi davranmayı bırakın. Eğer biraz gevşersiniz hiçbir şey olmayacaktır. Her zaman güçlü olmak zorunda değilsiniz, hiçbir şey ispat etmek zorunda değilsiniz. Başkası ne düşünür diye düşünmeyi bırakın, gerekiyorsa ağlayın: göz yaşları ruhumuzu arındırır. Ne kadar kısa sürede bunu yaparsınız o kadar kısa sürede içten gülümsemeye başlarsınız. 26.Yaşadığınız sıkıntılardan başkasını suçlamaya bırakın. Sahip olduğunuz hayaline ulaşmak tamamen aldığınız sorumluluğa bağlıdır. Başkasını suçladınız zaman sorumluktan kaçıyorsunuz ve başkasına hayatının hakimiyeti teslim ediyorsunuz 27.Başkası için her şey olmaya bırakın. Bu imkansızdır, sadece kendinizi yakarsınız. Birine neşe hediye ettiğiniz zaman tüm dünyayı değiştirişiniz. Belki tüm dünyayı değil, ama onun dünyasını kesin. Bundan dolayı sadece odaklanın. 28.Endişe etmeye bırakın. Endişe bizi yarınki yaşayabileceğimiz problemlerinden özgürleştirmez, sadece bugünün neşesi alır. Kendinize bir soru sorun: Bu bir sene sonra önemli olacak mı? Beş sene sonra? 29.İstemediğiniz olanların üzerinde odaklanmaya bırakın. İstediğiniz olanın üzerinde odaklanın. Pozitif düşüncenin mantığı bu. Eğer her sabah Bugün güzel bir şey olacak düşüncesi ile uyanırsınız erken veya geç bu doğru olduğunu görürsünüz. 30.Şükretmeden yaşamaya bırakın. Durumunuz ne olursa olsun sabah uyandığınızda hayat için şükredin. Biri bir yerde kendi hayatı için mücadele ediyor. Eksik olanları görmek yerine sahip olduğunuz olanları üzerinde odaklanın. Hayat size aittir ve onu nasıl yaşayacağınıza sadece siz karar verebilirsiniz. İlk adımlar kolay olmayabiliyor, bazen düşüyoruz, ama yeniden kalkabilme gücümüz ve yeteneğimiz var. Yeni yürümeyi öğrenen bebekler bunu yapabiliyorsa, tekrar ve tekrar kalkabiliyorsa, tekrar düşmekten korkmuyorsa, yürümeye odaklanabiliyorsa, biz yetişkin olarak bunu kolaylıkla yapabiliriz.Sevgi ile olun
