Pazartesi Başlarım...
27.12.2023
Tetyana Çelebi

Pazartesi Başlarım...

Pazartesi başlarım…

Ertelenmiş hayat nedir ve bu durumdan nasıl çıkabilirim

 

Ertelenmiş hayat psikolojik bir tanı değildir, bu düşünme şeklidir. Ve bu düşünce şekliyle kişi kendini önceden hayata hazırlamak istiyor. Ancak bu hayat bir türlü gelmiyor.  İnsan planları yapıyor ama bu planları gerçekleştirmiyor ve bu kişi kendini yetersiz hissetmeye başlıyor.

Bu insanların motto Pazartesi/ayın birinde/yeni yılda başlarım oluyor. Ama Pazartesi gelince yeni hayat bir sonraki haftaya erteleniyor ve bu şeklinde birçok defa gerçekleşiyor.  Kişi kendini sanki çıkmaz sokakta sıkışmış şeklinde hissediyor.

Çoğu zaman ertelenmiş hayat durumu 20-40 yaşların arasında insanlarda görebiliriz. Yaklaşık 40 yaşında orta yaş kriz başlıyor ve insanlar daha derinlere bakmaya başlıyorlar, hayatında oluşan problemlerin en derinlere inmeye çalışıyorlar. Genç yaşlarda zaman kavramına çok dikkat etmiyoruz, çünkü önümüzde koskoca hayat daha var düşünürüz.

Ertelenmiş hayat depresyonla karıştırılmamalı. Depresyonda olan insanın bir şey yapma isteği hiç olmaz, ufak gündelik işler bile zorlukla çözüyorlar.

 

Ertelenmiş hayat sendromu nasıl oluşur

 

1.       Özgüven eksikliği

Kendini değerli olarak algılanmaması hayal ettiği hayatını hakketmediğini bilinçsiz olarak görebilir. Çünkü bu hayat için şimdi yeterince iyi değilim bilinçaltı inancına sahip olabilir.

 

2.       Tünel düşünce şekli

Bu düşünce şekliye sahip olan insanın tüm bilinç bir tane olan üstü fikir üzerinde toplanmış. Örneğin, yeme bozuklu sahip olan insanların bu olan üstü fikir kilo verme fikri oluyor. Bu noktaya kadar, kilo verene kadar, tüm hayat değeri kaybediyor, çünkü geri kalan işler bu beklenen sonuca ulaşma yoluna mantıklı olarak dahil olmuyorlar ve gereksiz olarak hayatından çıkartılıyor.

 

3.       Gelecek korkusu

Gelecek korkusuna sahip olan insanların ileri adım atmak çok korkutucu ve çok zor, risk almak zor. Bu korku cesurca yapılan planlarının daha sonraya dönüşebilir.

 

4.       Mükemmeliyetçi olmak

Her şeyi mükemmel yapma isteğinin gölge tarafı ertelemek ve kararsızlık. Gerçekten, neden bir şey yapayım ki eğer mükemmel yapmak imkansızdır?

 

5.       Çocukluktan gelen inanç kalıpları

Anne ve baba tarafından çocukluk döneminde öğretilen inanç kalıpları pozitif olarak ta negatif olarak ta hayatımızı etki altına alabilir. Bazıları da motivasyonumuzu etkiliyor. Örneğin, çok genç yaşlarda başarıya ulaşmak imkânsız inancı yerleştirdi ise kişi hep büyük başarı getirecek planları daha sonra, yeterince büyünce yapmak için.

 

6.       Hayaller ve hedefler, planlar arasında farkını bilmemek

Hayal bu zihnimizin projeksiyonu ve maddesel bir şey değildir. Hedef gayet maddesel bir durum. Hedef belirlediğimiz zaman kişi ona nasıl ulaşacağını görebiliyor: önceden hesap yapıyor hangi kaynakları bu hedef için kullanacak, ne kadar emek verilmesi gerekecek ve bu hedefe ulaşmak için plan yapıyor. Ertelenmiş hayat sendromu ile yaşayan kişi bu farkı bilmedi için isteklerin yönünde ilerlemek zor onun için

 

7.       Kontrol merkezi kayması

Kontrol merkezi kayması toparlanması biraz daha komplike bir durum. Bu kayma ile yaşayan kişi başarı veya başarısızlıkların hayatında olması içsel faktörlere veya diş faktörlere bağlayarak yaşıyor. Gökten düşmesi beklemek veya tam tersi her attığı adımı takıntılı boyutunda hesaplamak kontrol merkezinin kayması belirtiler. Eğer dış faktörlere bakarak kişi isteğine ulaşmak imkansız olduğunu bir şeklinde karar verirse, tamamen vaz geçebilir.

 

8.       Başkasına ait hayaller

Bazen kişinin hayatında başkasının hayal ettiği her şey var ancak tatmin duygusu yaşayamıyor bu başarıya bakarak. Büyük ihtimalle bu zamana kadar hep başkasının hayalleri gerçekleştirdi, annenin, babanın…

 

Ertelenmiş hayattan nasıl çıkılır

 

1.       İlk önce böyle bir durumun var olduğunu kabul etmesi

Burada bağımlıklarla gibi ilk adım sorun olduğunu kabul etmek ve bu atacağınız ilk ve en önemli adımlardan bir tanesi. Bu duruma getiren hangi faktörler etkili olduğunu bulmak çok kolaylaştıracaktır.

 

2.       Hayaller hayal-hedefe dönüştürmek

Hiç kimse hayal etmeye bırakın size diyemez, sadece bir fikir oluştuğunu ve imkansız gibi göründüğünü onu hedefe dönüştürmek, uzun vadeli olsa da, gerçekleştirme olasılığı çok arttırıyor.

 

3.       Hedefleri doğru şeklinde oluşturmak

Hedef – ulaşmak istediğiniz bir şey. Bundan dolayı hedefiniz pozitif şeklinde oluşturmalı. Örneğin, doğum günümde iki katlı pasta istiyorum. Tek katlı pasta olmasın demesi yerinde

 

4.       Son zamanlarında ertelenen tüm hedefler yazılması

Onları ulaşabilirlik seviyesine göre yazınız. En kolay, en basit olanından başlayınız. Bu şeklinde sonucu daha hızlı şeklinde görme şansınız olacak. Yada en çok gerçekleştirmek istediğiniz olanından başlayınız, böylece ekstra motivasyon enerjiniz olacaktır.

 

5.       Plan oluşturunuz.

Hedefinize ulaşmak için yapmanız gereken adımları yazınız. Bu noktada zaman belirlemek önemlidir. Ama belirlediğiniz zamana sığmadınız çok korkutucu olmamalı, burada bu adımları kendi geleceğinize dahil etmiş olmanız önemlidir.

 

6.       Küçük olanlarla başlamak

İlk baştan global olan üstü durumu çözmeye kalkışmayın. Örneğin koşmaya karar verdiyseniz ilk baştan 10 kilometre koşma hedef yazmayın, başlangıç olarak 1 kilometre yeterli olacak. Her gün biraz arttırarak istediğiniz 10 kilometreye zaten ulaşırsınız. Bu yöntem size kendine inancını yükseltir. Eylem asıl hedefe ulaşmak için gereken anahtardır.

 

Biz bu dünyaya her şey fiziksel boyutunda deneyimlemeye, öğrenmeye geldik. Hareket ederek, eyleme geçerek… küçük eylem olsa bile eylem olarak kalır. Bugün sizinle paylaştığım yazı gibi, küçük de olsa, ama eylem.

Sevgi ile olun

Güncel Yazılarımız

Hastalık Düşman Değil, Mesajdır

Hastalık Düşman Değil, MesajdırHastalık, artık ihtiyaç kalmadığında gider.Bu cümle ilk başta sert gelebilir ama…Gerçekten neden hastalanıyoruz?Çünkü bazen, başka türlü elde edemeyeceğimiz şeyleri ancak hastalık sayesinde elde edebiliyoruz.Bilinçaltımız, bastırılmış ihtiyaçlarımızı bedene yükleyerek onları görünür kılıyor.İlaçlarla değil, farkındalıkla iyileşen hastalıklar da var. Ve bu, sandığımızdan çok daha yaygın.Peki hastalık bize ne sağlar?Ve neden beden acıya razı olur?1. Kendine özen göstermenin suçluluk duymadan yoluİlaçlar, testler, vitaminler, bakımlar, terapiler… Hasta olduğunda hepsi “hak edilmiş” olur.Aynı parayı bir stiliste ya da masaja harcamayı dene… İçinde bir suçluluk duygusu beliriyor mu?Ama hastaysan — bu, izinlidir.2. Dinlenme hakkıBirçok kadının bilinçaltında yazılı:“Yalnızca hamileyken ya da hastayken dinlenebilirsin.”Esnek saat, freelance iş? Hayır. Ancak beden düşerse dinlenme izni gelir.3. Yakınlardan ilgi ve şefkatGüçlü, zeki, kendine yeten kadınlara kimse kolayca şefkat göstermiyor.Ancak hastalanırsan, sistem “izin veriyor”: Artık sana bakabilirler.Ve eğer hâlâ görmezden geliniyorsan — beden sinyali büyütür.Ta ki duyulana kadar.4. Dikkat çekmekHastalık bazen görünür olmanın yolu olur.Hakkında konuşulursun. İnsanlar merak eder.Ve ne kadar “nadir” ya da “karmaşık” bir hastalıksa, o kadar “özel” hissedebilirsin.5. Saygı kazanmakAğır acılar çeken biri, hem acıma hem de derin bir saygı uyandırır:“Allah kimseye vermesin…”Ama bir yandan da, insanlar şöyle der: “Nasıl da güçlü, dayanıklı biri!”Eğer kendine ya da başkalarına karşı uzun zamandır saygı hissetmiyorsan — hastalık bu saygıyı almanın bir yoluna dönüşebilir.6. Ertelemek istediğin kararları ertelemenin bahanesiÇocuğun ağır hastaysa, boşanma konusu bekler.Kendin hastaysan, iş değişikliği ertelenir.Bir yakınla ilgileniyorsan, özel hayatını sorgulamaya gerek kalmaz.Beden, o kararı senin yerine erteler.7. Yavaşlamak ve içini duymakHastalık seni yavaşlatır.Ve bu yavaşlıkta, bastırılmış sesler duyulur hale gelir.Bir nefes, bir adım… her şey anlam kazanır.8. “Hasta ne isterse olur” hakkıHastaya saygı gösterilir.Yıllardır eşinden rica ettiğin şeyi bir anda yaptırabilirsin.Kırık kulp bile onarılır, çünkü artık önemlidir.9. Dünyaya başka bir yerden bakmakSadece tavandaki çatlağa bakabildiğin saatler oldu mu?Bir perde kıvrımında hayal gördün mü?Hastalık, seni başka bir algıya taşır.Ayrıntılar büyür, zaman durur.Ve dünya farklı görünmeye başlar.10. Hayatını yeniden değerlendirmekAğır hastalıklar, sahte gerçeklikleri siler.Bir anda yalnızca sen ve çıplak gerçeğin kalırsınız.Ve orada, hayat yeniden yazılır.Bilinçaltınin ihtiyaçlar yok olmaz.Sadece başka yollardan kendini gösterir.Eğer ihtiyaçlarını açıkça ifade etmeyi öğrenememişsen, beden devreye girer.Ve bu ihtiyaçları hastalık aracılığıyla almaya başlarsın.Çocuklarda ya da doğuştan hastalıklarda bile — annenin bilinçaltı ihtiyacı etkili olabilir.İşe gitmemek, ilgi görmek, anlam bulmak…Tüm bunlar bazen “hastalık” kimliğiyle karşılanır.Bunu doğrudan kabul etmek kolay değil.Ama farkındalık adım adım gelişir.O zaman ne yapmalı?1. Kendine sor: Bu hastalık bana ne kazandırıyor?       Gerçekten dürüst bir liste yap.2. Her maddeyi hisset.         Kendini suçlama. Kendine şefkatle bak.         Bu, hayatta kalma yöntemindi. Şimdi       farkına varıyorsun.3. Aynı ihtiyaçları başka yollarla karşılama izni ver kendine.       Dile getir. Talep et. Kendini duy ve ifade et.        Hastalık, artık ona ihtiyacın kalmadığında gider.Ama önce… onu duyman gerekir.

12.08.2025 Devamını Oku

İlişkide Nezaket

Diyorlar ki, nezaketi öğrenemezsin. Gerçekten de öyle, bu beceri otomatik olarak zihinle, bilimçsizce öğrenilmiyor.Bu beceri kalbinden geçerek, ruhunun dikkati ile karıştırılarak ve farkındalık sürecin sayesinde ve Ben – öğrenciyim pozisyonundan oluşur.Doğru şeklinde çatal bıçak tutmaya öğrenebiliriz, insanlar arasında nezaketli davranabiliriz, doğru zamanda teşekkür ederek ve rica ederek… ama kendine şu soruları sormaya öğrenemeyebiliriz: Benim söylediklerim başka insanın tarafından nasıl algılanıyor? Benim şakalarım, sözlerim, sorularım, benim katılığım, benim prensiplerim onu acıtıyor mı?Nezaketsizlik birkaç örnekte göstermek istiyorum:1.      Değerler seviyesinde nezaketsizlikBir kişi için onun projesi, onun fikri ne kadar önemli olduğunu bildiğimiz halde değersizleştirmeyi çalışıyoruz, dalga geçiyoruz, eğleniyoruz… bizim için onun işi eğlence alanı Ya da anlıyoruz ki kişi için onun inancı, onun meditasyonları, onun pratık ettiği şeyler önemli, ama arada bir ona takılıyoruz, çünkü o takıntılı olduğunu, fanatik olduğunu, garip olduğunu, geride kalmış olduğunu, tuhaf olduğunu, olması gereken gibi olmadığını düşünüyoruz. Ya da eşimiz için onun hobi çok önemli olduğunu görüyoruz ve eşimiz aile aynı zamanda hiçbir şeklinde ihmal de etmiyor. Ama belki inattan dolayı, belki kıskançlıktan, belki de onun dünyasının merkezine kendimizi koymak istediğimizden dolayı… onun hobi hakkında olumsuz yorumları yapıyoruz, eksikleri buluyoruz, dalga geçiyoruz. Nezaketsizlik insanları uzaklaştırıyor. Başkası için değerli olana değer vermediğimizde kendimize karşı nasıl yaklaşımı bekliyoruz ki? O kişinin kalbinin bahçesine girip çiçekleri koparmaya, dalları kırmaya, canlı olan her şeyi yok etmeyi, güzel şeyleri yok etmeyi başlamak ve ‘Sadece ben senin kalbinde yaşayacağım, geri kalanları yok edeceğim’ diyerek gibi bir şeydir bu… Sevdiklerimizin kalplerinde kocaman dünya var, evren var. Orada her şeye ve herkes için bolca yer var. Sevdiği her şey için, başardığı her şey için, beğendiği her şey için… Hiç kimse bizim yerimizi kapamaz, alamaz. Sadece biz kendimiz sevdiklerimizi kendimizden uzaklaştırabiliriz. Ve bunun temelinde nezaketsizlik yatıyor. 2.      Nezaketsiz sorular, istenmeyen dersler ve tavsiyeler. İnsanı kalbinin en derinliklerinden yaralayan sorular bu. Kilolu kızı sormak gibi: ‘Ne zaman kilo vereceksin?’Yalnız kişiye geçmiş yaşamların karmaların ödemesi yapıyorsun söylemesi gibi…Seninle dünyaya bakış açısı farklı olan kişi deli olarak adlandırmak gibi…Neden hala: evlenmedin/ boşanmadın/ bunu anlamıyorsun/ çocuk doğuramıyorsun/papatya içmiyorsun / vitamin kullanmıyorsun / iyileşemedin / zengin olmadın/ bahçe ekmedin/ temizlik yapmadın...?Bu sorular nezaketsizlikten sorulduğunda yarar getiremez ki. Bu sorular acıtmak, dokunmak için, yardım etmek için değil. Bu sorular kendi üstünlüğü göstermek, daha iyi olduğunu ön plana çıkartmak için, başkasını aşağı indirerek… 3.      Nezaketsizlik ve kişisel sınırlar o   Sen meşgul olduğunu benim için önemli olmadığını, beni dinle, benim söylediğini yapo   Sen yalnız kalmak istediğini benim için önemli değil, ben seninle olmak istiyorumo   Sen yorgun olduğunu benim için önemli değil, ben enerji doluyum ve bu enerji harcamak istiyorumo   Senin planların bugün için ne olduğunu önemli değil, benim planlarıma uyum sağlao   Senin sabah ritüelleri benim için önemli değil, sen bugün ne yapacaksın ben dün karar verdimo   Senin ruh halin ne olduğunu önemli değil, benimki gibi olmalıo   Senin bakış açısı benim için önemli değil, benim gibi düşünmeni istiyorumNe yapacağız, nerede başlayacağız bu, belki bizim için yepyeni beceri, öğrenebilmemiz için? Nezaketi nasıl öğreneceğiz?1.      Kendimizden başlayacağız Kendinizi izlemeye başlayın:-         Benim davranışlarım, benim sözlerim başka insanların kalplerinde ne uyandırıyor?-         Bugün ben hangi durumlarda nezaketsiz davrandım?-         Gelecek için nasıl sonuç çıkartabilirim bunlardan?-         Bu kişi ile iletişim kurduğumda hangi konuları hiçbir zaman dokunmayacağım?-         Aynı düşünce ama daha şefkatli, dalga geçmeden nasıl paylaşabilirim?Kendi bakış açısında kalarak dikkatli olmak ve şefkatli davranmak her zaman mümkündür. Bu nezaketin bilgiliğidir. Ve birini uyarmamız gerekiyor ise, hoşlanmadığımız bir durum olduğunu ifade etmemiz gerekiyor ise duygusal yıpranma olmadan, psikolojik şiddet olmadan bunu yapabilmeliyiz. 2.      Uzaklaşma Size karşı nezaketsizlik uygulanıyor ise ve konuşmalar bir fayda etmiyorsa o zaman uzaklaşma tekniği kullanabilirsiniz.Bu teknik terapi yerine geçebilir, eğer geçici ise... eğer biz kırgın değilsek, öfkeli değilsek, intikam almıyorsak ve manipüle etmeye çalışmıyorsak. Yani iyi niyetliyiz, ama yaşadığımız acı artık başka yolumuz kalmıyor, bizi dumuyorlar.Hatırlayın ki, herkese ve her zaman bizim canımız acıyor söylemek gerekmiyor, çünkü:o   İlerleyen zamanlarda bizi manipüle edebilmesi için kullanabilirler (ben senin hassas noktasını biliyorum ve onu bundan sonra kullanırım)o   Olumsuz duyguları bizim üzerinde boşaltması neden olabilir (benim canım acıyor seninki de acısın)o   İsteğimiz hiç anlaşılmayabilir, çünkü bizim değerlerimiz başka kişinin değerlerinden çok çok uzak olabilir ve karşımızdaki kişi şaşkınlık yaşayabilir: ben ne dedim ki?Ama eğer bir şans bile olsa bizi duyabilecek, bizi anlayacak değer verdiğimiz kişi, o zaman konuşma imkanımızı kullanıp daha sonra kişiye bunu üzerinde düşünme fırsatı tanımalıyız.Bu önemli. Çünkü anlamak için ve farklı bakış açısına sahip olabilmek için kişi buna doğru giden tüm basamakları geçmeli:-         Reddetme basamağı (ne oldu ki? Hiçbir şey olmadı ki… neden kavga çıkarttı ki?)-         Suçlu bulma basamağı (sen bunu yapmasaydın, bu böyle olmasaydı, ben sana söylemiştim, senin yüzünden…)-         Hızlıca her şeyi çözmek çabası, psikolojik konfor alanına dönebilmek için (ben çok endişe ediyorum, ben ağlıyorum, kendimi kötü hissediyorum, herkese affedelim artık, çabuk çözelim de gezmeye gidelim)-         Kendini suçlama basamağı (benim suçum, benim yüzünden, keşke söylemeseydim, yapmasaydım)-          Söyleyene karşı öfke basamağı (değişim acıtıyor, bundan dolayı sorun bende değil, sende)-         Kendini koruyabilmek için kırgın olma basamağı (kırgın olana kırılmıyorlar, siz beni acıttınız, kırgın olmak için bahane bulurum, siz daha benden özür dileyeceksiniz)-         Hüzün basamağı (her şeyi kaybettim, iyi şeyler gitti bitti, artık her şey kötüye gidecek)-         Hayal kırıklığı basamağı (hiç arkadaş olmasaydım keşke, uğraşmamam gerekiyordu)-         Umursanmaz olma basamağı (yoruldum, ne yaparsınız yapın umurumda değilim)Neden önemli çünkü kişi anlamalı onun söylediği sözler, gerçekleştiği eylemler kendileri arkasında sonuçları getirecek.Nezaketsizliği hakkında konuştuk, daha çok konuşabiliriz, daha çok şeyler yazılabilir, örnek verilebilir. Nezaket hakkında konuşulacak az şeyler var, ama konuştuğumuzda ruhumuz konuşur.Kalbimizin dilinde nezaketli olmak:o   Sen benim için önemlisin, seni seviyorumo   Evet, benim kendime ait bakış açım var, her şey kaderlerimizde ve düşüncelerimizde aynı olmayabilir, ama duygularda olur… bundan dolayı kendim kalarak çok istiyorum ki, sen de benim yanında kendin olo   Farklı olan ol, inançlı ol, ilişkileri değer veren ol, profesyonel ol, sanatsal ol, ilginç ol, benden farklı ol…Ama önemli olan sevildiğim kişi ol, yumuşacık ol, benim için değerli ol. Seni seviyorum ve bu şeklinde kabul ediyorum, saygı duyurum senin bakış açısına, senin dünyaya…Yapabildiğim kadar,Becerebildiğim kadar,Öğrenebildiğim kadar,Tüm kalbimle…  Sevgi ile olun

31.01.2025 Devamını Oku

Kıskançlıktan özgürleşme yolları

    Kıskançlık toplumun tarafından kabul edilmeyen ve yargı ile karşılanan duygu. Bundan dolayı yetişkinler bu duyguyu  hep saklamaya çalışırlar, ama çocuklar bunu beceremiyorlar. Çok sıkça çocuk parklarında ağlama ve bağırma sesleri duyabiliriz: Bende onunki gibi oyuncak istiyorummm!!!Gerçekte kıskançlık bir şeyin eksik olduğunu göstergesidir, başkasında var olanın ve onda olmayanın. Bu duygu hiç konforlu değil, özellikle onu tatmin etmek için bir imkân yoksa. Kıskançlığı gizlemek için  o kadar çok yöntem geliştirdik ki biz…Kıskançlık aslında bu başkasının başarısının karşısında oluşan yas duygusu. Herkes kıskanır! Eğer kişi diyorsa Ben kimseye kıskanmıyorum çok da dürüst değil kendisi ile. Kıskançlık insanoğlunun gelişin sürecinin içerisinde ortaya çıkan bir duygu. Ve bir zamanlar pozitif amaçla kullanılıyordu: kısıtlı kaynakların olduğu zamanlarda hayatta kalmaya sağlıyordu.Kıskançlığının çeşitleri:·       Zehirli kıskançlık: bende bu yoksa onda da bu olmasın·       Bencillik kıskaçlığı: bende bu var, ama o olmamalı·       Kara kıskançlık: onunki benim olmalı·       Beyaz kıskançlık: onda varsa bende de olmalı·       Kurtarıcı kıskançlık: bende varsa onda da olmalı·       Fedakârlık kıskaçlık: bende yoksa onda olmalı·       Kurban kıskançlık: onda yok, bende de olmasın Toplulukta hiç kimse açık açık söylemiyor Ben seni kıskandım. Genellikle farklı şeklinde kıskançlığı tespit edebilme imkânımız var. Bu duyguya kapılan insanların en sık kullandığı davranış modellerinden birkaç tanesi paylaşıyorum1.      Kaçma.Kıskandığı kişi ile aynı ortamda bulunmamaya özen gösterme2.      Küçümseme Kıskandığı kişinin başarıları küçümsemeye yönelik sözlerinde, eylemlerinde bulunma3.      Başkasını kıskandırmaElde ettiği başarısından daha aşağıda olan kişilerle temasta olma çabası. Yani başkası beni kıskansın. Ama seçtiği bu yol eksik olanı sadece kompanse ediyor.4.      İntikamÇok güzel saklanmış, kapatılmış genellikle olur intikam. Kişi bilerek kıskandığı kişi ile iletişimde kalıyor, sık görüşüyor ki başkasının yanında onunla dalga geçebilmek için, küçük düşürmek için.Kıskançlıktan özgürleşmek için ilk adım önce o olabileceğini ihtimal verebilmektir. Olabilir diyebilmektir. Çünkü kabul etmediğimiz hiçbir şeyi değiştirmemiz imkânımız yoktur.Bugün kıskançlıktan nasıl özgürleşebiliriz birkaç tane ip uçları vermek istiyorum1.      Öz değeri ile çalışınBinlerce araştırma yapıldı psikologlar tarafından, bilim adamlar tarafından öz değer hakkında. Ve şöyle bir bağlantı keşfedildi: öz değer ne kadar yüksek ise kıskançlık seviyesi o kadar azdır. Bunun nedeni çok basit aslında. Kişi onunla her şey yolunda olduğunu emin ise, onun hayatında en iyisi olduğunu emin ise başkasını kıskanmak, başkasını ne yaptığını bakmak gerek yoktur. Bundan dolayı sahip olduğumuz olanları değer vermeye öğrenmek önemlidir.  2.      Sahip olduğunuz imkanlara göre hedef belirleyinÇoğu zaman kıskançlığının ve tatminsizliğin çocukluk döneminde oluşur. Eğer anne ve baba bize ikna etti ise başarılı kişide bir çuval para var, yurt dışında tatil yapıyor ve birkaç tane üniversite bitirdi, o zaman öylesine mutlu olmak çok zordur. Mutluluk çok geniş bir kavram ve herkes için farklıdır. Şehir dışında küçük evinde de mutlu olunur, çocukla gezmeye çıktığında da. Önemli olan bunu kabul etmek ve anlamak. Kıskançlık kendiliğinden kaybolur. 3.      Başkasının hayatını yaşamak yerine kendi hayatınızı yaşayınGerçekten ilginizi çeken, sizi neşelendiren, sizi mutlu eden bir şey yapınız. Moda olanı, başkasının yaptığını olanı değil. O zaman başkasını ne yaptığını bakma zamanınız olmaz ve kendinizi başkası ile kıyaslamazsınız. 4.      Kendinize karşı acıma duygusundan vazgeçin.Yazık bana, ben şansızım, kaderim bu diyen veya düşünen kişiler genellikle hiçbir şeye ulaşamazlar. Sahip oldukları enerjileri acıma duygusuna dönüştürerek başkasının hayatlara özenerek zaman geçiriyorlar. Eminim hepimizde elde ettiğimiz yetenekler, becereler var ve onları nasıl kullanabilirim sorusuna yönelmek çok daha verimli sonuçları getir. 5.      Derinlere bakınızGerçekte güzel kaplamanın arkasında ilginç şeyler saklanıyor. Bu problemler olabilir, dinlenmeden çalışma olabilir, kişinin geçmesi gerektiğini problemler olabilir sahip olduğu şeylere kavuşabilmek için. Kendinizi sorunuz: neyden vazgeçmeye hazırsınız ve neyi daha sonraya erteleyebilirsiniz istediğinizi ulaşmak için. Belki o zaman başkasında gördüğünüz olan o kadar cazip gelmeyecektir ve duruma farklı bir şeklinde bakabilirsiniz 6.      Kıskançlık her zaman kötü bir şey değildir. Kıskançlık yıkıcı olabilir, ancak yeni bir şeyi yapmamızı de motive edebilir, zafere ulaşmamızı sağlayabilir. Çok sağlıklı bir motivasyon aracı olmasa da bazı kişiler için belirli bir süre iş görür. ThetaHealing tekniğine ilk başladım zamanlarında analitik zihninde yaşamaya çok alışıktım, kimyager ve ekonomi alt yapım ister istemez etki ediyordu o dönemde. Yapamamak, görememek, anlam verememek o dönemlerde en sık yaşadığım duygulardı. Ama benim ilerlememi sağlayan bir düşünce vardı: Biri yapabildiyse ben de yaparım. Çok sağlıklı değil. Ama belirli bir seviyeye ulaşana kadar çok faydalı oldu.Sadece siz karar verebilirsiniz kıskançlık enerjisi nasıl kullanırsınız. 7.      Biri sizi de kıskanıyorEğer tamamen dürüst olursak sizi da kıskanan insanı görebiliriz. Küçük bir su serpme olsa, ama sahip olduğunuz şeyleri, hayatı, pozisyonunuzu yeniden değerlendirebilme fırsatı sunar. Belki de aslında bir zamanlar hayal ettiğiniz şeyler şimdi zaten hayatınızda sadece rutine dönüştü için artık göremiyorsunuzdur 8.      Farklı eylemleri gerçekleştirinHiçbir zaman unutmayın, aynı şeyleri yaparak farklı bir şeyi beklemek umutsuzdur. Belki yürüdüğünüz yolunun yönü biraz değiştirmek gerekiyor ve çok istediğiniz şey zaten kendinden gelir. Değiştirmeye, değişmeye korkmayın.  Hayat değişimlerden oluşuyor. 9.      Çevrenizi değerlendirinNe kadar desek de çevremden etkilenmiyorum, bu tam olarak doğru değil. İnsanlar sahip oldukları yaşam bakış açılarla, düşüncelerle bizi etkiliyorlar. Fark etmeden bile şikayetler ve kıskançlığının bataklığının içinde sıkışıp kalabilirsiniz 10.  Düşüncelerinizi ve sözlerinizi kontrol altına alınKullanıldığınız kelimeler arasında: Ben yapamam, Ben kaybettim, Bu çok zor, Çok çabalıyorum kaldırın tamamen. Birisinde hoşunuza giden bir şey gördüğünüzde Şok oldum demek yerine Hayranlık duyurum demesi o kişiyi mutlu eder. Çünkü gönderdiğimiz enerji bize geri dönme alışkanlığa sahiptir. Size ne geri dönmesi istersiniz?   Sevgi ile olun

20.04.2024 Devamını Oku

Seminerler & Yazılar

ThetaHealing, hakkında verdiğimiz seminerlere katılmak ister misiniz?

Seminerlerimiz hakkında e-posta alın

Yeni bir blog oluşturduğumuzda mail göndermemizi isterseniz

İletişim Hesaplarım

Beni sosyal medya hesaplarımdan takip etmek ister misiniz?

hello@tetyanacelebi.com

Bana Mail adresimden mail yoluyla ulaşabilirsiniz

+90 541 457 01 42

Beni arayarak seminerlerim hakkında bilgi edinebilirsiniz