Değersizleştirme Ne İçin Var?
02.11.2023
Tetyana Çelebi

Değersizleştirme Ne İçin Var?

Bu anı neredeyse 7 aydır bekliyordu. Ufak tefek, önemsiz şeylere para harcamamaya özen gösteriyordu. Dışarıda kahve içmek yerine, yemek yeme yerine evden işe yemek götürüyordu. Ama bunlar hiçbiri önemli değildir. Çünkü bugün nihayet beklediği gün geldi. Para dolu zarfını aldı ve onu hayali ile değiştirmeye gitti. Bembeyaz Prada paltosu. İpek içiyle bedenini o kadar güzel hissettiriyordu ki, bembeyaz yakası ile kaşmir dokusu ile yüzünü dokunuyordu. 

Kendine aynadan bakınca kendi gözlerine inanamıyordu. Gerçekten bu güzel kadın ben mıyım? Tüm gün dolabın yanında veya dolabın içinde işleri oluyordu. Açıp gülümsüyor, dokunuyor ve son baharın gelmesini sabırsızlıkla bekliyordu. Akşam arkadaşlar çaya uğradılar. Neşeli, keyifli sohbet devam ediyordu ta evinin sahibi salona süzülerek girene kadar.

Gülümsemeler silindi, sesler kesildi. Yaptığı alışveriş ile onu tebrik ettiler, çok yakıştığını söylediler, ancak beyaz renk onun yüzüne pek uymadı yorumladılar. Daha sonra uzun uzun tartıştılar hangi markalar daha iyi olduğunu, hangisi daha havalı ve kaliteli olduğunu. Bilinçli insanlar artık pahalı markalara para vermemeye özen gösterdiğini söylediler, daha pratik şeylere giyiniyorlar. Bilinçli tüketici kavramı da tabi devreye girdi.

Akşamın geç saatlerinde kadın mutfakta tek başına kaldığında bulaşıkları yıkarken, nedense göz yaşlarını tutamıyordu ve acaba yarın bu paltoyu geri mı versem diye düşünüyordu.

Tanıdık geldi mı? Şahsim olarak bunu çok deneyimledim. Hatırlıyorum kibir kaç yıl önce çok kısa sürede bedenim tam istediğim şeklini almıştı. Kendimi gerçekten çok beğeniyordum, kendimle gurur duyurdum. Daha uzun kazak giyim, daha koyu kıyafet giyim artık düşüncelerim kalmamıştı, beğendiğimi, yakıştığımı giymekten özgürdüm. Tek yaptığım şey da aslında beslenmeyi kilo vermek amaçlı değil, sağlıklı olma niyeti ile değiştirdim.  Sizce hangi yorumları almıştım? Bu kadar zayıf olmak senin yaşında kadını yakışır mı ki? Yakında çocuk reyonunda giyineceksin… biraz yemek ye kendini gelirsin… beslen hasta gibi görünüyorsun… ayıptır evli kadının bu beden kıyafet giymesi

Tabi o anlarda tek isteğim ortamından uzaklaşmaktı, kendinden utanma ve anlam verememek olanlara. Ve kırgınlık dolu içim…

Değersizleştirme … hadi şimdi bunun ne olduğunu anlamaya çalışalım, nasıl bir duygu ve neden bu duyguya ihtiyaç duyuluyor. Çünkü eminim bu duygunun yakıcı etkisi kendinin üzerinde deneyimlemeyen insan yoktur. Başka bir yanı bu durumunu nasıl karşılaşmalıyız.

Durum aslında çok basit. Değersizleştirme psikolojimizin savunma mekanizmasıdır, bir şeyinin önemini azaltan ve küçülten.

Örneğin, aynı ortamda bulunan insanlar hemen hemen aynı gelir seviyesi, dünyaya bakış açıları benzer. Herkes kendini eşit hisseder. O zaman hayata karşı şikayetleri dile getirisin, yönetimi eleştirebilirsin, fiyatlarına kızabilirsin… Ve bir anda bu ortamdan bir kişi öne geçiyor, farklı bir şey yapmaya başlıyor. Ve en korkunç olan bu yaptığı şeyde başarılı oluyor. Bunu nasıl kabul edebilirsin ki, nasıl üstesinden gelebilirsin ki? Demek oluyor ki o başarabiliyorsa biz o zaman kimiz, ne oluyoruz: başarısız mıyız, tembel miyız? Böyle bir şey olamaz…

Çocuğunun fotoğrafı dergide mı yayınladılar? Şimdi parayla eşeği bile yayınlarlar. Senin yazını dergide yayınladılar mı? Dergileri şimdi kim okuyor ki? Seni bu kadar kilolu kocan nasıl beğeniyor ki? Tabi annen ve baban zengin… Kitabı basına mı vermeye çalışıyorsun? Merak etme yayınlarlar, abuk sabuk şeyleri de basıyorlar yeter ki ödeme yap.

Erkek araba mı aldı, acaba hangi yan işler çeviriyor. Kadın araba mı aldı… burada yorumu yazmayım bile. Bence bu liste sabaha kadar devam edebilirim.

Başka değişle insanlar acı çekiyor siz iyi olduğunuzda, bir yerde iyi olduğunda. Ve bu acısı azaltmak için, bastırmak için kendi gözünde iyi olanın değerini azaltmaya uğraşıyorlar.

Farklı versiyonları tabi mevcut. Bazen insanın kendi egosunu beslenmesi gerekiyor, zeki olduğunu göstermesi gerekiyor ve o zaman sizin çizdiğiniz resim, yazdığınız yazı, elde ettiğiniz başarı, çok çalıştığınız projeniz bunun aracılığı oluyor.

Hatırlıyorum , ilk aklımdan geçenleri paylaşmaya başladığım zamanları. Bir ilham geliyor ve heyecanla yazmaya başlıyorsun, tüm ruhumu o yazının içine dahil ediyorsun, tüm kalbini yerleştiriyorsun o yazıya. Nasıl heyecanlıydım, nasıl bir isteğim vardı insanlar yararlansın, farkındalık yaşasın, belki dokunuşum olur, belki birine ilham olur. Kontrol ediyorsun, kelimeleri seçmeye uğraşıyorsun… o anda gelecek her destek kelimesi çok önemliydi benim için. Çünkü yeni alanında kendini deneyimliyorsun. Hizmet etmeye özen gösteriyorsun.  Bakıyorsun ve yorum şu: bu kelime yanlış yazmışsın, gramerde sıkıntı var, cümle düşüklüğü var.

Bakıyorsun ve anlam veremiyorsun ilk baştan. Arkadaş ben dört dilde konuşan, yazan kendini ifade edebilen biriyim. Türkçenin  ana dilim olmadığını ismimden anlamalıydın. Bakıyorsun ve düşünüyorsun, acaba bu yazının hiç mı güzel söz, yorumu hakketmiyor ? Güzel yorumu geçtim içerikle ilgili yorum yapsan sevineceğim, gerçekten. Sen ne görüyorsun? Yazı hatası.

Diyeceksiniz ki, kendinle çalış. Çalıştım ki bugün bunu dile getiriyorum. Bugün bunu burada yazabiliyorum. Duygu yüklü olmadan, sadece farkındalık yaratmak amaçlı. Kelimelerimizi hakimiyetimizin ne kadar önemli olduğunu belki anlatmak amaçlı.

Bu durumlarda kendini bulanlara sadece şunu söylemek istiyorum. Anlamanız gereken şu: sizin yarattınız, elde ettiğiniz, başardığınız şeyler kötü değildir!  Başarısız da değil. Sadece biri, bunun üzerinde kendi değerini yükseltmeye çalışıyor, küçümseyerek.

Farklı şekilde de olabiliyor. Hatırlıyorum çalışmaya yeni başlamıştım. Şirket çok büyük değildi, 15 kişi civarı çalışanlar vardı. Öğle molasında kendi getirdiklerimizle besleniyorduk. Tabi gençsin, senin etrafında baya yaşça büyük insanlar var. Herkesin çalışma deneyimi  var. Doğum günümde annem ve anneannem herkes için yemek hazırladılar. Sağ olsunlar, sabah köründe kalkıp sıcacık olsun diye, tazecik olsun diye köfte, salata ve patates püresi ve pasta yapıp iş yerime kadar getirdiler. Onlar da belimle birlikte heyecanlılardı. Çalışma hayatım yeni başlamış çünkü.  Sizce masada ne konuşuldu çoğunluk kadın çalışan olduğunu hesaba katarsak? Ben patates püresinin içine kesinlikle süt katmam, katacaksak süt kreması ve tereyağı koyarım o zaman güzel olur… köfteleri pişirirken şu yağı kullanmak köftenin kuruluğunu  önlüyor…. Ben pasta yaptığımda herkes çok beğenir, dünyanın en güzel pastalarını yaptığımı söylüyorlar…

Şimdi oraya bakınca gülümsüyorum, ancak inanın 17 yaşında birinin bunu duymak çok canını acıtmıştı. Neden yaptım ki, hiç yapmasaydım daha iyi olurdu. İyi bir şey yapmaya çalışmıştık, ama göz yaşları çıkması kadar hayal kırıklığı yaşamıştım.

Şimdi anlıyorum ki, insanların amacında  aslında seni değersizleştirmek yok .  Kendiliğinden oluyor, bazen etik eksikliğinden, bazen zekâ eksikliğinden. Üzülmene gerek yok bu durumlarında.

Ancak! Eğer görüyorsun birisi seni bilinçli olarak görmemezlikten geliyorsa, bir şeyi paylaştığında sessiz kalıyorsa ya da sohbetin konusu başka bir yere çekmeye çalışıyorsa… eğer biri örtülü olarak seni incitmeye çalışıyorsa: elbise çok güzel, kilo aldığını görünmüyor bile… ay çocuğun çok güzel, sadece bir göz yamuk baktığını çok üzüldüm… eşinle mı kavga ettin? Barışırsınız, ama uzatma onun etrafında senden çok daha genç kadınlar var…

Eğer biri net şeklinde sizi kişi olarak değersizleştirmeye çalışıyorsa: Bu kadar mı para kazandın?... Çorba çok güzel, ama mutfakta yeri neden silmedin?... Yemek tuzlu, kuru, az… Gün içinde sadece 3 sayfa mı yazı yazdın?.. Neden bu kadar üzülüyorsun? Etrafa bak insanlar neler yaşıyorlar…

Bu sinyal. Burada dur demek gerekiyor. Bu insan sizin yaşam enerjinizi tüketiyor, kocaman lokmalarla.

Bu insanları değiştirmeye çalışmayın, onlara bir şey ispat etmeye uğraşmayın, kırılmayın ve sizin hakkınızda düşüncelerinin  değişeceğini beklemeyin. Bu insanlardan sadece uzaklaşmak gerekiyor, arkadaşlar veya akrabalar olsalar bile. Ya da etkileşimde olduğunuzda konuları basit seviyede tutun: süt fiyatları, hava durumları veya Tarkan in yeni şarkısı ile ilgili. Kalbinizi açmayın, kendinizi beğendirmeye çalışmayın bu sadece boşuna olan bir şey değil, bu sizin için tehlikelidir.

Yazımın başına dönelim. Değersizleştirme – sizin başarınızın verdiği acılardan kaçabilme aracıdır. Kim acı çeker başarı görünce? Ya düşman ya kendi hayatı ile memnun olmayan. Çünkü başarılı, kendinden emin, kendine değer veren, kendine saygı duyan insanı, başkasının başarısı hiçbir zaman üzmez. Başarılı insan sizin geçtiği yolu çok tan geçmiş, sizin ayaklarınız altında hangi taşlar olduğunu kendisi çok net bilir. O sizin için mutlu olur, sizi destekler, sizin yolunuzu açmaya çalışır, en kötü ihtimalle es geçer. Ama hiçbir zaman sizi acıtmaya çalışmaz.

Bunu biraz düşünelim. Ve başkasını hiçbir zaman değersizleştirmeyelim…

Güncel Yazılarımız

Hastalık Düşman Değil, Mesajdır

Hastalık Düşman Değil, MesajdırHastalık, artık ihtiyaç kalmadığında gider.Bu cümle ilk başta sert gelebilir ama…Gerçekten neden hastalanıyoruz?Çünkü bazen, başka türlü elde edemeyeceğimiz şeyleri ancak hastalık sayesinde elde edebiliyoruz.Bilinçaltımız, bastırılmış ihtiyaçlarımızı bedene yükleyerek onları görünür kılıyor.İlaçlarla değil, farkındalıkla iyileşen hastalıklar da var. Ve bu, sandığımızdan çok daha yaygın.Peki hastalık bize ne sağlar?Ve neden beden acıya razı olur?1. Kendine özen göstermenin suçluluk duymadan yoluİlaçlar, testler, vitaminler, bakımlar, terapiler… Hasta olduğunda hepsi “hak edilmiş” olur.Aynı parayı bir stiliste ya da masaja harcamayı dene… İçinde bir suçluluk duygusu beliriyor mu?Ama hastaysan — bu, izinlidir.2. Dinlenme hakkıBirçok kadının bilinçaltında yazılı:“Yalnızca hamileyken ya da hastayken dinlenebilirsin.”Esnek saat, freelance iş? Hayır. Ancak beden düşerse dinlenme izni gelir.3. Yakınlardan ilgi ve şefkatGüçlü, zeki, kendine yeten kadınlara kimse kolayca şefkat göstermiyor.Ancak hastalanırsan, sistem “izin veriyor”: Artık sana bakabilirler.Ve eğer hâlâ görmezden geliniyorsan — beden sinyali büyütür.Ta ki duyulana kadar.4. Dikkat çekmekHastalık bazen görünür olmanın yolu olur.Hakkında konuşulursun. İnsanlar merak eder.Ve ne kadar “nadir” ya da “karmaşık” bir hastalıksa, o kadar “özel” hissedebilirsin.5. Saygı kazanmakAğır acılar çeken biri, hem acıma hem de derin bir saygı uyandırır:“Allah kimseye vermesin…”Ama bir yandan da, insanlar şöyle der: “Nasıl da güçlü, dayanıklı biri!”Eğer kendine ya da başkalarına karşı uzun zamandır saygı hissetmiyorsan — hastalık bu saygıyı almanın bir yoluna dönüşebilir.6. Ertelemek istediğin kararları ertelemenin bahanesiÇocuğun ağır hastaysa, boşanma konusu bekler.Kendin hastaysan, iş değişikliği ertelenir.Bir yakınla ilgileniyorsan, özel hayatını sorgulamaya gerek kalmaz.Beden, o kararı senin yerine erteler.7. Yavaşlamak ve içini duymakHastalık seni yavaşlatır.Ve bu yavaşlıkta, bastırılmış sesler duyulur hale gelir.Bir nefes, bir adım… her şey anlam kazanır.8. “Hasta ne isterse olur” hakkıHastaya saygı gösterilir.Yıllardır eşinden rica ettiğin şeyi bir anda yaptırabilirsin.Kırık kulp bile onarılır, çünkü artık önemlidir.9. Dünyaya başka bir yerden bakmakSadece tavandaki çatlağa bakabildiğin saatler oldu mu?Bir perde kıvrımında hayal gördün mü?Hastalık, seni başka bir algıya taşır.Ayrıntılar büyür, zaman durur.Ve dünya farklı görünmeye başlar.10. Hayatını yeniden değerlendirmekAğır hastalıklar, sahte gerçeklikleri siler.Bir anda yalnızca sen ve çıplak gerçeğin kalırsınız.Ve orada, hayat yeniden yazılır.Bilinçaltınin ihtiyaçlar yok olmaz.Sadece başka yollardan kendini gösterir.Eğer ihtiyaçlarını açıkça ifade etmeyi öğrenememişsen, beden devreye girer.Ve bu ihtiyaçları hastalık aracılığıyla almaya başlarsın.Çocuklarda ya da doğuştan hastalıklarda bile — annenin bilinçaltı ihtiyacı etkili olabilir.İşe gitmemek, ilgi görmek, anlam bulmak…Tüm bunlar bazen “hastalık” kimliğiyle karşılanır.Bunu doğrudan kabul etmek kolay değil.Ama farkındalık adım adım gelişir.O zaman ne yapmalı?1. Kendine sor: Bu hastalık bana ne kazandırıyor?       Gerçekten dürüst bir liste yap.2. Her maddeyi hisset.         Kendini suçlama. Kendine şefkatle bak.         Bu, hayatta kalma yöntemindi. Şimdi       farkına varıyorsun.3. Aynı ihtiyaçları başka yollarla karşılama izni ver kendine.       Dile getir. Talep et. Kendini duy ve ifade et.        Hastalık, artık ona ihtiyacın kalmadığında gider.Ama önce… onu duyman gerekir.

12.08.2025 Devamını Oku

İlişkide Nezaket

Diyorlar ki, nezaketi öğrenemezsin. Gerçekten de öyle, bu beceri otomatik olarak zihinle, bilimçsizce öğrenilmiyor.Bu beceri kalbinden geçerek, ruhunun dikkati ile karıştırılarak ve farkındalık sürecin sayesinde ve Ben – öğrenciyim pozisyonundan oluşur.Doğru şeklinde çatal bıçak tutmaya öğrenebiliriz, insanlar arasında nezaketli davranabiliriz, doğru zamanda teşekkür ederek ve rica ederek… ama kendine şu soruları sormaya öğrenemeyebiliriz: Benim söylediklerim başka insanın tarafından nasıl algılanıyor? Benim şakalarım, sözlerim, sorularım, benim katılığım, benim prensiplerim onu acıtıyor mı?Nezaketsizlik birkaç örnekte göstermek istiyorum:1.      Değerler seviyesinde nezaketsizlikBir kişi için onun projesi, onun fikri ne kadar önemli olduğunu bildiğimiz halde değersizleştirmeyi çalışıyoruz, dalga geçiyoruz, eğleniyoruz… bizim için onun işi eğlence alanı Ya da anlıyoruz ki kişi için onun inancı, onun meditasyonları, onun pratık ettiği şeyler önemli, ama arada bir ona takılıyoruz, çünkü o takıntılı olduğunu, fanatik olduğunu, garip olduğunu, geride kalmış olduğunu, tuhaf olduğunu, olması gereken gibi olmadığını düşünüyoruz. Ya da eşimiz için onun hobi çok önemli olduğunu görüyoruz ve eşimiz aile aynı zamanda hiçbir şeklinde ihmal de etmiyor. Ama belki inattan dolayı, belki kıskançlıktan, belki de onun dünyasının merkezine kendimizi koymak istediğimizden dolayı… onun hobi hakkında olumsuz yorumları yapıyoruz, eksikleri buluyoruz, dalga geçiyoruz. Nezaketsizlik insanları uzaklaştırıyor. Başkası için değerli olana değer vermediğimizde kendimize karşı nasıl yaklaşımı bekliyoruz ki? O kişinin kalbinin bahçesine girip çiçekleri koparmaya, dalları kırmaya, canlı olan her şeyi yok etmeyi, güzel şeyleri yok etmeyi başlamak ve ‘Sadece ben senin kalbinde yaşayacağım, geri kalanları yok edeceğim’ diyerek gibi bir şeydir bu… Sevdiklerimizin kalplerinde kocaman dünya var, evren var. Orada her şeye ve herkes için bolca yer var. Sevdiği her şey için, başardığı her şey için, beğendiği her şey için… Hiç kimse bizim yerimizi kapamaz, alamaz. Sadece biz kendimiz sevdiklerimizi kendimizden uzaklaştırabiliriz. Ve bunun temelinde nezaketsizlik yatıyor. 2.      Nezaketsiz sorular, istenmeyen dersler ve tavsiyeler. İnsanı kalbinin en derinliklerinden yaralayan sorular bu. Kilolu kızı sormak gibi: ‘Ne zaman kilo vereceksin?’Yalnız kişiye geçmiş yaşamların karmaların ödemesi yapıyorsun söylemesi gibi…Seninle dünyaya bakış açısı farklı olan kişi deli olarak adlandırmak gibi…Neden hala: evlenmedin/ boşanmadın/ bunu anlamıyorsun/ çocuk doğuramıyorsun/papatya içmiyorsun / vitamin kullanmıyorsun / iyileşemedin / zengin olmadın/ bahçe ekmedin/ temizlik yapmadın...?Bu sorular nezaketsizlikten sorulduğunda yarar getiremez ki. Bu sorular acıtmak, dokunmak için, yardım etmek için değil. Bu sorular kendi üstünlüğü göstermek, daha iyi olduğunu ön plana çıkartmak için, başkasını aşağı indirerek… 3.      Nezaketsizlik ve kişisel sınırlar o   Sen meşgul olduğunu benim için önemli olmadığını, beni dinle, benim söylediğini yapo   Sen yalnız kalmak istediğini benim için önemli değil, ben seninle olmak istiyorumo   Sen yorgun olduğunu benim için önemli değil, ben enerji doluyum ve bu enerji harcamak istiyorumo   Senin planların bugün için ne olduğunu önemli değil, benim planlarıma uyum sağlao   Senin sabah ritüelleri benim için önemli değil, sen bugün ne yapacaksın ben dün karar verdimo   Senin ruh halin ne olduğunu önemli değil, benimki gibi olmalıo   Senin bakış açısı benim için önemli değil, benim gibi düşünmeni istiyorumNe yapacağız, nerede başlayacağız bu, belki bizim için yepyeni beceri, öğrenebilmemiz için? Nezaketi nasıl öğreneceğiz?1.      Kendimizden başlayacağız Kendinizi izlemeye başlayın:-         Benim davranışlarım, benim sözlerim başka insanların kalplerinde ne uyandırıyor?-         Bugün ben hangi durumlarda nezaketsiz davrandım?-         Gelecek için nasıl sonuç çıkartabilirim bunlardan?-         Bu kişi ile iletişim kurduğumda hangi konuları hiçbir zaman dokunmayacağım?-         Aynı düşünce ama daha şefkatli, dalga geçmeden nasıl paylaşabilirim?Kendi bakış açısında kalarak dikkatli olmak ve şefkatli davranmak her zaman mümkündür. Bu nezaketin bilgiliğidir. Ve birini uyarmamız gerekiyor ise, hoşlanmadığımız bir durum olduğunu ifade etmemiz gerekiyor ise duygusal yıpranma olmadan, psikolojik şiddet olmadan bunu yapabilmeliyiz. 2.      Uzaklaşma Size karşı nezaketsizlik uygulanıyor ise ve konuşmalar bir fayda etmiyorsa o zaman uzaklaşma tekniği kullanabilirsiniz.Bu teknik terapi yerine geçebilir, eğer geçici ise... eğer biz kırgın değilsek, öfkeli değilsek, intikam almıyorsak ve manipüle etmeye çalışmıyorsak. Yani iyi niyetliyiz, ama yaşadığımız acı artık başka yolumuz kalmıyor, bizi dumuyorlar.Hatırlayın ki, herkese ve her zaman bizim canımız acıyor söylemek gerekmiyor, çünkü:o   İlerleyen zamanlarda bizi manipüle edebilmesi için kullanabilirler (ben senin hassas noktasını biliyorum ve onu bundan sonra kullanırım)o   Olumsuz duyguları bizim üzerinde boşaltması neden olabilir (benim canım acıyor seninki de acısın)o   İsteğimiz hiç anlaşılmayabilir, çünkü bizim değerlerimiz başka kişinin değerlerinden çok çok uzak olabilir ve karşımızdaki kişi şaşkınlık yaşayabilir: ben ne dedim ki?Ama eğer bir şans bile olsa bizi duyabilecek, bizi anlayacak değer verdiğimiz kişi, o zaman konuşma imkanımızı kullanıp daha sonra kişiye bunu üzerinde düşünme fırsatı tanımalıyız.Bu önemli. Çünkü anlamak için ve farklı bakış açısına sahip olabilmek için kişi buna doğru giden tüm basamakları geçmeli:-         Reddetme basamağı (ne oldu ki? Hiçbir şey olmadı ki… neden kavga çıkarttı ki?)-         Suçlu bulma basamağı (sen bunu yapmasaydın, bu böyle olmasaydı, ben sana söylemiştim, senin yüzünden…)-         Hızlıca her şeyi çözmek çabası, psikolojik konfor alanına dönebilmek için (ben çok endişe ediyorum, ben ağlıyorum, kendimi kötü hissediyorum, herkese affedelim artık, çabuk çözelim de gezmeye gidelim)-         Kendini suçlama basamağı (benim suçum, benim yüzünden, keşke söylemeseydim, yapmasaydım)-          Söyleyene karşı öfke basamağı (değişim acıtıyor, bundan dolayı sorun bende değil, sende)-         Kendini koruyabilmek için kırgın olma basamağı (kırgın olana kırılmıyorlar, siz beni acıttınız, kırgın olmak için bahane bulurum, siz daha benden özür dileyeceksiniz)-         Hüzün basamağı (her şeyi kaybettim, iyi şeyler gitti bitti, artık her şey kötüye gidecek)-         Hayal kırıklığı basamağı (hiç arkadaş olmasaydım keşke, uğraşmamam gerekiyordu)-         Umursanmaz olma basamağı (yoruldum, ne yaparsınız yapın umurumda değilim)Neden önemli çünkü kişi anlamalı onun söylediği sözler, gerçekleştiği eylemler kendileri arkasında sonuçları getirecek.Nezaketsizliği hakkında konuştuk, daha çok konuşabiliriz, daha çok şeyler yazılabilir, örnek verilebilir. Nezaket hakkında konuşulacak az şeyler var, ama konuştuğumuzda ruhumuz konuşur.Kalbimizin dilinde nezaketli olmak:o   Sen benim için önemlisin, seni seviyorumo   Evet, benim kendime ait bakış açım var, her şey kaderlerimizde ve düşüncelerimizde aynı olmayabilir, ama duygularda olur… bundan dolayı kendim kalarak çok istiyorum ki, sen de benim yanında kendin olo   Farklı olan ol, inançlı ol, ilişkileri değer veren ol, profesyonel ol, sanatsal ol, ilginç ol, benden farklı ol…Ama önemli olan sevildiğim kişi ol, yumuşacık ol, benim için değerli ol. Seni seviyorum ve bu şeklinde kabul ediyorum, saygı duyurum senin bakış açısına, senin dünyaya…Yapabildiğim kadar,Becerebildiğim kadar,Öğrenebildiğim kadar,Tüm kalbimle…  Sevgi ile olun

31.01.2025 Devamını Oku

Kıskançlıktan özgürleşme yolları

    Kıskançlık toplumun tarafından kabul edilmeyen ve yargı ile karşılanan duygu. Bundan dolayı yetişkinler bu duyguyu  hep saklamaya çalışırlar, ama çocuklar bunu beceremiyorlar. Çok sıkça çocuk parklarında ağlama ve bağırma sesleri duyabiliriz: Bende onunki gibi oyuncak istiyorummm!!!Gerçekte kıskançlık bir şeyin eksik olduğunu göstergesidir, başkasında var olanın ve onda olmayanın. Bu duygu hiç konforlu değil, özellikle onu tatmin etmek için bir imkân yoksa. Kıskançlığı gizlemek için  o kadar çok yöntem geliştirdik ki biz…Kıskançlık aslında bu başkasının başarısının karşısında oluşan yas duygusu. Herkes kıskanır! Eğer kişi diyorsa Ben kimseye kıskanmıyorum çok da dürüst değil kendisi ile. Kıskançlık insanoğlunun gelişin sürecinin içerisinde ortaya çıkan bir duygu. Ve bir zamanlar pozitif amaçla kullanılıyordu: kısıtlı kaynakların olduğu zamanlarda hayatta kalmaya sağlıyordu.Kıskançlığının çeşitleri:·       Zehirli kıskançlık: bende bu yoksa onda da bu olmasın·       Bencillik kıskaçlığı: bende bu var, ama o olmamalı·       Kara kıskançlık: onunki benim olmalı·       Beyaz kıskançlık: onda varsa bende de olmalı·       Kurtarıcı kıskançlık: bende varsa onda da olmalı·       Fedakârlık kıskaçlık: bende yoksa onda olmalı·       Kurban kıskançlık: onda yok, bende de olmasın Toplulukta hiç kimse açık açık söylemiyor Ben seni kıskandım. Genellikle farklı şeklinde kıskançlığı tespit edebilme imkânımız var. Bu duyguya kapılan insanların en sık kullandığı davranış modellerinden birkaç tanesi paylaşıyorum1.      Kaçma.Kıskandığı kişi ile aynı ortamda bulunmamaya özen gösterme2.      Küçümseme Kıskandığı kişinin başarıları küçümsemeye yönelik sözlerinde, eylemlerinde bulunma3.      Başkasını kıskandırmaElde ettiği başarısından daha aşağıda olan kişilerle temasta olma çabası. Yani başkası beni kıskansın. Ama seçtiği bu yol eksik olanı sadece kompanse ediyor.4.      İntikamÇok güzel saklanmış, kapatılmış genellikle olur intikam. Kişi bilerek kıskandığı kişi ile iletişimde kalıyor, sık görüşüyor ki başkasının yanında onunla dalga geçebilmek için, küçük düşürmek için.Kıskançlıktan özgürleşmek için ilk adım önce o olabileceğini ihtimal verebilmektir. Olabilir diyebilmektir. Çünkü kabul etmediğimiz hiçbir şeyi değiştirmemiz imkânımız yoktur.Bugün kıskançlıktan nasıl özgürleşebiliriz birkaç tane ip uçları vermek istiyorum1.      Öz değeri ile çalışınBinlerce araştırma yapıldı psikologlar tarafından, bilim adamlar tarafından öz değer hakkında. Ve şöyle bir bağlantı keşfedildi: öz değer ne kadar yüksek ise kıskançlık seviyesi o kadar azdır. Bunun nedeni çok basit aslında. Kişi onunla her şey yolunda olduğunu emin ise, onun hayatında en iyisi olduğunu emin ise başkasını kıskanmak, başkasını ne yaptığını bakmak gerek yoktur. Bundan dolayı sahip olduğumuz olanları değer vermeye öğrenmek önemlidir.  2.      Sahip olduğunuz imkanlara göre hedef belirleyinÇoğu zaman kıskançlığının ve tatminsizliğin çocukluk döneminde oluşur. Eğer anne ve baba bize ikna etti ise başarılı kişide bir çuval para var, yurt dışında tatil yapıyor ve birkaç tane üniversite bitirdi, o zaman öylesine mutlu olmak çok zordur. Mutluluk çok geniş bir kavram ve herkes için farklıdır. Şehir dışında küçük evinde de mutlu olunur, çocukla gezmeye çıktığında da. Önemli olan bunu kabul etmek ve anlamak. Kıskançlık kendiliğinden kaybolur. 3.      Başkasının hayatını yaşamak yerine kendi hayatınızı yaşayınGerçekten ilginizi çeken, sizi neşelendiren, sizi mutlu eden bir şey yapınız. Moda olanı, başkasının yaptığını olanı değil. O zaman başkasını ne yaptığını bakma zamanınız olmaz ve kendinizi başkası ile kıyaslamazsınız. 4.      Kendinize karşı acıma duygusundan vazgeçin.Yazık bana, ben şansızım, kaderim bu diyen veya düşünen kişiler genellikle hiçbir şeye ulaşamazlar. Sahip oldukları enerjileri acıma duygusuna dönüştürerek başkasının hayatlara özenerek zaman geçiriyorlar. Eminim hepimizde elde ettiğimiz yetenekler, becereler var ve onları nasıl kullanabilirim sorusuna yönelmek çok daha verimli sonuçları getir. 5.      Derinlere bakınızGerçekte güzel kaplamanın arkasında ilginç şeyler saklanıyor. Bu problemler olabilir, dinlenmeden çalışma olabilir, kişinin geçmesi gerektiğini problemler olabilir sahip olduğu şeylere kavuşabilmek için. Kendinizi sorunuz: neyden vazgeçmeye hazırsınız ve neyi daha sonraya erteleyebilirsiniz istediğinizi ulaşmak için. Belki o zaman başkasında gördüğünüz olan o kadar cazip gelmeyecektir ve duruma farklı bir şeklinde bakabilirsiniz 6.      Kıskançlık her zaman kötü bir şey değildir. Kıskançlık yıkıcı olabilir, ancak yeni bir şeyi yapmamızı de motive edebilir, zafere ulaşmamızı sağlayabilir. Çok sağlıklı bir motivasyon aracı olmasa da bazı kişiler için belirli bir süre iş görür. ThetaHealing tekniğine ilk başladım zamanlarında analitik zihninde yaşamaya çok alışıktım, kimyager ve ekonomi alt yapım ister istemez etki ediyordu o dönemde. Yapamamak, görememek, anlam verememek o dönemlerde en sık yaşadığım duygulardı. Ama benim ilerlememi sağlayan bir düşünce vardı: Biri yapabildiyse ben de yaparım. Çok sağlıklı değil. Ama belirli bir seviyeye ulaşana kadar çok faydalı oldu.Sadece siz karar verebilirsiniz kıskançlık enerjisi nasıl kullanırsınız. 7.      Biri sizi de kıskanıyorEğer tamamen dürüst olursak sizi da kıskanan insanı görebiliriz. Küçük bir su serpme olsa, ama sahip olduğunuz şeyleri, hayatı, pozisyonunuzu yeniden değerlendirebilme fırsatı sunar. Belki de aslında bir zamanlar hayal ettiğiniz şeyler şimdi zaten hayatınızda sadece rutine dönüştü için artık göremiyorsunuzdur 8.      Farklı eylemleri gerçekleştirinHiçbir zaman unutmayın, aynı şeyleri yaparak farklı bir şeyi beklemek umutsuzdur. Belki yürüdüğünüz yolunun yönü biraz değiştirmek gerekiyor ve çok istediğiniz şey zaten kendinden gelir. Değiştirmeye, değişmeye korkmayın.  Hayat değişimlerden oluşuyor. 9.      Çevrenizi değerlendirinNe kadar desek de çevremden etkilenmiyorum, bu tam olarak doğru değil. İnsanlar sahip oldukları yaşam bakış açılarla, düşüncelerle bizi etkiliyorlar. Fark etmeden bile şikayetler ve kıskançlığının bataklığının içinde sıkışıp kalabilirsiniz 10.  Düşüncelerinizi ve sözlerinizi kontrol altına alınKullanıldığınız kelimeler arasında: Ben yapamam, Ben kaybettim, Bu çok zor, Çok çabalıyorum kaldırın tamamen. Birisinde hoşunuza giden bir şey gördüğünüzde Şok oldum demek yerine Hayranlık duyurum demesi o kişiyi mutlu eder. Çünkü gönderdiğimiz enerji bize geri dönme alışkanlığa sahiptir. Size ne geri dönmesi istersiniz?   Sevgi ile olun

20.04.2024 Devamını Oku

Seminerler & Yazılar

ThetaHealing, hakkında verdiğimiz seminerlere katılmak ister misiniz?

Seminerlerimiz hakkında e-posta alın

Yeni bir blog oluşturduğumuzda mail göndermemizi isterseniz

İletişim Hesaplarım

Beni sosyal medya hesaplarımdan takip etmek ister misiniz?

hello@tetyanacelebi.com

Bana Mail adresimden mail yoluyla ulaşabilirsiniz

+90 541 457 01 42

Beni arayarak seminerlerim hakkında bilgi edinebilirsiniz